Kelimeler arşivi içinde; başında "akar" olan, toplam 43 adet kelime bulunmaktadır. akar ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu akar ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde akar olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
AKARODERMATİTİS
AKARYAKITÇILIK
AKARSUBİLGİSİ
AKARYAKITLAR, AKARİDİYAZİS
AKARYAKITÇI, AKAROLOJİST, AKAROTOKSİK
AKARİNOZİS
AKAROFOBİ, AKAROLOJİ, AKARYAKIT, AKARDİYUS, AKARİOZİS
AKARTMAK, AKARİSİT, AKARİDAN, AKARISTA, AKARTUNA, AKARTÜRK, AKARDERE, AKARCALI, AKARBAŞI, AKARALIK
AKARSEL, AKARYAN, AKAROİT, AKARMAK, AKARLAR, AKARKÖY, AKARİNA, AKARİAZ, AKARÇAY, AKARCIK
AKARİT, AKARPA, AKARSU, AKARİD, AKARET, AKARDİ, AKARCA, AKARAP
AKAR
AKAR
Kiraya verilerek gelir getiren ev, dükkân, tarla, bağ vb. mülk, akaret. Halı, koltuk, yatak vb. yerlerde ve nemli ortamlarda yaşayan, astıma yol açabilen, insan vücudundan dökülen deri tozlarıyla ve parçacıklarıyla beslenen bir tür canlı. Sıvı, mai, likit.
AKARİNOZİS
Akariozis.
AKARDİYUS
Akardi.
AKARYAKIT
Benzin, gaz yağı, mazot vb. sıvı yakıt.
AKARİDİYAZİS
Akariozis.
AKARYAKITÇI
Akaryakıt satan kimse.
AKAROTOKSİK
Akarları öldüren.
AKARODERMATİTİS
Akarların neden olduğu deri yangısı.
AKARYAKITÇILIK
Akaryakıtçının yaptığı iş.
AKAROLOJİST
Akarlar konusunda uzman kişilere verilen ad.
AKARSUBİLGİSİ
Akarsuların düzen özelliklerini, bu düzeni yaratan doğal nedenler bakımından inceleyen bilim kolu.
AKAROFOBİ
Akar, böcek ve solucan gibi küçük canlılardan korkma durumu.
AKARTMAK
Ağartmak.
AKARİOZİS
Hasat akarları (Trombicula), Sarcoptes ve Demodex cinsi gibi zorunlu dış parazitlerin hayvanları enfeste ederek oluşturduğu önemli deri hastalıkları, kene veya uyuz etkenlerinin neden olduğu enfestasyon, akaridiyazis, akarinozis.
AKARYAKITLAR
İşlenmemiş yeryağı ürünlerinden mazot, benzin, gazyağı ve benzerleri sıvı durumunda kullanılan yanıcı özdekler.
AKAROLOJİ
Uyuz böcekleri ile keneleri inceleyen bilim dalı. Kene ve uyuz böceklerini inceleyen bilim dalı. Kene ve akarları inceleyen bilim dalı.
Bu bölümde tanımı içerisinde AKAR geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AKARET
Akar.
BARAJ
Suyu toplama, sulama ve elektrik üretme amacıyla akarsu üzerine yapılmış olan bent. Herhangi bir alanda başarıyı tespit etmek için gerekli olan şart. Futbol veya hentbolda serbest atışı yapacak oyuncunun önünde karşı takım oyuncularının yan yana dizilip oluşturdukları set.
BERDELACUZ
Halk takvimine göre 11-17 Mart arasında görülen kocakarı soğuğu.
ALÜVYON
Akarsuların taşıyıp yığdıkları balçık, kil vb. çok ince taneli şeylerin kum ve çakılla karışmasıyla oluşan yığın, lığ.
AV
Karada, denizde, gölde veya akarsularda evcil olmayan hayvanları vurma veya yakalama işi, şikâr. Bir hayvanın bir başka hayvanı yemek için yakalaması. Tuzağa düşürülen, kendisinden yararlanılan kimse. Bu yollarla yakalanan hayvan.
ANNE
Çocuğu olan kadın, ana, valide, kocakarı, mader, nene, aba. Yavrusu olan dişi hayvan.
ANAFOR
Girdap. Yolsuzluk yapılarak elde edilen şey. Karmakarışık bir durum.
AKYAZI
Sakarya iline bağlı ilçelerden biri.
BOBİN
Makara. Tampon silindiri veya mihver boru etrafına sarılmış kâğıt veya kartonun sürekli uzunluğu. Fotoğraf filmi rulosu. İçinden elektrik akımı geçebilen yalıtılmış tel ile bu telin sarılı bulunduğu silindirden oluşan aygıt.
AKINTIÖLÇER
Bir akarsuyun veya kanalın akıntı hızını ve düzeyini ölçmeye yarayan alet.
AĞIZ
Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.
ALDANMAK
Görünüşe bakarak yanlış bir yargıya varmak, yanılmak. Hayal kırıklığına uğramak. Havanın birden ısınmasıyla zamansız açan çiçek, soğuk sebebiyle donmak. Bir hileye, bir yalana kanmak. Avunmak, oyalanmak.
ALGARİNA
Ağır bir şeyi denizden çıkarma veya denize indirme işinde kullanılan büyük vinçli deniz teknesi. Bazı gemilerin baş veya kıç tarafından eğik olarak uzatılmış bulunan makaralı, kısa ve kalın dikme.
BAKICI
Bakma işiyle görevlendirilen kimse. Bir şeyi satın almayı düşünmeden yalnızca bakarak ilgilenen kimse. Falcı. Yabancı ülkede bir aile yanında kalarak eğitimini sürdüren ve aynı zamanda o evin çocuklarına bakan kimse. Genellikle çocuk, yaşlı ve hastalara bakma işiyle görevli kimse. Yeme içme, barınma ve eğitim karşılığında bakıcılık görevi yapan kimse.
AĞIRBAŞLILIK
Ağırbaşlı olma durumu, vakar, ciddilik, ciddiyet, vakurluk.
BENZOL
Benzin ve tolüen karışımı bir akaryakıt.
BENZİNCİ
Akaryakıt satılan yer. Akaryakıt satan kimse.
ADAPAZARI
Sakarya iline bağlı ilçelerden biri.
AKAK
Yatak. Eğimi, inişi fazla olan yer. Suyun ivinti yeri. Irmak, dere, çay, küçük akarsu.
AKARCA
Küçük akarsu. Sürekli işleyen çıban, fistül. Kaplıca. Kemik veremi.