IŞIN ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "ışın" olan, toplam 37 adet kelime bulunmaktadır. ışın ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu ışın ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde ışın olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

13 harfli kelimeler

IŞINLANDIRMAK

12 harfli kelimeler

IŞINLANDIRMA, IŞINETKİNLİK

11 harfli kelimeler

IŞINIMLANMA, IŞINIMLILIK, IŞINIMÖLÇER

10 harfli kelimeler

IŞINLAYICI, IŞINLANMAK, IŞINIMLAMA

9 harfli kelimeler

IŞINMAMAK, IŞINLILIK, IŞINLILAR, IŞINLANMA, IŞINLAMAK, IŞINIRLIK, IŞINÖLÇER, IŞINÖLÇME, IŞINETKİN, IŞINDIRIH, IŞINCILIK

8 harfli kelimeler

IŞINLAMA, IŞINBİKE, IŞINOLUK

7 harfli kelimeler

IŞINHAN, IŞINKAN, IŞINSAL, IŞINCIK, IŞINLIK, IŞINBAY

6 harfli kelimeler

IŞINSU, IŞINTI, IŞINLI, IŞINIR, IŞINIM, IŞINER, IŞINAY

4 harfli kelimeler

IŞIN

Bazı kelimelerin anlamları

IŞIN

Bir ışık kaynağından çıkarak her yöne yayılıp giden ışık demeti, şua. Işın etkin özdeklerin saçtıkları alfa, beta, gama ışınlarından her biri. Bir noktadan çıkıp sonsuza giden yarım doğrulardan her biri. Belli bir doğrultuda giden tanecikler ya da erke demeti. Isı ya da ışık erkesinin yayılma doğrultusunu gösteren çizgi. Bir çemberin ya da bir yuvarın özeğinden dışa doğru uzanan çizgilerden her biri. Belli bir doğrultuda,giden parçacıklar ya da erke demeti. Bir doğru üzerindeki bir P noktası ile söz konusu doğru üzerinde P nin bir yanında kalan tüm noktaların oluşturduğu küme. Anlamdaş. yandoğru. Herhangi bir ışınım kaynağından çıkarak herhangi bir yöne giden bir ışınımın izlediği doğru. Bu ışınımın kendisi. Bir ışık kaynağından çıkarak her yöne dağılıp giden ışık demeti.

IŞINLILAR

Bir hücreli hayvanların, kök bacaklılar sınıfına giren, protoplazmalarından, hareket ve duyu organı olarak yalancı ayak salan takım.

IŞINMAMAK

Önemsememek, aldırış etmemek: Hasan yanımdan geçerken ışınmadı bile.

IŞINIMLANMA

(bir yüzeyin bir noktasında) Işınımlılığın, süresiyle çarpımı. bk. aydınlarıma. İyonlaştırıcı ışınımın etkisi altında kalma.

IŞINIMLILIK

(bir yüzeyin bir noktasında, bir doğrultuda) : Bir noktayı çevreleyen sonsuz küçük bir yüzey parçacığının belirli doğrultudaki ışınım yeğinliğinin, bu yüzey parçacığının o doğruya dik bir düzlem üzerindeki izdüşümüne bölümü. bk. ışıklılık.

IŞINLANMAK

Işınlama işine konu olmak veya ışınlama işi yapılmak.

IŞINIRLIK

Işık almakta olan bir özdeğin, başka ya da aynı dalga boyunda ışınlar salması olayı. Yüzey birlimi başına ışıyan ışık akısı. Görünmez morötesi ışınının emilmesi sonucu görünür ışık yayma durumu. Bazı özdeklerin, Röntgen ışınları, morötesi ışınları gibi bazı dalga uzunluklarından erke alması, bunu çok kısa süre tuttuktan sonra başka bir dalga uzunluğunda (görülebilir ışık olarak) yayabilmesi özelliği.

IŞINIMLAMA

Bir ışınımın bir nesneye düşürülmesi. Bununla ilgili büyüklük. bk. ışınımlanma.

IŞINLAMAK

Bilim kurguya göre ışın gücüyle bir varlığı, atomlara ayırarak görünmez duruma getirmek veya atomlarını birleştirerek bir varlığı yeniden oluşturmak. Bir şeyi bir yerden başka bir yere hızla göndermek. Virüslerden başka mikroorganizmaların, özellikle mikropların bulaşmasını azaltmak amacıyla yiyecek maddelerini hafif iyonlaştırıcı ışınlara tutmak.

IŞINLANDIRMA

Işınlandırmak işi.

IŞINETKİNLİK

Çekirdekleri kalımsız olan kimi öğelerin, kendiliğinden parçalanarak başka özdekler oluşturmaları ve bu süreç içinde &, ß parçacıkları ile y ışınları yaymaları.

IŞINIMÖLÇER

Bir kaynağın bütün dalga boylarındaki toplam ışınımını ölçen araç, bolometre.

IŞINLANDIRMAK

İnsan, hayvan veya herhangi bir materyal röntgen, gama, nötron ve benzerleri ışınların etkisinde kalmak.

IŞINLILIK

(bir yüzeyin bir noktasında, bir doğrultuda) bk. ışınımIilık (bir yüzeyin bir noktasında, bir doğrultuda).

IŞINLANMA

Işınlanmak işi.

IŞINLAYICI

Yapısında bir ışıma kaynağı bulunan ve bir maddeyi ışınlamaya yarayan araç.

