ILIK ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "ılık" olan, toplam 15 adet kelime bulunmaktadır. ılık ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu ılık ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde ılık olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

13 harfli kelimeler

ILIKLAŞTIRMAK

12 harfli kelimeler

ILIKLAŞTIRMA

10 harfli kelimeler

ILIKLAŞMAK, ILIKTIRMAK

9 harfli kelimeler

ILIKAYNAK, ILIKLAŞMA, ILIKPINAR

7 harfli kelimeler

ILIKÇIL, ILIKLIK, ILIKMAK, ILIKMAN

6 harfli kelimeler

ILIKÇA, ILIKMA

5 harfli kelimeler

ILIKA

4 harfli kelimeler

ILIK

Bazı kelimelerin anlamları

ILIK

Soğukla sıcak arası, ne soğuk ne sıcak.

ILIKLAŞTIRMA

Ilıklaştırmak işi.

ILIKÇIL

Ortalama 15 °C sıcaklıkta yaşayan bitki, mezoterm.

ILIKA

Ağaç kabuğundan ya da kendirden yapılan urgan, ip.

ILIKMA

İdare lambası.

ILIKMAK

Kanı kaynamak, birini gönülden sevmek, âşık olmak. Heveslenmek, imrenmek: Şu kızın saçlarına çok ılıktım. Acele etmek. Sıcaklamak, sıcaklıktan fenalık geçirecek şekle gelmek.

ILIKLIK

Ilık olma durumu.

ILIKÇA

Biraz ılık, ılıcak.

ILIKLAŞMA

Ilıklaşmak işi.

ILIKPINAR

Hatay ili, Kırıkhan ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yer.

ILIKLAŞMAK

Ilık duruma gelmek.

ILIKMAN

İdare lambası.

ILIKTIRMAK

Isındırmak, meylettirmek, rağbet ettirmek.

ILIKAYNAK

Erzurum şehri, Olur ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. Van şehrinde, Erçek nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

ILIKLAŞTIRMAK

Ilık duruma getirmek, ılıtmak.

  -   -   -  

Anlamında ILIK bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ILIK geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ACENTE

Bir kuruluşun yaptığı işi onun adına kazanç karşılığında yürüten daha küçük kuruluş. Bu kuruluşun veya şubelerinin başında bulunan kimse. Bir kuruluşa bağlı olmaksızın sözleşmeye dayanarak belirli bir yer ve bölge içinde sürekli olarak ticarethane veya işletmeyi ilgilendiren işlerde aracılık eden, bunları o işletme adına yapan kimse. Banka şubesi. Vapur ortaklığı.

ABARTICILIK

Abartıcı olma durumu, abartmacılık, mübalağacılık.

AĞLAYICILIK

Ağıtçılık.

ADİLİK

Bayağılık, düşüklük, aşağılık.

ACAYİPLİK

Acayip olma durumu, yabansılık, gariplik, tuhaflık.

ADCI

Adcılık öğretisine bağlı (kimse), isimci.

AKLİYE

Akıl hastalıkları ile ilgili hekimlik kolu. Akılcılık. Akıl hastalıkları ile ilgili hastane bölümü.

AKONT

Bir borca karşılık, hesabı daha sonra görülmek üzere yapılmış olan kısmi ödeme.

AKILCI

Akılcılıktan yana olan, usçu, rasyonalist (kimse). Akılcılıkla ilgili.

AĞIRLIK

Ağır olma durumu. Ağırbaşlılık. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Sorumluluk. Sıkıntı. Takı. Değerli olma durumu. Yük, külfet. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Etki, baskı, güçlük. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın.

ABDAL

Gezgin derviş. Tasavvufta manevi üst bir rütbe. Safeviler devrinde İran'da yaşayan Türk oymaklarından biri. Dilenci kılıklı, üstü başı perişan kimse. Anadolu'da yaşayan oymaklardan bazısı.

ABARTMACILIK

Abartıcılık.

AĞIZLIK

Bir ucuna sigara takılan, öbür ucundan nefes çekilen çubuk biçimindeki araç. Hayvanın ısırmasına, zararlı bir şey yemesine engel olmak için ağzına takılan tel, deri vb. kafes. Nefesli çalgılarda ağza gelen yer. Kuyu bileziği. Su tesisatında su alıp vermeye yarayan vanalı uç. Yemiş küfelerinin üzerine yapraklı dallarla yapılmış olan kapak. Telefon vb. cihazlarda ağza yaklaştırılan bölüm. Huni. Bir şeyin başladığı yer. Dokumacılıkta çözgünün açılıp kapandığı ve içinde mekiğin geçtiği yer.

AĞIZ

Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.

ACITMAK

Acılık vermek. Ağrı, sızı duyulmasına sebep olmak.

ACILIK

Acı olma durumu. Dokunaklılık, kederlilik, yaslılık.

AKBAŞ

Yazın kutup bölgelerinde yaşayan, kışın ılık kıyılara göçen, kısa ve ince gagalı, siyah bacaklı bir tür yabani kuş, deniz kazı (Bemicla).

AĞITÇILIK

Ağıtçının yaptığı iş, ağlayıcılık, saguculuk, mersiyehanlık.

ADİ

Değersiz, kötü, sıradan, hiçbir özelliği olmayan. Bayağı. Aşağılık, alçak.

AĞIRKANLI

Ağırcanlı. Hippokrates'in ortaya attığı ağırcanlılık, soğukluk, kolayca duygulanmayış gibi nitelikleri kendinde toplayan kişilik tipi.