Kelimeler arşivi içinde; başında "ık" olan, toplam 44 adet kelime bulunmaktadır. ık ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu ık ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde ık olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
IKIRCIKLANMAK
IKIRCIKLAMAK
IKINABİLMEK
IKINDIRMAK, IKINABİLME
IKIRCIKLI, IKIRANMAK, IKIRCAKLI, IKIRCIKIR, IKINDIRMA, IKIŞLAMAK, IKILDAMAK, IKŞALAMAK
IKILAMAK, IKDIRMAK, IKARTMAK, IKİLEMEK
IKLAMAK, IKIŞMAK, IKLIKÇI, IKIRCIK, IKIRCAK, IKINMAK, IKILMAK, IKDIYAR, IKARMAK
IKINTI, IKINMA, IKINIH, IKILDU, IKICIK, IKLAMA
IKMAN, IKMAK, IKLİM, IKLIK
IKTI, IKKA, IKIZ, IKIT, IKIŞ, IKIM, IKAN
IK
IK
Rüzgâr ve yağmurun etki yapamadığı gizli, kuytu yer. Havasız, karanlık ve tekin olmayan (yer).
IKINABİLME
Ikınabilmek işi.
IKINDIRMAK
Ikınmasına yol açmak.
IKIRCAKLI
Şüpheli, açık olmayan, kararsız, karışık.
IKIRCIKIR
Sözünde durmayan, dönek kişi.
IKIRCIKLANMAK
Bir iş için kesin karar veremeyip sallantıda bırakmak.
IKILDAMAK
Ağlar gibi ses çıkarmak.
IKILAMAK
Yorgunluktan, hastalıktan ya da sıkıntıdan sık sık nefes almak, inlemek. Söz vermek: Geçen günkü işe Ahmet ıkıladı. Sözü ağzında gevelemek. Canı çekmek, imrenmek.
IKINDIRMA
Ikındırmak işi.
IKIRCIKLI
Şüpheli, açık olmayan, kararsız, karışık.
IKDIRMAK
Deveyi çöktürmek.
IKIRCIKLAMAK
Şüpheli, belirsiz söz söylemek.
IKIŞLAMAK
Yük altında sık sık solumak. Çabalamak, zorlanmak.
IKIRANMAK
Hasta çocuk uyurken ses çıkarmak.
IKINABİLMEK
Ikınma imkânı veya olasılığı bulunmak.
IKŞALAMAK
Ağacı sallamak.
Bu bölümde tanımı içerisinde IK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ABDÜLLEZİZ
Akdeniz bölgesinde ve Afrika'da yetişen, çok yıllık, yumrulu ve otsu bir bitki (Cyperus esculentus). Bu bitkinin yemiş olarak yenilen, tatlı ve yağlı ürünü.
ABARTMACILIK
Abartıcılık.
ACIKILMA
Acıkılmak işi.
ABDAL
Gezgin derviş. Tasavvufta manevi üst bir rütbe. Safeviler devrinde İran'da yaşayan Türk oymaklarından biri. Dilenci kılıklı, üstü başı perişan kimse. Anadolu'da yaşayan oymaklardan bazısı.
ABRAMAK
Fırtınalı havalarda gemiyi ustalıkla yönetmek. Başarmak, bir işi becermek.
ABLATİF
Çıkma durumu.
ABDEST
Müslümanların, belli ibadetleri yapabilmek için bir düzen içerisinde bazı organları yıkayıp bazılarını mesh etme yoluyla yaptıkları arınma.
ABLATYA
Uzunluğu 150, genişliği 4-10 kulaç olan, geniş gözlü bir balık ağı türü.
ACI
Bazı maddelerin dilde bıraktığı yakıcı duyu, tatlı karşıtı. Kırıcı, üzücü, incitici, dokunaklı, kötü. Herhangi bir dış etken dolayısıyla duyulan rahatsızlık, ızdırap. Keskin, şiddetli. Çarpıcı, göz alıcı (renk). Tadı bu nitelikte olan. Ölüm, yangın, deprem vb. olayların yarattığı üzüntü, keder, elem.
ABUS
Somurtkan (kimse). Çatık, asık (yüz). Garip, acayip.
ABRAŞ
Alaca benekli. Klorofil azlığından dolayı açık renkte lekeleri olan (bitki yaprağı). Cildin rengini bozup beyaz benekler ve lekeler yapan hastalık. Ters, kaba, görgüsüz (kimse). Deseni ve atkısı bozuk halı. Atın tüysüz yerlerinde görülen uyuza benzer bir hastalık. Çarpık, eğri, düzgün olmayan. Çilli, çopur yüzlü, gözleri açık renk olan (kimse).
ABANİ
Genellikle sarık, bohça, kundak ve yorgan yüzü yapımında kullanılan, zemini beyaz, üzerinde safran renginde nakışlar bulunan ipek kumaş. Bu kumaştan yapılmış.
ABARTICILIK
Abartıcı olma durumu, abartmacılık, mübalağacılık.
ACAYİPLİK
Acayip olma durumu, yabansılık, gariplik, tuhaflık.
ACABA
Şüphe, kuşku. (a'caba:) Merak, kararsızlık veya kuşku anlatan bir söz, acep.
ABONE
Süreli yayınları, parasını önceden ödeyerek alma işi. Bir şeyi sürekli olarak kullanmak için hizmeti verenle sözleşme yapan kimse, sürdürümcü. Bir yere gitmeyi alışkanlık hâline getiren (kimse).
ACENTE
Bir kuruluşun yaptığı işi onun adına kazanç karşılığında yürüten daha küçük kuruluş. Bu kuruluşun veya şubelerinin başında bulunan kimse. Bir kuruluşa bağlı olmaksızın sözleşmeye dayanarak belirli bir yer ve bölge içinde sürekli olarak ticarethane veya işletmeyi ilgilendiren işlerde aracılık eden, bunları o işletme adına yapan kimse. Banka şubesi. Vapur ortaklığı.
ABBAS
"Yola çıkacak veya ölümü yaklaşan kimse" anlamlarındaki Abbas yolcu deyiminde geçen bir söz.
ABADİ
Açık saman renginde, ipekten yapılan, yarı mat, kalınca bir yazı kâğıdı türü.
ABRAKADABRA
Eski çağlarda bazı hastalıklara iyi geldiğine inanılan büyülü söz. Sihirbazların sıkça kullandığı büyü sözü.