  -   -   -  

Anlamında IŞIN bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde IŞIN geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ADIM

Yürümek için yapılmış olan ayak atışlarının her biri. Bir yarışın belirli uzaklığı kapsayan bölümlerinden her biri, etap. Ayakta, esas duruşta, bir ayağın türlü yönlerde iki ayak boyu kadar yer değiştirmesi. Girişim, hamle. Bir ayak atışıyla alınan ve uzunluğu yaklaşık 75 santimetre olan mesafe. Bir gösterge ucunun eş olarak ayrılmış yaylardan biri boyunca aldığı yol. İki diş arasındaki aralık.

AKTİNOLOJİ

Güneş ışınlarının hem insan hem de bütün canlılar üzerinde etkisini inceleyen bilim dalı.

ALINMAK

Alma işi yapılmak. Uyarlanmak. Elde edilmek. Bir sözün, bir davranışın kendisine söylediğini veya yapıldığını sanarak incinmek, kırılmak.

ASOSYAL

Sosyal olmayan. Genel kabul görmüş kuralların dışında hareket eden.

AKPAS

Lahana, turp, şalgam, karnabahar vb. bitkilerin kök dışındaki bütün bölgelerine yerleşebilen, özellikle semizotugillerde karşılaşılan yosunumsu mantar (Albugo candida).

AHLAKÇA

Ahlak anlayışına göre, ahlak değerleri bakımından, ahlaken.

ARASAT

Müslüman inanışına göre, kıyamet günü bütün ölülerin dirilip toplanacakları yer.

ALACAKLANDIRICI

Vadeli satış yapan firmaların her türlü mal ve hizmet satışından doğan haklarını devralan finansal kuruluş.

ANA

Anne. Temel, asıl, esas. Alacağın veya borcun, faizin dışında olan bölümü. Yaşlı kadınlara saygılı bir seslenme sözü. Yavrusu olan dişi hayvan. Çizgilerden herhangi birini anlatan kelimeye sıfat olarak geldiğinde o çizginin, belirli bir kural altında hareket ederek bir yüzey oluşturmaya yaradığını anlatan bir söz. Velinimet. Dinî bakımdan aziz tanınan bazı kadınlara verilen saygı unvanı.

ANGARYA

Bir kimseye veya bir topluluğa zorla, ücret vermeden yaptırılan iş, yüklenti. Kölelik düzeninde köylünün derebeyine yaptığı zorunlu ücretsiz hizmet. Usandırıcı, bıktırıcı, zorla yapılmış olan iş. Savaş durumundaki bir devletin, kendi sularındaki yabancı bir devletin ticaret gemilerine el koyarak bunlardan yararlanması. Olağanüstü durumlarda veya sıkıyönetimde devletin vatandaşlara ait taşıtlara el koyması. Bir kişiye görevi dışında yaptırılan iş.

ARDIÇ

Servigillerden, güzel kokulu yapraklarını kışın da dökmeyen, yuvarlak kara yemişleri ilaç olarak kullanılan bir ağaççık (Juniperus).

ALFATERAPİ

Alfa ışınları kullanılarak yapılmış olan tedavi.

AKBAŞ

Yazın kutup bölgelerinde yaşayan, kışın ılık kıyılara göçen, kısa ve ince gagalı, siyah bacaklı bir tür yabani kuş, deniz kazı (Bemicla).

ARYANİZM

IV. yüzyılda Arius adlı bir papazın kurduğu ve Hristiyan inanışının tersine olarak İsa'nın tanrılığını inkâr eden mezhep.

ASKI

Üzerine herhangi bir şey asmaya yarar nesne. Elbise, gömlek, tişört, ceket gibi elbiselerin kırışmadan düzgün bir biçimde elbise dolabına asılması için insan omzu biçiminde tasarlanmış, bazılarının altında pantolon asmak için düz bir çıta, bazılarının her iki kenarında etek asmak için çengel bulunan alet, elbise askısı. Saz şairleri arasında yapılmış olan deyiş yarışında üstün gelene verilmek için duvara asılan kumaş, tabanca vb. ödül. İpek böceğinin kozasını sarması için yanına konulan çalı çırpı. Düğünlerde geline yakınları tarafından takılan hediye. Artırma, eksiltme vb. resmî iş ilanlarının ilgili daire duvarında belli bir zaman süresince asılı durması. Kadınların kullandığı altın dizisi veya zincirli mücevherat. Hastanelerde kırık kol veya bacakların asılarak tutturulduğu araç. Gelinin odasına asılan süs. Yeni yapılmış olan yapıların çatısına, ev sahibi tarafından usta için veya düğün arabalarına düğün sahibi tarafından arabacı için armağan olarak asılan kumaş. Pantolon veya giysilerin düşmesini önlemek için omuzdan aşırılan bağ. Çay, kahve taşımaya yarar kahveci tepsisi, fener. Saklanmak için tavana asılmış dizi veya hevenk.

ALACAKLANDIRMAK

Vadeli satış yapan firmaların her türlü mal ve hizmet satışından doğan haklarını alacaklandırıcı adı verilen finansal kuruluşlara devretmek.

ALEGORİ

Bir görüntü, bir yaşantı veya bir davranışın daha iyi kavranmasını sağlamak için göz önünde canlandırıp dile getirme, yerine koyma. Bir sanat eserindeki ögelerin gerçek hayattan bir şeyleri temsil etmesi durumu.

ARAK

Ter. Çalma. Pirinç ve şeker kamışından elde edilen bir rakı türü.

ANTİKATOT

Basıncı azaltılmış bir elektrik boşalma tüpünde, katot ışınlarını durdurmak için tüp içerisinde katot karşısına yerleştirilen genel olarak metal yaprak.

ARŞ

İslam inanışına göre göğün en yüksek katı. "Yürü" komutu.