Kelimeler arşivi içinde; başında "ıh" olan, toplam 46 adet kelime bulunmaktadır. ıh ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu ıh ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde ıh olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
IHTİYOBODİYAZ, IHLAMURGİLLER
IHTİYOTERAPİ
IHTIRILMAK
IHTIRILMA, IHLAMURLU
IHDIRMAK, IHTIRMAK, IHILAMAK, IHRILMAK, IHLATMAK, IHARTMAK, IHIRTMAK
IHTIYAR, IHTIRMA, IHLAMUR, IHLAMAK, IHDIYAR, IHIRCIK, IHARMAK, IHINMAK, IHINMAH, IHCIRIK, IHIRMAK
IHICIK, IHKMAK, IHLAMA, IHLARA, IHINAK
IHLIĞ, IHSAN, IHRIZ, IHRAM, IHNAZ, IHMAK, IHLIZ, IHLIM, IHKIN
IHHI, IHMA, IHAR, IHTI, IHIN, IHKA
IHI
IH
IH
Deveyi çöktürmek için çıkarılan ses.
IHILAMAK
Zorlanmak, nefes nefese kalmak.
IHTIRMAK
Deve çöktürüp oturtmak.
IHLAMURLU
Rize şehri, Fındıklı ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
IHARTMAK
Deveyi çöktürmek, oturtmak. Boğazlamak, öldürmek.
IHTIYAR
İhtiyar.
IHLATMAK
Deveyi çöktürmek, oturtmak.
IHTIRMA
Ihtırmak işi.
IHDIRMAK
Deveyi çöktürmek, oturtmak.
IHIRTMAK
Deveyi çöktürmek, oturtmak.
IHTİYOTERAPİ
Bazı hastalıkların tedavisinde balıkların kullanılması.
IHLAMURGİLLER
İki çeneklilerden, örneği ıhlamur ağacı olan bir bitki familyası.
IHTIRILMA
Ihtırılmak işi.
IHTIRILMAK
Deve çöktürülerek oturtulmak.
IHRILMAK
Deve çökmek, oturmak.
IHTİYOBODİYAZ
Ichthyobodo necatrix protozoonunun neden olduğu, balıkların derisinde hasara yol açan bir hastalık, Ihtiyobodo hastalığı, Kostiyaz.
Bu bölümde tanımı içerisinde IH geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AYDINLIK
Bir yeri aydınlatan güç, ışık. Kolay anlaşılacak derecede açık olan, vazıh. Kötülükten uzak, temiz, saf. Bir yapının ortasına gelen oda ve öbür bölümlerin ışık alması için damın ortasından zemine kadar açılan boşluk. Işık alan.
AÇIK
Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.
FİBRİN
Kanda pıhtılaşma sonucu oluşan bir protein.
ÇİVİLENMEK
Çivi ile tutturulmak, mıhlanmak. Bir yerde hareketsiz kalmak.
ÇİVİ
İki şeyi birbirine tutturmak, bir nesneyi bir yere sabitlemek için çakılan, ucu sivri, başlı, metal veya ağaçtan yapılmış ufak çubuk, mıh. Kalkan balığının üzerindeki düğmeye benzer kemiksi oluşum.
ÇAPAK
Göz pınarında ve kirpiklerde birikerek pıhtılaşan veya kuruyan akıntı. Metal veya toprak eşya kenarlarında bulunan pürüz. Madenler dövülürken sıçrayan ince, ufak parça. Sazan familyasından, vücudu yandan basık, 50 santimetre uzunluğunda, 4-5 kilogram ağırlığında, sarı pullu, eti tatsız, kılçıklı bir tatlı su balığı (Abramis brama).
AYDIN
Işık alan, ışıklı, aydınlık. Kültürlü, okumuş, görgülü, ileri düşünceli (kimse), münevver, entelektüel. Kolayca anlaşılacak kadar açık, vazıh (söz veya yazı). Türkiye'nin Ege Bölgesi'nde yer alan illerinden biri.
ESENLİK
Esen olma durumu, sağlık, afiyet, sıhhat, selamet, hastalık karşıtı.
ABORDA
Bir deniz teknesinin başka bir tekneye, bir iskeleye veya bir rıhtıma yanını vererek yanaşması.
CİMRİ
Elindeki parayı harcamaya kıyamayan, bitli, eli sıkı, ekti, hasis, kısmık, kibritçi, mıhsıçtı, nekes, pinti, sıkı, varyemez.
ÇİVİLEMEK
Bir şeyi bir yere çivi ile tutturmak, mıhlamak. Sabitleştirmek, kesin olarak yerleştirmek. Vurmak, öldürmek. Aynı noktaya sürekli olarak bakmak. Olduğu yerde hareketsiz bırakmak.
FAKİH
Fıkıh bilgini.
AGLÜTİNİN
Serumda meydana gelen ve pıhtılaşmaya sebep olan antikor.
BAL
Bal arılarının bitki ve çiçeklerden topladıkları bal özünden yapıp kovanlarındaki petek gözlerine doldurdukları, rengi beyazdan esmere kadar değişen tatlı, koyu, sıvı madde. Ağaçların kabuğundan sızarak pıhtılaşan besi suyu. Olgunlaşmış incirin, dışına sızan tatlısı.
BÜRO
Çalışma odası, yazıhane. Danışma ve yazı işlerinin yürütüldüğü iş yeri. Bölüm, şube. Yazı masası.
ESMAYIŞERİFE
Esmayıhüsna.
ESEN
Ruhsal ve bedensel olarak sağlıklı, sıhhatli, salim.
CİMRİLİK
Cimri olma durumu, eli sıkılık, hisset, imsak, mıhsıçtılık, nekeslik, pintilik, sıkılık.
DOK
Gemilerin yükünün boşaltıldığı veya onarıldığı, üstü örtülü havuz. Ticaret mallarını saklamak için rıhtımda yapılmış olan büyük depo.
DÜNÜRLÜK
Dünür olma durumu. Evlenme sonucu oluşan yakınlık, hısımlık, sıhriyet.