AKAY ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "akay" olan, toplam 2 adet kelime bulunmaktadır. akay ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu akay ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde akay olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

AKAY

Adam, erkek. Parıltılı ay, ışıklı ay.

AKAYDIN

Temiz ve aydınlık.

  -   -   -  

Anlamında AKAY bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde AKAY geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AKONİTUM

Bazı denizşakayıklarının mezenterleri üzerinde bulunan ve dikenli çıkıntılar taşıyan ipliksi uzantılar, akontiyum.

ABAHAM

Al bakayım sözünün aşınmış ve kaynaşmış şekli: Abaham şunu.

AKONTİYUM

Bazı denizşakayıklarının mezenterleri üzerinde bulunan ve dikenli çıkıntılar taşıyan ipliksi uzantılar. Akonitum.

ŞİŞMEK

İçi hava veya gazlarla dolarak gerilmek. Yorularak koşuyu veya müsabakayı sürdüremez olmak. Vücudun bir yeri içine yabancı bir maddenin girmesiyle veya başka bir etkiyle gerilmek, kabarmak. Gururlanmak, büyüklenmek. Utanmak, mahcup olmak. Çok yemek yiyerek rahatsız olacak kadar doymak. Bir şey emerek hacmi büyümek, genişlemek.

KÖPRÜ

Herhangi bir engelle ayrılmış iki yakayı birbirine bağlayan veya trafik akımının, başka bir trafik akımını kesmeden üstten geçmesini sağlayan ahşap, kâgir, beton veya demir yapı. İki şey arasında bağ veya ilişkiyi sağlayan şey. Olmayan dişlerin yerini tutmak veya takma dişleri ağızdaki dişlere sağlam tutturmak amacıyla yapılmış olan diş protezi. Güreşte omuzları yere değdirmemek için ayakları ve alnı yere dayayıp beli yukarı kaldırarak alınan durum, güreşçi köprüsü. Vücudun, sırt yere dönük olarak el, baş veya diz yere dayanarak yay biçimi aldığı durumu. Geminin önünü iyice görecek bir yükseklikte, sancaktan iskeleye kadar kurulan kumanda yeri.

İLGİSİZ

İlgisi olmayan veya ilgilenmeyen, kayıtsız, aldırmaz, alakasız, lakayıt, bigâne. Aldırmaz, kayıtsız bir biçimde.

DENİZŞAKAYIKLARI

Denizşakayığını içine alan sölenterler alt sınıfı.

PASLI

Üzerinde pas oluşmuş, pas tutmuş, paslanmış. Hastalık dolayısıyla beyaz tabakayla kaplanmış (dil). Huzursuz, sıkıntılı, üzgün, kararsız.

BAKLADAMLAR

Elâzığ kenti, Alacakaya belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.

ALTIOLUK

Elâzığ kenti, Alacakaya ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

KRONİK

Süreğen. Uzun süredir bir çözüm getirilmemiş. Olayların birbiri ardınca sıra ile yazıldığı tarih, vakayiname.

BAKEN

Bakayım.

AKSOPODYUM

Diğer psödopodlara benzemeyen, ince ve kalıcı dallanma göstermeyen ve anastomoz yapmayan, ince bir dış tabakayla sıvı sitoplazma, eksen ve iplikçiklerden oluşan Radiolaria ve Heliozoa türlerinde bulunan hareketi sağlayan yapılar.

ROZET

Yakaya takılmak için çeşitli biçimlerde yapılan, bir kuruluşun sembolü sayılacak genellikle küçük metal nesne. Kapı kolunun altına monte edilen metal parça. Güney Anadolu sahillerinde yetişen, pembe ve beyaz çiçekleri olan süs bitkisi. Musluğun, gizli döşenmiş boruya vidalandığı yerin çirkin görünüşünü kapatmak amacıyla kullanılan nikel veya krom kaplanmış çember biçimli sac parça.

AKAN

Ekin yığınlarını yağmurdan korumak için yığının üst tarafına yapılan hilâl şeklindeki cetvel. Bakayım, göreyim anlamında: Mehmet gel akan!. Irmak, dere, çay, küçük akarsu. Çeşme, pınar, kaynak, su oluğu. Bir yerden bir yere doğru akan, giden. Çeşme, pınar.

KAZIMAK

Bir aleti sürterek bir şeyin yüzündeki tabakayı kaldırmak. Sertçe ovmak. Tıraş etmek. Vücuttaki yabancı bir cismi hasta, zararlı veya istenmeyen bir organı almak, temizlemek, yok etmek. Bir araç kullanarak silmek, çıkarmak. Metal bir yüzey üstüne sert bir araçla şekil çizmek, yazı yazmak, nakşetmek. Aslını, kökünü ayrıntılı bir biçimde araştırmak.

FALAKACI

Sadrazamın, İstanbul kadısının, yeniçeri ağasının veya sekbanbaşının denetlemeler sırasında yanında bulunan ve suçluyu falakaya yatıran görevli.

PAPYON

Kelebek biçiminde, bir çengelle veya lastik bağla yakaya tutturulan kravat, papyon kravat.

ŞATHİYE

Yergiye, alaya, şakaya yer veren manzum eser. Tasavvuf konularını mizahlı bir biçimde işleyen, coşku hâlinde söylenen bir şiir türü.

BAKAYAZMA

Bakayazmak işi.