Kelimeler arşivi içinde; başında "ın" olan, toplam 71 adet kelime bulunmaktadır. ın ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu ın ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde ın olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
INGIRIZLAMAK
INTERVİSİON, INGILDATMAK, INSECTİVORA, INCIKLANMAK
INĞIÇGAMAK, INGILDAMAK, INCIKLAMAK, INGALANMAK, INKILDAMAK, INDALLAMAK
INTIRKALI, INIÇĞAMAK, INGILDANA, INILDAMAK, INIRSINIZ, INÇKIRMAK, INDALAMAK
INGASTAN, INGIRCAK, INTERTEL, INTELSAT, INGILÇUŞ, INILAMAK, INGASDAN, INCIKMAK, INIRAMAZ, INÇKIRIK
INKILIŞ, INIRMAK, INKILIP, INSECTA, INSICAK, INIZARI, INIKMAK, INKIFIK, INTIRGA, INGIRAZ, INGIRIZ, INCIKMA, INCINUK, INGILIP, INGILIK, INCALIZ
INRIMA, INEMÜK, INILTI, INICUK, INATCI
INGAR, INCAK, INGAZ, INBAL, INCIH, INCIK, INDIZ, INDIR, INNAK, INRAZ, INRIK
INCI, INAK, INRO, INDİ, INEZ, INGA, INIK
INK, INİ, INI
IN
IN
Hayır. Hayvanların kulağına yapılan işaret. İndiyum elementinin simgesi.
INDALLAMAK
Kararsız olmak, duraksamak.
INILDAMAK
Sallanmak, kımıldamak.
INKILDAMAK
Sallanmak, kımıldamak.
INGILDATMAK
Hafifçe kımıldatmak, sallamak.
INGILDAMAK
Kımıldamak, hareket etmek, sallanmak. Üstüne alınıp telaşa düşmek, gocunmak. Huysuzlanmak.
INGIRIZLAMAK
Yavaş yavaş zayıflamak, sağlığı bozulmak.
INTIRKALI
Şüpheli, korkulu, karışık.
INGILDANA
Hasta diş etlerini kanatarak tedavi etmeğe yarayan bir çeşit ot.
INCIKLANMAK
Kederlenmek.
INIÇĞAMAK
İnlemek.
INSECTİVORA
Köstebek ve kır faresi gibi temel olarak böceklerle ve diğer omurgasızlarla beslenen küçük canlılar.
INCIKLAMAK
Kederlenmek.
INĞIÇGAMAK
İnlemek.
INTERVİSİON
Uluslararası Radyo ve Televizyon Örgütü'ndeki Doğu bloğu ülkelerinden başlıcaları arasında kurulan televizyon birliği. (Bu birlik gerek kendi üyeleri arasında gerekse Eurovision'la izlence alış verişi yapar).
INGALANMAK
Sallanarak yürümek, salınmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde IN geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ABAKÜS
Sayı boncuğu. Sütun başlığının üstüne yatay olarak konan ve kenarlarından biraz dışarı taşan taş blok.
ABAT
Bayındır. Şen, rahat.
ABERASYON
Sapınç.
ABDESTLİK
Abdest alınacak yer. Abdest alınırken giyilen ve kolsuz hırkaya benzeyen bir giyecek türü.
ABAJUR
Işığı bir yere toplamak, doğrudan doğruya gözlere vurmasını önlemek için kullanılan, kâğıt, kumaş, maden veya renkli camdan yapılmış lamba siperi. Genellikle üzeri siperli masa lambası veya ayaklı lamba.
ABANİ
Genellikle sarık, bohça, kundak ve yorgan yüzü yapımında kullanılan, zemini beyaz, üzerinde safran renginde nakışlar bulunan ipek kumaş. Bu kumaştan yapılmış.
ABARTMAK
Bir nesneyi veya durumu olduğundan daha önemli, daha büyük veya daha çok göstermek, mübalağa etmek. Bir iş, bir davranış vb.nde gereğinden fazlasına kaçmak, aşırıya kaçmak.
ABA
Abla. Bu kumaştan yapılmış yakasız ve uzun üstlük. Bu kumaştan yapılan. Kepenek. Yünün dövülmesiyle yapılmış olan kalın ve kaba kumaş. Bu kumaştan yapılmış olan ve dervişlerce giyilen hırka. Anne.
ABACILIK
Abacının yaptığı iş.
ABDESTSİZ
Abdest almamış olan (kimse). Abdesti bozulmuş olan (kimse). Abdest almadan, abdest almaksızın. Kötü adam.
ABANOZ
Abanozgillerden, sıcak ülkelerde yetişen, kerestesinden yararlanılan birçok ağacın ortak adı. Bu tahtadan yapılmış. Bu ağacın ağır, sert ve siyah renkli tahtası. Koyu, parlak siyah. Bu renkte olan.
ABANDIRMAK
Bir kimsenin bir yere veya bir kimseye yaslanmasını sağlamak. Bir hayvanı yere çöktürmek.
ABANMAK
Eğilerek bir şeyin, bir kimsenin üzerine kapanmak. Bir yere veya bir kimseye yaslanmak, dayanmak. Bir şeyin veya bir kimsenin üzerine çöküp çullanmak. Birine yük olarak onun sırtından geçinmeye çalışmak. Boksta karşılaşma sırasında rakibine yaslanmak. Futbolda topa olanca gücüyle vurmak.
ABADİ
Açık saman renginde, ipekten yapılan, yarı mat, kalınca bir yazı kâğıdı türü.
ABBAS
"Yola çıkacak veya ölümü yaklaşan kimse" anlamlarındaki Abbas yolcu deyiminde geçen bir söz.
ABİS
Okyanusların güneş ışığının ulaşamadığı derin yerleri.
ABANDONE
Boks sporunda dövüşemeyecek duruma gelen boksörün karşılaşmayı yarıda bırakması. Herhangi bir olay karşısında çaresiz duruma düşme.
ABDEST
Müslümanların, belli ibadetleri yapabilmek için bir düzen içerisinde bazı organları yıkayıp bazılarını mesh etme yoluyla yaptıkları arınma.
ABLA
Bir kimsenin kendisinden büyük olan kız kardeşi. Erkeklerin kız veya kadınlara seslenirken söyledikleri söz. Büyük kız kardeş gibi saygı ve sevgi gösterilen kız veya kadın. Genelev veya randevuevi işletmecisi kadın, çaça, mama (II).
ABDAL
Gezgin derviş. Tasavvufta manevi üst bir rütbe. Safeviler devrinde İran'da yaşayan Türk oymaklarından biri. Dilenci kılıklı, üstü başı perişan kimse. Anadolu'da yaşayan oymaklardan bazısı.