ŞAP ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "şap" olan, toplam 104 adet kelime bulunmaktadır. şap ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu şap ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde şap olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

16 harfli kelimeler

ŞAPKALIMANTARLAR

12 harfli kelimeler

ŞAPŞALLAŞMAK

11 harfli kelimeler

ŞAPILDATMAH, ŞAPIRDATMAK, ŞAPLAHLAMAH, ŞAPLAKLAMAK, ŞAPRAKSAKAL, ŞAPŞALLAŞMA

10 harfli kelimeler

ŞAPATLAMAK, ŞAPILATMAK, ŞAPIRDAMAK, ŞAPIRDATMA, ŞAPIRLAMAK, ŞAPİROGRAF, ŞAPKACILIK, ŞAPMALAMAĞ, ŞAPPADANAK

9 harfli kelimeler

ŞAPADANAK, ŞAPÇIDEDE, ŞAPERONİN, ŞAPILAMAH, ŞAPIRDAMA, ŞAPIRTTAK, ŞAPKAPICI, ŞAPLATMAK, ŞAPŞALLAK, ŞAPŞALLIK

8 harfli kelimeler

ŞAPALAMA, ŞAPATMAK, ŞAPATSIZ, ŞAPBANCI, ŞAPÇILAR, ŞAPÇILIK, ŞAPDAMAK, ŞAPILDAK, ŞAPIRDIM, ŞAPIRMAK, ŞAPKALIK, ŞAPKAPAN, ŞAPKASIZ, ŞAPLAMAK, ŞAPLATMA, ŞAPPADAK, ŞAPŞALAK, ŞAPŞALCA, ŞAPŞIMAK, ŞAPŞIRAK, ŞAPTALAK, ŞAPTAMAK, ŞAPURDUM

7 harfli kelimeler

ŞAPADAK, ŞAPALAĞ, ŞAPALAH, ŞAPALAK, ŞAPALAN, ŞAPALIK, ŞAPERON, ŞAPHANE, ŞAPILDU, ŞAPIRTI, ŞAPKACI, ŞAPKALI, ŞAPLAKA, ŞAPLAMA, ŞAPLICA, ŞAPŞUPA, ŞAPULCU

6 harfli kelimeler

ŞAPBAK, ŞAPBAN, ŞAPÇAK, ŞAPILA, ŞAPINA, ŞAPIRT, ŞAPKAK, ŞAPKÖY, ŞAPLAK, ŞAPLİK, ŞAPPOY, ŞAPRAK, ŞAPSAP, ŞAPŞAK, ŞAPŞAL, ŞAPŞAP, ŞAPŞAT, ŞAPŞUP, ŞAPTAL, ŞAPTIK, ŞAPULA

5 harfli kelimeler

ŞAPAR, ŞAPCI, ŞAPÇI, ŞAPEL, ŞAPIH, ŞAPIR, ŞAPKA, ŞAPLA, ŞAPLI, ŞAPMA, ŞAPŞA, ŞAPTA, ŞAPUL

4 harfli kelimeler

ŞAPA, ŞAPİ

3 harfli kelimeler

ŞAP

Bazı kelimelerin anlamları

ŞAP

İstekle öperken çıkan ses. Birden yere düşme veya çarpma sırasında çıkan ses. Alüminyum ve potasyum sülfatından veya amonyum alüminyum sülfatından oluşan, sıcak suda eriyen, tadı buruk, antiseptik bir madde. İnce kum ve çimentoyla yapılan düzgün döşeme sıvası. Bez üstüne dikilip boyna takılan yirmilik altın dizisi. Kumlu çimento ile yapılan beton yapı üstüne yalnız sulu çimento ile geçilen cila sıvası. Bağlam. Bir değerlikli metal sülfatlarının üç değerlikli metal sülfatlarıyla oluşturdukları çift tuz. Potasyum-aluminyum sülfata halk arasında verilen ad. Doğal yollardan elde edilmiş ve saf olmayan alüminyum hidroksit ve sülfürik asit karışımına amonyum veya potasyum ilavesiyle elde edilen, renksiz, kokusuz, kan veya doku proteinlerini çöktürerek etkiyen emilebilir yerel etkili kanama dindirici bir ve büzüştürücü etkili, hematoksilenin yapısında bulunan ve aşı yapımında adjuvant olarak da kullanılan bir madde. Bu bileşiğin, herhangi bir çift sülfat içeren grubu, alum. Berberlerin ellerini kurutmaları ve usturanın kaymaması için kullandıkları madde. (Aksaray Niğde).

