Kelimeler arşivi içinde; başında "şarkı" olan, toplam 11 adet kelime bulunmaktadır. şarkı ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu şarkı ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde şarkı olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
ŞARKICIKUŞUGİLLER
ŞARKILAŞTIRILMAK
ŞARKILAŞTIRILMA
ŞARKICIÇEKİRGE, ŞARKILAŞTIRMAK
ŞARKILAŞTIRMA
ŞARKICILIK
ŞARKIMSI, ŞARKIŞLA
ŞARKICI
ŞARKI
ŞARKI
Tonlama değişiklikleriyle çeşitli duygular uyandıran uyumlu, ezgili insan sesleri dizisi. Divan edebiyatında, bestelenmek için dörtlükler biçiminde ve uyaklı olarak yazılmış olan şiir biçimi. Klasik Türk müziğinde aşk üzerine söylenen, nakaratı ve ara nağmesi olan parça. Ezgi, müzik parçası, melodi, liet.
ŞARKILAŞTIRMAK
Şarkı durumuna getirmek.
ŞARKICIÇEKİRGE
Sürülerle dolaşıp, sırasında ekinlere büyük zarar veren, ayrıca yaprak ve sürgünleri de kemirebilen, yeşilimsi yayla çekirgesi.
ŞARKILAŞTIRILMAK
Şarkılaştırma işi yapılmak.
ŞARKIŞLA
Sivas iline bağlı ilçelerden biri.
ŞARKICI
Şarkı söyleyen, şarkı söyleme yeteneği olan veya mesleği şarkı söylemek olan kimse, okuyucu, hanende, muganni, muganniye.
ŞARKILAŞTIRMA
Şarkılaştırmak durumu.
ŞARKILAŞTIRILMA
Şarkılaştırılmak durumu.
ŞARKICIKUŞUGİLLER
(Prunellidae),iyi bilinen türleridir.
ŞARKICILIK
Şarkıcının işi veya mesleği.
ŞARKIMSI
Şarkıyı andıran, şarkıya benzeyen, şarkı gibi.
Bu bölümde tanımı içerisinde ŞARKI geçen kelimeler listesi verilmiştir.
MIRILDANMAK
Alçak sesle kendi kendine bir şeyler söylemek. Ancak yanındakinin duyabileceği bir biçimde konuşmak. Alçak sesle şarkı söylemek.
MUGANNİ
Şarkıcı.
DÜZMEK
Bir gereksinimi karşılamak amacıyla birçok şeyi birbirini tamamlayacak biçimde bir araya getirmek. Şiir, destan, şarkı vb. yaratmak, oluşturmak, meydana getirmek. Düzene sokmak, düzene koymak, sıralamak, elverişli, uygun bir duruma getirmek. Erkek, cinsel ilişkide bulunmak. Uydurmak.
MUGANNİYE
Kadın şarkıcı.
GEYŞA
Dansçı ve şarkıcı Japon kadını. Özel olarak konuk ağırlamak için yetiştirilmiş Japon kadını.
MAKAM
Mevki, kat, yer. Klasik Türk müziğinde bir müzik parçası veya şarkının işleniş biçimi.
KANTO
Tuluat tiyatrolarında oyundan önce genel olarak kadın sanatçıların şarkı söyleyip dans ederek yaptığı gösteri. Bu gösteri sırasında söylenen şarkı.
ÇAĞIRMAK
Birinin gelmesini kendisine yüksek sesle söylemek, seslenmek. Yüksek sesle şarkı, türkü söylemek. Binmek için bir araç istemek. Herhangi birinin bir yere gelmesini istemek, davet etmek.
MELODRAM
Yunan trajedilerinde koro başı ile bir oyuncu arasında geçen şarkılı diyalog. Çağdaş tiyatroda, duygusal ve acıklı olaylara dayalı bir oyun türü. Oyuncuların müzik eşliğinde sahneye girip çıktıkları bir oyun türü. Acıklı, dokunaklı.
NAKARAT
Bir şarkıda her kıtadan sonra tekrarlanan ve bestesi değişmeyen parça, kavuştak. Bir şiirin içinde iki veya daha çok kez tekrarlanan bölüm. Çok sık tekrarlanan, bundan dolayı bıkkınlık vererek önemini yitiren söz.
BARKAROL
Venedik gondolcularının söz ve müziği önceden yazılmadan içlerinden geldiği gibi söyledikleri şarkı. Ritmi üç zamanlı müzik eseri.
DÜET
İki ses ya da iki müzik. İki kişi tarafından karşılıklı söylenen şarkı.
LİET
Şarkı.
GÖSTERİ
İlgi, dikkat çekmek için bir topluluk önünde gösterilen beceri veya oyun. Bir şeyi tanıtmak amacıyla yapılmış olan sunum, demonstrasyon, demo. Birinin, bir topluluğun kendi duygusunu gösteren sözü veya davranışı, tezahürat. Sinema veya tiyatroda film, oyun gösterme işi. Genellikle şarkı, dans vb. eğlence türlerin yer aldığı eğlence, şov. Bir istek veya karşı görüşün, halkın ilgisini çekecek biçimde topluca ve açıkça yapılması, nümayiş.
FASIL
Bölüm, kısım, devre. Osmanlı ve Arap tiyatrosunda oyunun perde bölümü. Dönem, devre. Belli bir sürede yapılmış olan iş, karşılaşılan durum veya olay. Bütçede ayrı ayrı gösterilen bölümler. Orta oyununa başlamadan önce saz takımının çaldığı köçek havası ve curcuna. Peşrev, nakış, şarkı, saz semaisi vb. parçaların belli bir sıraya göre çalınıp söylenmesi.
BALAT
Orta Çağ'da, üç bentten oluşan bir Batı şiiri türü. Serbest biçimli, romantik, müzik araçlarıyla çalınan veya şarkı olarak okunan eser. Batı'da, belirli danslara eşlik eden bir şarkı türü.
FANTEZİ
Sonsuz, sınırsız hayal, fantazya. Serbest biçimli beste veya alaturkada serbest biçimli şarkı. Değişik heves, değişik beğeni, değişik düşünüş. Süslü ve türü değişik olan.
HANENDE
Şarkıcı.
DİTİRAMP
Eski Yunanların Dionysos şerefine okudukları tören şarkısı. Lirik şiir.
MEYAN
Meyan kökü. Şarkıların makam geçişlerinin yapıldığı ve melodik hareketin nakarata bağlandığı bölüm. Ara, orta.