Kelimeler arşivi içinde; başında "ılık" olan, toplam 15 adet kelime bulunmaktadır. ılık ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu ılık ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde ılık olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
ILIKLAŞTIRMAK
ILIKLAŞTIRMA
ILIKLAŞMAK, ILIKTIRMAK
ILIKAYNAK, ILIKLAŞMA, ILIKPINAR
ILIKÇIL, ILIKLIK, ILIKMAK, ILIKMAN
ILIKÇA, ILIKMA
ILIKA
ILIK
ILIK
Soğukla sıcak arası, ne soğuk ne sıcak.
ILIKLAŞTIRMA
Ilıklaştırmak işi.
ILIKÇIL
Ortalama 15 °C sıcaklıkta yaşayan bitki, mezoterm.
ILIKA
Ağaç kabuğundan ya da kendirden yapılan urgan, ip.
ILIKMA
İdare lambası.
ILIKMAK
Kanı kaynamak, birini gönülden sevmek, âşık olmak. Heveslenmek, imrenmek: Şu kızın saçlarına çok ılıktım. Acele etmek. Sıcaklamak, sıcaklıktan fenalık geçirecek şekle gelmek.
ILIKLIK
Ilık olma durumu.
ILIKÇA
Biraz ılık, ılıcak.
ILIKLAŞMA
Ilıklaşmak işi.
ILIKPINAR
Hatay ili, Kırıkhan ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yer.
ILIKLAŞMAK
Ilık duruma gelmek.
ILIKMAN
İdare lambası.
ILIKTIRMAK
Isındırmak, meylettirmek, rağbet ettirmek.
ILIKAYNAK
Erzurum şehri, Olur ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. Van şehrinde, Erçek nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
ILIKLAŞTIRMAK
Ilık duruma getirmek, ılıtmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde ILIK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ACENTE
Bir kuruluşun yaptığı işi onun adına kazanç karşılığında yürüten daha küçük kuruluş. Bu kuruluşun veya şubelerinin başında bulunan kimse. Bir kuruluşa bağlı olmaksızın sözleşmeye dayanarak belirli bir yer ve bölge içinde sürekli olarak ticarethane veya işletmeyi ilgilendiren işlerde aracılık eden, bunları o işletme adına yapan kimse. Banka şubesi. Vapur ortaklığı.
ABARTICILIK
Abartıcı olma durumu, abartmacılık, mübalağacılık.
AĞLAYICILIK
Ağıtçılık.
ADİLİK
Bayağılık, düşüklük, aşağılık.
ACAYİPLİK
Acayip olma durumu, yabansılık, gariplik, tuhaflık.
ADCI
Adcılık öğretisine bağlı (kimse), isimci.
AKLİYE
Akıl hastalıkları ile ilgili hekimlik kolu. Akılcılık. Akıl hastalıkları ile ilgili hastane bölümü.
AKONT
Bir borca karşılık, hesabı daha sonra görülmek üzere yapılmış olan kısmi ödeme.
AKILCI
Akılcılıktan yana olan, usçu, rasyonalist (kimse). Akılcılıkla ilgili.
AĞIRLIK
Ağır olma durumu. Ağırbaşlılık. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Sorumluluk. Sıkıntı. Takı. Değerli olma durumu. Yük, külfet. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Etki, baskı, güçlük. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın.
ABDAL
Gezgin derviş. Tasavvufta manevi üst bir rütbe. Safeviler devrinde İran'da yaşayan Türk oymaklarından biri. Dilenci kılıklı, üstü başı perişan kimse. Anadolu'da yaşayan oymaklardan bazısı.
ABARTMACILIK
Abartıcılık.
AĞIZLIK
Bir ucuna sigara takılan, öbür ucundan nefes çekilen çubuk biçimindeki araç. Hayvanın ısırmasına, zararlı bir şey yemesine engel olmak için ağzına takılan tel, deri vb. kafes. Nefesli çalgılarda ağza gelen yer. Kuyu bileziği. Su tesisatında su alıp vermeye yarayan vanalı uç. Yemiş küfelerinin üzerine yapraklı dallarla yapılmış olan kapak. Telefon vb. cihazlarda ağza yaklaştırılan bölüm. Huni. Bir şeyin başladığı yer. Dokumacılıkta çözgünün açılıp kapandığı ve içinde mekiğin geçtiği yer.
AĞIZ
Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.
ACITMAK
Acılık vermek. Ağrı, sızı duyulmasına sebep olmak.
ACILIK
Acı olma durumu. Dokunaklılık, kederlilik, yaslılık.
AKBAŞ
Yazın kutup bölgelerinde yaşayan, kışın ılık kıyılara göçen, kısa ve ince gagalı, siyah bacaklı bir tür yabani kuş, deniz kazı (Bemicla).
AĞITÇILIK
Ağıtçının yaptığı iş, ağlayıcılık, saguculuk, mersiyehanlık.
ADİ
Değersiz, kötü, sıradan, hiçbir özelliği olmayan. Bayağı. Aşağılık, alçak.
AĞIRKANLI
Ağırcanlı. Hippokrates'in ortaya attığı ağırcanlılık, soğukluk, kolayca duygulanmayış gibi nitelikleri kendinde toplayan kişilik tipi.