ŞAPATLAMAK

Dövmek. Sarhoş olup sızmak. Dalmak, sızmak, kendinden geçmek.

ŞAPLAKLAMAK

Tokatlamak.

ŞAPİROGRAF

Daktiloda, mumlu kâğıda karbon şeritsiz olarak yazılan yazıyı ispirtolu çoğaltma tekniğiyle basan ve elle çalıştırılan makine.

ŞAPILATMAK

Tokatlamak.

ŞAPŞALLAŞMAK

Şapşal duruma gelmek.

ŞAPKACILIK

Şapkacının işi.

ŞAPIRDATMA

Şapırdatmak işi.

ŞAPIRLAMAK

Tokatlamak.

ŞAPRAKSAKAL

Akıtmalı (at için).

ŞAPIRDATMAK

Öperken veya bir şey yerken "şap" diye ses çıkartmak.

ŞAPKALIMANTARLAR

Tarla ve çayırlarda, bodur birer şemsiye gibi gelişen ve kök asalağı türleri de bulunan mantarlar topluluğu.

ŞAPLAHLAMAH

El çırpmak, alkışlamak.

ŞAPILDATMAH

Tokat atarken ses çıkarmak, şapırdatmak.

ŞAPŞALLAŞMA

Şapşallaşmak durumu.

ŞAPIRDAMAK

Öperken veya bir şey yerken "şap" diye ses çıkarmak.

  -   -   -  

Anlamında ŞAP bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ŞAP geçen kelimeler listesi verilmiştir.

BAŞLIK

Genellikle başı korumak için giyilen şapka, serpuş. Tekerlek parmaklarının çakılı olduğu kısım. Bir sütunun, bir direğin tepeliği. Kâğıt veya zarf üstüne basılmış ad ve adres, antet. Tablaların veya iş parçalarının düzgün kalmasını sağlamak amacı ile baş taraflarına takılan parça. Bir yazının, bir kitabın bölümlerinin başına konulan ve konuyu kısaca tanıtan ibare, serlevha. Başlık parası. Üst giysilerinin yakalarına takılı başlık, kapüşon. Hayvan koşumunun başa geçirilen bölümü.

BİNDİRME

Bindirmek işi. Birbiri üzerine gelerek eklenen levha, kiremit, ahşap parçalarının durumu. Çıkarma harekâtına katılacak birliklerin, çıkarma yerine gitmek için kendilerine ayrılan deniz araçlarına binmeleri.

AKSESUAR

Bir aletin, bir makinenin işlevine katılmayan ancak kendine özgü ayrı bir yararı bulunan alet, araç veya nesne. Konunun gerektirdiği ölçüde kullanılan, bir sahne içinde yer alan veya oyuncunun dekor gereği kullandığı çeşitli eşya. Giysiyi bütünleyen çanta, kemer, şapka, eldiven, mücevher vb. eşya.

HATIL

Ağırlığı yatay olarak dağıtmak ve duvarların düşey doğrultudaki çatlamalarını önlemek için yatay olarak boydan boya yerleştirilen ahşap, tuğla veya beton bağlama ögesi.

KABALAK

Birinci Dünya Savaşı'nda Osmanlı ordusunda kullanılmış olan, şapkaya benzeyen bir başlık türü. Kabak yaprakları biçiminde etli ve tüylü yaprakları olan, kırlarda ve su kenarlarında yetişen bir bitki.

DOĞRAMACI

Ahşap doğrama yapan kimse.

