Kelimeler arşivi içinde; sonunda "akay" olan, toplam 3 adet kelime bulunmaktadır. Sonu akay ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında akay olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde akay olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
AKAY
Adam, erkek. Parıltılı ay, ışıklı ay.
ORAKAY
Temmuz.
ÖZAKAY
Özü temiz kimse.
Bu bölümde tanımı içerisinde AKAY geçen kelimeler listesi verilmiştir.
DENİZŞAKAYIKLARI
Denizşakayığını içine alan sölenterler alt sınıfı.
AKONİTUM
Bazı denizşakayıklarının mezenterleri üzerinde bulunan ve dikenli çıkıntılar taşıyan ipliksi uzantılar, akontiyum.
BAKAYAZMA
Bakayazmak işi.
AKONTİYUM
Bazı denizşakayıklarının mezenterleri üzerinde bulunan ve dikenli çıkıntılar taşıyan ipliksi uzantılar. Akonitum.
KAZIMAK
Bir aleti sürterek bir şeyin yüzündeki tabakayı kaldırmak. Sertçe ovmak. Tıraş etmek. Vücuttaki yabancı bir cismi hasta, zararlı veya istenmeyen bir organı almak, temizlemek, yok etmek. Bir araç kullanarak silmek, çıkarmak. Metal bir yüzey üstüne sert bir araçla şekil çizmek, yazı yazmak, nakşetmek. Aslını, kökünü ayrıntılı bir biçimde araştırmak.
PASLI
Üzerinde pas oluşmuş, pas tutmuş, paslanmış. Hastalık dolayısıyla beyaz tabakayla kaplanmış (dil). Huzursuz, sıkıntılı, üzgün, kararsız.
ALTIOLUK
Elâzığ kenti, Alacakaya ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
İLGİSİZ
İlgisi olmayan veya ilgilenmeyen, kayıtsız, aldırmaz, alakasız, lakayıt, bigâne. Aldırmaz, kayıtsız bir biçimde.
KÖPRÜ
Herhangi bir engelle ayrılmış iki yakayı birbirine bağlayan veya trafik akımının, başka bir trafik akımını kesmeden üstten geçmesini sağlayan ahşap, kâgir, beton veya demir yapı. İki şey arasında bağ veya ilişkiyi sağlayan şey. Olmayan dişlerin yerini tutmak veya takma dişleri ağızdaki dişlere sağlam tutturmak amacıyla yapılmış olan diş protezi. Güreşte omuzları yere değdirmemek için ayakları ve alnı yere dayayıp beli yukarı kaldırarak alınan durum, güreşçi köprüsü. Vücudun, sırt yere dönük olarak el, baş veya diz yere dayanarak yay biçimi aldığı durumu. Geminin önünü iyice görecek bir yükseklikte, sancaktan iskeleye kadar kurulan kumanda yeri.
ROZET
Yakaya takılmak için çeşitli biçimlerde yapılan, bir kuruluşun sembolü sayılacak genellikle küçük metal nesne. Kapı kolunun altına monte edilen metal parça. Güney Anadolu sahillerinde yetişen, pembe ve beyaz çiçekleri olan süs bitkisi. Musluğun, gizli döşenmiş boruya vidalandığı yerin çirkin görünüşünü kapatmak amacıyla kullanılan nikel veya krom kaplanmış çember biçimli sac parça.
BAKEN
Bakayım.
AKSOPODYUM
Diğer psödopodlara benzemeyen, ince ve kalıcı dallanma göstermeyen ve anastomoz yapmayan, ince bir dış tabakayla sıvı sitoplazma, eksen ve iplikçiklerden oluşan Radiolaria ve Heliozoa türlerinde bulunan hareketi sağlayan yapılar.
FALAKACI
Sadrazamın, İstanbul kadısının, yeniçeri ağasının veya sekbanbaşının denetlemeler sırasında yanında bulunan ve suçluyu falakaya yatıran görevli.
ŞİŞMEK
İçi hava veya gazlarla dolarak gerilmek. Yorularak koşuyu veya müsabakayı sürdüremez olmak. Vücudun bir yeri içine yabancı bir maddenin girmesiyle veya başka bir etkiyle gerilmek, kabarmak. Gururlanmak, büyüklenmek. Utanmak, mahcup olmak. Çok yemek yiyerek rahatsız olacak kadar doymak. Bir şey emerek hacmi büyümek, genişlemek.
BAKLADAMLAR
Elâzığ kenti, Alacakaya belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.
PAPYON
Kelebek biçiminde, bir çengelle veya lastik bağla yakaya tutturulan kravat, papyon kravat.
ABAHAM
Al bakayım sözünün aşınmış ve kaynaşmış şekli: Abaham şunu.
ŞATHİYE
Yergiye, alaya, şakaya yer veren manzum eser. Tasavvuf konularını mizahlı bir biçimde işleyen, coşku hâlinde söylenen bir şiir türü.
AKAN
Ekin yığınlarını yağmurdan korumak için yığının üst tarafına yapılan hilâl şeklindeki cetvel. Bakayım, göreyim anlamında: Mehmet gel akan!. Irmak, dere, çay, küçük akarsu. Çeşme, pınar, kaynak, su oluğu. Bir yerden bir yere doğru akan, giden. Çeşme, pınar.
KRONİK
Süreğen. Uzun süredir bir çözüm getirilmemiş. Olayların birbiri ardınca sıra ile yazıldığı tarih, vakayiname.