ŞAKAK ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "şakak" olan, toplam 2 adet kelime bulunmaktadır. şakak ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu şakak ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde şakak olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

ŞAKAK

Göz, alın ve yanak arasında, elmacık kemiğinin üstünde bulunan çukurumsu bölge.

ŞAKAKUL

Tekesakalı da denilen bitkinin yenilebilen, ak, tatlı, gevrek kökü.

  -   -   -  

Anlamında ŞAKAK bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ŞAKAK geçen kelimeler listesi verilmiştir.

PİRÇEYH

Şakakların üstünden sarkan saç tutamı, zülüf.

ÇÖKMEK

Bulunduğu düzeyden aşağı inmek, çukurlaşmak. Şakak, avurt vb. içeri doğru girmek, çukurlaşmak. Çömelmek. Basmak, yayılmak. Oturmak, birdenbire oturmak. Yoğun bir biçimde duymak. Son bulmak, yıkılıp dağılmak. Sarsılıp dinçliğini yitirmek. Deve, sığır vb. olduğu yere oturmak. Üzerinde bulunduğu yere yıkılmak. Sis, duman vb. inerek kaplamak. Tortu dibe inmek.

DULUKLUK

Kadın başlıklarının iki tarafına şakakların üstüne gelmek üzere takılan süs.

DULUH

Duvar dibi. Şakak. Avurt.

POSTTEMPORAL

Şakak (temporal) kemiğinin ardında.

ZÜLÜF

Şakaklardan sarkan saç lülesi. Sevgilinin saçı, zülfüyâr.

DULUK

Yüz. Şakak. Yüzün şakakla çene arasındaki yanı. Şakak üzerinde saç ile sakalın birleşimi olan kısım, favori.

SAMAY

Şakak, kulaktozu.

TEMPUS

Şakak.

TULUN

Şakak. Bütün. Yanak. Dolun.

DULUM

Köşe, köşe başı. Şakak. Şakaklardaki saç, zülüf. Komşu, yakın çevre. Kare: Karşıki bahçeler dulum dulum yapılmış. Yufkanın arasına peynir konulup bükülmüşü.

DULUN

Şakak. Çene kemikleri. Siper, kuytu yer. Arka taraf. Yan, yan taraf. Deve yavrusu.

TEMPORALİS

Şakağa ait, şakakla ilgili olan.

TEMPOR

Şakak.

KÖŞE

Birbirini kesen iki çizginin, iki düzlemin oluşturduğu açı, zaviye. İki duvarın birleştiği girintili veya çıkıntılı yer. İki sokağın veya caddenin kesiştiği yer, büküç. Bölüm, yer veya yan. Kuytu, tenha veya ücra yer. Kimsenin kolay kolay uğramadığı yer. Kesici araçları bilemeye yarayan bir çeşit taş, bileği taşı. Kadınların başlarına takarak yüzlerine ya da şakaklarına sarkıttıkları gümüş ya da altın süs eşyası. Dört yönden her biri. Yapıda köşelere konulan büyük ve düzgün taş. Deriden kesilmiş, çarık dikmekte kullanılan sırım. Kanepe yastığı. Gelin ya da sünnet çocuğu için hazırlanan yer. Ocağın bir kenarı. Ocak başı. Ayrılık, anlaşmazlık, aykırılık : Ahmet gene köşe çıkardı. Halının bir köşesine yapılan bir çeşit süs, köşe motifi. Ayaktopu alanını oluşturan yan ve kale çizgilerinin kesişme noktalarından her biri. Bir açıyı belirleyen iki yarıdoğrunun kesiştiği nokta. Çokgen tanımında sözü geçen noktalarından biri Verilen bir çok yüzlünün yüzlerini oluşturan çokgenlerin köşelerinden biri. 4- Yalınca tanımında sözü geçen noktalarından biri. İki ya da daha çok sayıdaki metal parçanın birbirlerine bağlandığı yer.

PÜRÇEK

Şakaklardan sarkan saç, zülüf. Bitkilerin saçaklı kökü veya püskülü, pürçük.