Kelimeler arşivinde; içinde "ımız" olan, toplam 19 tane kelime bulunuyor. İçerisinde ımız bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu ımız ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında ımız olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
BUNDALIĞIMIZ
CIMIZLANMAK
IMIZGANMAK, GARIZIMIZA, IMIZLANMAK
IMIZGANMA, IMIZKAMAK, IMIZIKMAK, IMIZGAMAG, IMIZGAMAK
SIMIZMAK, IMIZGAMA
YIMIZIK
HIMIZ, GIMIZ, CIMIZ, TIMIZ, KIMIZ
IMIZ
IMIZ
Yeni mayalanmış süt. Mayalanmış yoğurt.
IMIZLANMAK
Uyuklamak.
IMIZGAMAK
Uyuklamak.
GARIZIMIZA
Garezimize.
SIMIZMAK
Mızıkçılık yapmak.
HIMIZ
Söz taşıyan, fitneci, dedikoducu. Cimri, aç gözlü.
IMIZGAMA
Uyuklamak.
IMIZKAMAK
Uyuklamak.
IMIZGANMAK
Uyku ile uyanıklık arası bir durumda bulunmak, uyuklamak. Kararıp söner gibi olmak.
YIMIZIK
Çirkin.
IMIZGANMA
Imızganmak işi.
IMIZGAMAG
Uyuklamak.
BUNDALIĞIMIZ
Burada bulunduğumuz.
GIMIZ
Kısrak sütünden yapılan bir çeşit içki. Doğuran ineğin pişirilen ilk sütü: ineğimiz doğurdu artık gımız yeriz. Cimri. İneğin ilk sütü, ağız.
CIMIZLANMAK
Hava bulutlu olmak, kapanmak. Huysuzlanmak.
IMIZIKMAK
Yemek ekşimek, bozulmak, kokmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde IMIZ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
KESME
Kesmek işi. Nazımda veya nesirde, bir cümleyi sonu anlaşılacak biçimde yarım bırakma sanatı, kat. Kesme işareti. Teneke, sac vb.ni kesmek için kullanılan makas. Çizgisel iki doğru parçası ve bir eğri yayı ile sınırlanan düzlem yüzeyi. İki çekimin birbirine doğrudan doğruya bağlanmasından, iki ayrı çekimin birbirini izlemesinden doğan durum. Kesin, değişmez, maktu. Lokum. Kıyılarımızda yaygın olarak bulunan, yuvarlak tepeli, 5 metre kadar boylu, her dem yeşil, yaprakları küçük ve kenarları testere dişli, çiçekleri yeşilimsi beyaz renkli olan bir süs ağacı, akçakesme (Phillyrea latifolia). Küp biçiminde veya köşeli olarak kesilmiş olan.
BAYLIK
Mutluluk, refah, huzur, ferahlık: Çok şükür baylığa çıktım. Zenginlik. Erkeklik: Bizim yanımızda senin gibi külhanbeylerin baylığı sökmez, bize Yenicamili derler. Gelişmiş, ergin, olgun: Senin giz baylık olmuş, sat onu gayri. Tunceli ilinde, Çiçekli bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
GAAM
Akraba: Durmuş bizim gaâmımızdır. Görünüşe göre, anlaşılan, galiba.
ABRAŞAN
Sacayağı: İki abraşanımız var.
DOĞAÖTESİ
Duyularımızla algılayamadığımız varlıkların sebeplerini ve temellerini araştıran felsefe, fizikötesi, metafizik. Akıl ve sezgiyle elde edilen ilk ilkeleri veya mutlak bilgiyi konu alan felsefe, fizikötesi, metafizik. Bu felsefeyle ilgili olan.
ÇEKENMEK
Arzu etmek, istemek: Çekenmiyecek kadar evimizde var, bağımızda.
ÇİRİMEK
Çürümek: Elmalarımızın bir kısmı çiridi. Tiksinmek, tiksintiden vücudu ürpermek.
BOŞİNANÇ
Korku, umarsızlık, çağrışım gibi ruhsal nedenlerle beliren; geleceği bilmek isteğiyle kimi rastlantısal benzerlikleri iyilik ya da kötülüğün önbelirtileri olarak değerlendiren; bilimin ve geçerli bir dinin kabullenmediği doğaüstü güçlerin varlığını tasarımlayan, kuşaktan kuşağa geçen yanlış inanmalar. Kaynakları bilimsel ve dinsel bir temele dayanmayan, tarihin derinliklerinden gelerek çağımıza ulaşan, bugünkü anlayışa ters düşmelerine karşın, halkın bilinçsizce kullandığı kalıpsal inançlar dizgesi, bk. sözlü boşinanç, boşinançsal süreklilik, boşinançsal katman, boşinançsal gerileme, boşinançsal çevre. Kimi sözlerin, eylemlerin, sayıların, davranışların... istenen ya da istenmeyen sonuçlar doğuracağına değin yanlış inanış.
DAVRANTI
Hazırlık: Düğün için davrantımız var. Ölülerin ruhu için verilen yemek: Yarın bizim davrantıya buyurun.
ÇETENE
Kendir, kenevir tohumu. Keten tohumu. Herhangi birşeyin küçük parçası. Saman taşımak için kağnılara konulan büyük sepet. Ahırın bir tarafında yavrular için ayrılan yer. Hesabı unutmamak için üzerine bıçakla işaret yapılan ağaç: Çetene ile malımızı bölüştük. Çapulcu, akıncı. Yağlı kenevir. Çam kozalağı.
ALÇİÇEK
Kırımızı çiçek.
DÜNYA
Üzerinde yaşadığımız toprak ve denizler, yeryüzü. Meslek veya iş birliği içinde bulunan kimseler, camia. İnançları bir olan ülke veya insanlar topluluğu. Duygu, düşünce ve hayal âlemi. Dış, çevre, ortam. Herkes. Güneş'e yakınlık bakımından üçüncü gezegen, acun.
UYUKLAMAK
Oturduğu yerde hafif uykuya dalmak, ımızganmak.
DİLLEMEK
Kilitlemek. Aleyhte bulunmak, kötülemek. Bir şeyi diline dolayıp yaymak. Bir kimsenin zenginliği, malı ve kendisi hakkında hasetle konuşmak: Görmemiş insanların yanında malımız dillendiğinden her şeyimizi kaybettik. Azarlamak, darılmak. Bir şeyi çok istemek: Kız için dilledi dilledi elinde ne varsa hepsini yedi. Bir kimse hakkında dedikodu yapmak, bir kimseyi çekiştirmek, zemmetmek.
CEZİM
Çizme. (Arapça) Eski yazımızda bir sesin harekeli olmadığını gösteren işaret.
AVARALIK
İşsizlik: Bu sene avaralıkla canımız çıktı. Yağmurlu, rüzgârlı gün: Bugün avaralık, çite (çifte) gidilmez.
YERKÜRE
Üstünde yaşadığımız gök cismi, yer, yer yuvarı, yer yuvarlağı.
KURAL
Bir sanata, bir bilime, bir düşünce ve davranış sistemine temel olan, yön veren ilke, nizam. Davranışlarımıza yön veren, uyulması gereken ilke.
MIGRİ
Sularımızda yaşayan bir tür yılan balığı (Conger conger).
DIRIKMAK
Sığınıp yerleşmek, yurt tutmak: Fukara bizim yanımıza girdi, dırıktı. Koşmak, kaçmak, seyirtmek.