KAFES

Hayvanlar için aralıklı tel, metal veya ağaç çubuklardan yapılmış taşınabilir bölme. Çapraz çubuklarla ve aralıklı olarak yapılmış, pencerelere takılan siper. Şimşirlik. Vahşi hayvanlar için demir çubuklarla yapılmış taşınabilir bölme. Hapishane. Cami, tekke vb. yerlerde kadınlara ayrılan yer. Ahşap yapıların direk ve çatmalardan oluşan kaplama tahtaları dışında kalan iskeleti.

FÖTR

Şapka, çanta, çiçek ve başka süs eşyası yapmak için kullanılan ince ve yumuşak keçe. Bu keçeden yapılmış (şapka).

GİTAR

Genellikle ahşap gövdeli, perdeli, altı teli olan, telleri parmakla çekilerek veya pena ile vurularak çalınan bir telli çalgı.

ANSIZIN

Hatıra gelmeyen bir sırada, ani, anide, aniden, ansız, apansız, apansızın, birden, birdenbire, dangadak, defaten, durup dururken, fücceten, gürpedek, larp, larpadak, patadak, pattadak, rappadak, şakkadak, şapadanak, şappadak, şırakkadak, bedaheten, fücceten, nagehan, vehleten.

AŞOZ

Ahşap gemilerin omurgalarının uzunluğunca ve iki yanında borda kaplamalarının en dar yüzünü yerleştirmek için açılan keskin, sivri köşeli yuva.

FIRILDAK

Rüzgârla dönen, çember biçiminde çocuk oyuncağı. Havalandırmak amacıyla oda veya mutfak pencerelerine takılan kanatlı araç. Ocak veya soba borusunun iyi çekmesini sağlamak için tepesine takılan ve rüzgârın gittiği yöne dönebilecek biçimde yapılmış olan şapka. Düşüncesini sürekli değiştiren, sözünden dönen (kimse). Dolap, düzen, hile.

ÇATMA

Çatmak işi. Provada geçici olarak bir giysiye iliştirilmiş olan parça. Heykel yapımında çamuru ayakta tutan tel iskelet. Ahşap yapılarda ağaç iskeletin temel parçaları. Semerin ağaç kısmı. Duvarları ağaç gövdesinden birbirine takılarak ve çivisiz olarak yapılmış olan yayla evi, Yörük çadırı. Bir tür döşemelik kumaş.

KABARA

Dayanıklılık sağlamak amacıyla, ayakkabıların altına çakılan, yassı ve iri başlı demir çivi. Kumaş kaplı mobilyanın kenarındaki şeridin üzerine çakılan süslü çivi. Süs olarak odaların ahşap bölümlerine, türlü biçimler yapmak için çakılan iri başlı, sarı çivi.

KAKMA

Kakmak işi. Ağaç üzerinde veya diğer ahşap malzemede, mobilyada, belirlenmiş desen ve çizimlere göre oyulmuş yuvalara gümüş, sedef vb. süs maddeleri kakılıp oturtularak yapılmış olan iş.

FES

Şapka yerine kullanılan, kırmızı, kalın çuhadan yapılmış, tepesinde püskülü olan, silindir biçiminde başlık.

GÖLGELİK

Gölge altında bulunan yer. Kazıkların ve belli kalınlıktaki dikmelerin üzerine bindirilmiş bir tür demir veya ahşap çardak, sayeban, pergola.

GÖBELEK

Rengi siyah beyaz veya bej beyaz olan, kurutulabilen, yenebilen bir tür şapkalı mantar.

ANADUT

Ekin ve ot demetlerini arabaya yüklemeye veya harmanı aktarmaya yarayan uzun saplı, üç dişli, ahşap araç.

DİKME

Dikmek işi. Fidan, yeni dikilmiş fidan. Yük kaldırmakta kullanılan bir direkli maçuna. Bir evde aileyi sürdürecek olan tek çocuk. Dikey olan doğru veya düzlem, amut. Ağaç, direk. Ahşap yapılarda pencere ve kapı yanlarına dikilen direklerden her biri.