Kelimeler arşivi içinde; başında "şeb" olan, toplam 33 adet kelime bulunmaktadır. şeb ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu şeb ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde şeb olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
ŞEBİNKARAHİSAR
ŞEBEKLEŞMEK
ŞEBEKLEŞME
ŞEBİYELDA
ŞEBYAMAN, ŞEBLEMEK, ŞEBİARUS, ŞEBEKLİK, ŞEBEKLER
ŞEBELEK, ŞEBEKÇİ, ŞEBABET
ŞEBBEK, ŞEBEKE, ŞEBNUR, ŞEBNEM, ŞEBMET, ŞEBKEN, ŞEBBAZ, ŞEBİLİ, ŞEBBİK, ŞEBEYH, ŞEBBOY
ŞEBEK, ŞEBİT, ŞEBEŞ, ŞEBER, ŞEBAP, ŞEBLÜ, ŞEBEL, ŞEBÜŞ
ŞEB
Gece.
ŞEBBEK
Demir ya da tahta parmaklık.
ŞEBİARUS
Düğün gecesi. Mevlâna'nın ölüm yıl dönümü olan 17 Aralık'ta düzenlenen tören.
ŞEBEKE
Ülke çapında yaygınlaştırılmış ulaşım ve iletişim örgüsü, ağ. Üniversite öğrencilerinin kimlik kartı. Birbiriyle bağlantılı ve gizli çalışan kimselerin tümü.
ŞEBİNKARAHİSAR
Giresun iline bağlı ilçelerden biri.
ŞEBABET
Gençlik. Gençlik yılları.
ŞEBEKÇİ
Şebek oynatan kimse.
ŞEBEKLER
Primatların alt takımı.
ŞEBLEMEK
Tadına bakmak.
ŞEBEKLİK
Şebek olma durumu.
ŞEBNUR
Gecenin nuru, gecenin ışığı, aydınlığı.
ŞEBELEK
Çok çirkin yüzlü. Maskara. 1.Maymun, şebek.
ŞEBEKLEŞMEK
Şebek durumuna gelmek.
ŞEBEKLEŞME
Şebekleşmek işi.
ŞEBİYELDA
En uzun gece.
ŞEBYAMAN
Göztaşı.
Bu bölümde tanımı içerisinde ŞEB geçen kelimeler listesi verilmiştir.
GECE
Genellikle saat 22.00'den itibaren gün ağarıncaya kadar geçen süre, tün, şeb. Bu süre içindeki karanlık. Geceleyin. Eğlence, anma vb. amaçlarla geceleyin düzenlenen toplantı.
KANALİZASYON
Pis ve atık suların özel kanallar aracılığıyla belli merkezlerde toplanıp atılmasını sağlayan sistem, lağım döşemi, şebeke.
FONKSİYON
İşlev. Bir birleşikteki herhangi bir madde grubunun kimyasal görevi, bu görevi nitelendiren özelliklerin tamamı. Bir veya birçok değeri değişebilen niceliklere bağlı olarak değişen nicelik.
ÇAĞRIM
Yüksek bir sesin yetişebileceği kadar uzaklık.
İNZİVA
Toplum hayatından kaçıp tek başına yaşama. Dış dünyayla bütün bağlarını keserek Tanrı'yla birleşebilmek için insanın kendi içine kapanması.
DEĞİŞKEN
Değişme özelliği gösteren, çok değişen, değişebilir, kararsız, değişici, mütehavvil. Geometride, bir koninin odağından çıkan dikeyin konikle kesiştiği noktaya kadar olan parçanın uzunluğu, parametre. Değişik sayı değerleri alabilen nicelik. Bir istatistik bütünün belli başlı niteliklerini daha basit ve kısa olarak gösterme olanağı veren ölçülebilir büyüklük, parametre. Cebirde bir denklemin katsayılarına giren değişken nicelik, parametre.
DİNAMİK
Canlı, etkin, hareketli. Mekaniğin kuvvet, hareket, enerji arasındaki ilişkilerini inceleyen dalı, devim bilimi. Hareketli, her an değişebilen, duruk karşıtı. Devimsel.
GİRİŞME
Girişmek işi, teşebbüs.
ÇİY
Havada buğu durumundayken akşamın ve gecenin serinliğiyle yerde veya bitkilerde toplanan küçük su damlaları, şebnem, jale.
ANAEROBİK
Oksijensiz yerde yaşayabilen, yetişebilen.
AĞ
İplik, sicim, tel vb. ince şeylerden kafes biçiminde yapılmış örgü. Ulaşım ve iletişim gibi alanlarda ülkenin her yerine yaygınlaştırılmış şebeke. Örümcek vb. hayvanların salgılarıyla oluşturdukları örgü. Çaprazlama örgü ile yapılmış olan ve kale direkleri arkasına gerilen örgü, file. Pantolon veya külotun apış arasına gelen yeri, apışlık. Tuzak. Oyun alanını ortadan ikiye bölen iple yapılmış örgü, file.
DEĞİŞİNİMCİLİK
Canlı bir varlıktaki soya çekimin, genlerin bazı özel durumlarının yitirilmesi, yeniden oluşması veya değişmesi yüzünden aniden değişebileceğini ve bu değişmenin, türlerin oluşmasında ana yol olduğunu ileri süren kuram, mutasyonizm. Doğa ve toplumdaki değişmelerin değişinim biçiminde olduğunu savunan düşünce akımı, mutasyonizm.
DEHA
İnsan zekâsının, insan kişiliğinin erişebileceği en yüksek düzey, dâhilik. Dâhi.
GÖRECE
Bir şeye göre olan, varlığı başka bir şeyin varlığına bağlı olan, kesin olmayıp kişiden kişiye, zamandan zamana, yerden yere değişebilen, bağıl.
FİNANSMAN
Bir girişime işleyebilmesi, gelişebilmesi için gereken para ve krediyi sağlama işi.
GİRİŞİM
Bir işe girişme, teşebbüs. İki veya daha çok dalga hareketinin, aynı noktaya aynı anda gelmesiyle birbirini yok edebilmesi veya kuvvetlendirebilmesi olayı.
DENEMEK
Değerini anlamak, gerekli niteliği taşıyıp taşımadığını bulmak için bir insanı, bir nesneyi veya bir düşünceyi sınamak, tecrübe etmek. Bir işe, başarmak amacıyla başlamak, girişimde bulunmak, teşebbüs etmek.
İNTERKONEKSİYON
Birçok elektrik şebekesi arasında bağlantı kurma.
GİRİŞİMCİ
Üretim için bir işe girişen, kalkışan kimse, müteşebbis. Ticaret, endüstri vb. alanlarda sermaye koyarak girişimde bulunan kimse, müteşebbis.
AKPAS
Lahana, turp, şalgam, karnabahar vb. bitkilerin kök dışındaki bütün bölgelerine yerleşebilen, özellikle semizotugillerde karşılaşılan yosunumsu mantar (Albugo candida).