İçinde ŞARKI geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "şarkı" olan, toplam 11 tane kelime bulunuyor. İçerisinde şarkı bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu şarkı ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında şarkı olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

17 harfli kelimeler

ŞARKICIKUŞUGİLLER

16 harfli kelimeler

ŞARKILAŞTIRILMAK

15 harfli kelimeler

ŞARKILAŞTIRILMA

14 harfli kelimeler

ŞARKICIÇEKİRGE, ŞARKILAŞTIRMAK

13 harfli kelimeler

ŞARKILAŞTIRMA

10 harfli kelimeler

ŞARKICILIK

8 harfli kelimeler

ŞARKIŞLA, ŞARKIMSI

7 harfli kelimeler

ŞARKICI

5 harfli kelimeler

ŞARKI

Bazı kelimelerin anlamları

ŞARKI

Tonlama değişiklikleriyle çeşitli duygular uyandıran uyumlu, ezgili insan sesleri dizisi. Divan edebiyatında, bestelenmek için dörtlükler biçiminde ve uyaklı olarak yazılmış olan şiir biçimi. Klasik Türk müziğinde aşk üzerine söylenen, nakaratı ve ara nağmesi olan parça. Ezgi, müzik parçası, melodi, liet.

ŞARKILAŞTIRILMAK

Şarkılaştırma işi yapılmak.

ŞARKICILIK

Şarkıcının işi veya mesleği.

ŞARKICI

Şarkı söyleyen, şarkı söyleme yeteneği olan veya mesleği şarkı söylemek olan kimse, okuyucu, hanende, muganni, muganniye.

ŞARKIMSI

Şarkıyı andıran, şarkıya benzeyen, şarkı gibi.

ŞARKIŞLA

Sivas iline bağlı ilçelerden biri.

ŞARKILAŞTIRILMA

Şarkılaştırılmak durumu.

ŞARKICIKUŞUGİLLER

(Prunellidae),iyi bilinen türleridir.

ŞARKILAŞTIRMA

Şarkılaştırmak durumu.

ŞARKILAŞTIRMAK

Şarkı durumuna getirmek.

ŞARKICIÇEKİRGE

Sürülerle dolaşıp, sırasında ekinlere büyük zarar veren, ayrıca yaprak ve sürgünleri de kemirebilen, yeşilimsi yayla çekirgesi.

  -   -   -  

Anlamında ŞARKI bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ŞARKI geçen kelimeler listesi verilmiştir.

MUGANNİYE

Kadın şarkıcı.

MELODRAM

Yunan trajedilerinde koro başı ile bir oyuncu arasında geçen şarkılı diyalog. Çağdaş tiyatroda, duygusal ve acıklı olaylara dayalı bir oyun türü. Oyuncuların müzik eşliğinde sahneye girip çıktıkları bir oyun türü. Acıklı, dokunaklı.

BALAT

Orta Çağ'da, üç bentten oluşan bir Batı şiiri türü. Serbest biçimli, romantik, müzik araçlarıyla çalınan veya şarkı olarak okunan eser. Batı'da, belirli danslara eşlik eden bir şarkı türü.

DÜZMEK

Bir gereksinimi karşılamak amacıyla birçok şeyi birbirini tamamlayacak biçimde bir araya getirmek. Şiir, destan, şarkı vb. yaratmak, oluşturmak, meydana getirmek. Düzene sokmak, düzene koymak, sıralamak, elverişli, uygun bir duruma getirmek. Erkek, cinsel ilişkide bulunmak. Uydurmak.

MUGANNİ

Şarkıcı.

KANTO

Tuluat tiyatrolarında oyundan önce genel olarak kadın sanatçıların şarkı söyleyip dans ederek yaptığı gösteri. Bu gösteri sırasında söylenen şarkı.

ÇAĞIRMAK

Birinin gelmesini kendisine yüksek sesle söylemek, seslenmek. Yüksek sesle şarkı, türkü söylemek. Binmek için bir araç istemek. Herhangi birinin bir yere gelmesini istemek, davet etmek.

MEYAN

Meyan kökü. Şarkıların makam geçişlerinin yapıldığı ve melodik hareketin nakarata bağlandığı bölüm. Ara, orta.

NAKARAT

Bir şarkıda her kıtadan sonra tekrarlanan ve bestesi değişmeyen parça, kavuştak. Bir şiirin içinde iki veya daha çok kez tekrarlanan bölüm. Çok sık tekrarlanan, bundan dolayı bıkkınlık vererek önemini yitiren söz.

GÖSTERİ

İlgi, dikkat çekmek için bir topluluk önünde gösterilen beceri veya oyun. Bir şeyi tanıtmak amacıyla yapılmış olan sunum, demonstrasyon, demo. Birinin, bir topluluğun kendi duygusunu gösteren sözü veya davranışı, tezahürat. Sinema veya tiyatroda film, oyun gösterme işi. Genellikle şarkı, dans vb. eğlence türlerin yer aldığı eğlence, şov. Bir istek veya karşı görüşün, halkın ilgisini çekecek biçimde topluca ve açıkça yapılması, nümayiş.

BARKAROL

Venedik gondolcularının söz ve müziği önceden yazılmadan içlerinden geldiği gibi söyledikleri şarkı. Ritmi üç zamanlı müzik eseri.

GEYŞA

Dansçı ve şarkıcı Japon kadını. Özel olarak konuk ağırlamak için yetiştirilmiş Japon kadını.

DÜET

İki ses ya da iki müzik. İki kişi tarafından karşılıklı söylenen şarkı.

DİTİRAMP

Eski Yunanların Dionysos şerefine okudukları tören şarkısı. Lirik şiir.

HANENDE

Şarkıcı.

MAKAM

Mevki, kat, yer. Klasik Türk müziğinde bir müzik parçası veya şarkının işleniş biçimi.

FASIL

Bölüm, kısım, devre. Osmanlı ve Arap tiyatrosunda oyunun perde bölümü. Dönem, devre. Belli bir sürede yapılmış olan iş, karşılaşılan durum veya olay. Bütçede ayrı ayrı gösterilen bölümler. Orta oyununa başlamadan önce saz takımının çaldığı köçek havası ve curcuna. Peşrev, nakış, şarkı, saz semaisi vb. parçaların belli bir sıraya göre çalınıp söylenmesi.

FANTEZİ

Sonsuz, sınırsız hayal, fantazya. Serbest biçimli beste veya alaturkada serbest biçimli şarkı. Değişik heves, değişik beğeni, değişik düşünüş. Süslü ve türü değişik olan.

LİET

Şarkı.

MIRILDANMAK

Alçak sesle kendi kendine bir şeyler söylemek. Ancak yanındakinin duyabileceği bir biçimde konuşmak. Alçak sesle şarkı söylemek.