Kelimeler arşivi içinde; sonunda "ımız" olan, toplam 7 adet kelime bulunmaktadır. Sonu ımız ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında ımız olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde ımız olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
BUNDALIĞIMIZ
KIMIZ, CIMIZ, GIMIZ, HIMIZ, TIMIZ
IMIZ
IMIZ
Yeni mayalanmış süt. Mayalanmış yoğurt.
CIMIZ
Kavgacı, huysuz. Yaz, kış sulu olan yer, bataklık. Ekilemeyen killi tarla. Erkek isteyen dişi deve.
GIMIZ
Kısrak sütünden yapılan bir çeşit içki. Doğuran ineğin pişirilen ilk sütü: ineğimiz doğurdu artık gımız yeriz. Cimri. İneğin ilk sütü, ağız.
KIMIZ
Kısrak sütünün mayalanmasıyla yapılan, az alkollü, ekşi bir Türk içkisi.
TIMIZ
Can, ruh.
HIMIZ
Söz taşıyan, fitneci, dedikoducu. Cimri, aç gözlü.
BUNDALIĞIMIZ
Burada bulunduğumuz.
Bu bölümde tanımı içerisinde IMIZ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
MIGRİ
Sularımızda yaşayan bir tür yılan balığı (Conger conger).
ALÇİÇEK
Kırımızı çiçek.
BOŞİNANÇ
Korku, umarsızlık, çağrışım gibi ruhsal nedenlerle beliren; geleceği bilmek isteğiyle kimi rastlantısal benzerlikleri iyilik ya da kötülüğün önbelirtileri olarak değerlendiren; bilimin ve geçerli bir dinin kabullenmediği doğaüstü güçlerin varlığını tasarımlayan, kuşaktan kuşağa geçen yanlış inanmalar. Kaynakları bilimsel ve dinsel bir temele dayanmayan, tarihin derinliklerinden gelerek çağımıza ulaşan, bugünkü anlayışa ters düşmelerine karşın, halkın bilinçsizce kullandığı kalıpsal inançlar dizgesi, bk. sözlü boşinanç, boşinançsal süreklilik, boşinançsal katman, boşinançsal gerileme, boşinançsal çevre. Kimi sözlerin, eylemlerin, sayıların, davranışların... istenen ya da istenmeyen sonuçlar doğuracağına değin yanlış inanış.
YERKÜRE
Üstünde yaşadığımız gök cismi, yer, yer yuvarı, yer yuvarlağı.
ÇETENE
Kendir, kenevir tohumu. Keten tohumu. Herhangi birşeyin küçük parçası. Saman taşımak için kağnılara konulan büyük sepet. Ahırın bir tarafında yavrular için ayrılan yer. Hesabı unutmamak için üzerine bıçakla işaret yapılan ağaç: Çetene ile malımızı bölüştük. Çapulcu, akıncı. Yağlı kenevir. Çam kozalağı.
AVARALIK
İşsizlik: Bu sene avaralıkla canımız çıktı. Yağmurlu, rüzgârlı gün: Bugün avaralık, çite (çifte) gidilmez.
CEZİM
Çizme. (Arapça) Eski yazımızda bir sesin harekeli olmadığını gösteren işaret.
UYUKLAMAK
Oturduğu yerde hafif uykuya dalmak, ımızganmak.
DÜNYA
Üzerinde yaşadığımız toprak ve denizler, yeryüzü. Meslek veya iş birliği içinde bulunan kimseler, camia. İnançları bir olan ülke veya insanlar topluluğu. Duygu, düşünce ve hayal âlemi. Dış, çevre, ortam. Herkes. Güneş'e yakınlık bakımından üçüncü gezegen, acun.
KURAL
Bir sanata, bir bilime, bir düşünce ve davranış sistemine temel olan, yön veren ilke, nizam. Davranışlarımıza yön veren, uyulması gereken ilke.
DAVRANTI
Hazırlık: Düğün için davrantımız var. Ölülerin ruhu için verilen yemek: Yarın bizim davrantıya buyurun.
BAYLIK
Mutluluk, refah, huzur, ferahlık: Çok şükür baylığa çıktım. Zenginlik. Erkeklik: Bizim yanımızda senin gibi külhanbeylerin baylığı sökmez, bize Yenicamili derler. Gelişmiş, ergin, olgun: Senin giz baylık olmuş, sat onu gayri. Tunceli ilinde, Çiçekli bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
IMIZGANMA
Imızganmak işi.
DİLLEMEK
Kilitlemek. Aleyhte bulunmak, kötülemek. Bir şeyi diline dolayıp yaymak. Bir kimsenin zenginliği, malı ve kendisi hakkında hasetle konuşmak: Görmemiş insanların yanında malımız dillendiğinden her şeyimizi kaybettik. Azarlamak, darılmak. Bir şeyi çok istemek: Kız için dilledi dilledi elinde ne varsa hepsini yedi. Bir kimse hakkında dedikodu yapmak, bir kimseyi çekiştirmek, zemmetmek.
ÇEKENMEK
Arzu etmek, istemek: Çekenmiyecek kadar evimizde var, bağımızda.
DIRIKMAK
Sığınıp yerleşmek, yurt tutmak: Fukara bizim yanımıza girdi, dırıktı. Koşmak, kaçmak, seyirtmek.
KESME
Kesmek işi. Nazımda veya nesirde, bir cümleyi sonu anlaşılacak biçimde yarım bırakma sanatı, kat. Kesme işareti. Teneke, sac vb.ni kesmek için kullanılan makas. Çizgisel iki doğru parçası ve bir eğri yayı ile sınırlanan düzlem yüzeyi. İki çekimin birbirine doğrudan doğruya bağlanmasından, iki ayrı çekimin birbirini izlemesinden doğan durum. Kesin, değişmez, maktu. Lokum. Kıyılarımızda yaygın olarak bulunan, yuvarlak tepeli, 5 metre kadar boylu, her dem yeşil, yaprakları küçük ve kenarları testere dişli, çiçekleri yeşilimsi beyaz renkli olan bir süs ağacı, akçakesme (Phillyrea latifolia). Küp biçiminde veya köşeli olarak kesilmiş olan.
DOĞAÖTESİ
Duyularımızla algılayamadığımız varlıkların sebeplerini ve temellerini araştıran felsefe, fizikötesi, metafizik. Akıl ve sezgiyle elde edilen ilk ilkeleri veya mutlak bilgiyi konu alan felsefe, fizikötesi, metafizik. Bu felsefeyle ilgili olan.
ABRAŞAN
Sacayağı: İki abraşanımız var.
ÇİRİMEK
Çürümek: Elmalarımızın bir kısmı çiridi. Tiksinmek, tiksintiden vücudu ürpermek.