Sonu İZAM ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "izam" olan, toplam 6 adet kelime bulunmaktadır. Sonu izam ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında izam olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde izam olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

10 harfli kelimeler

BİLİLTİZAM, SEYİTNİZAM

7 harfli kelimeler

İLTİZAM, İNTİZAM

5 harfli kelimeler

NİZAM

4 harfli kelimeler

İZAM

Bazı kelimelerin anlamları

İZAM

Bir kimseyi gönderme, yollama. Olduğundan büyük gösterme, büyütme, abartma.

İNTİZAM

Düzenli, düzgün olma. Düzen, çekidüzen.

NİZAM

Düzen. Kural.

İLTİZAM

Kayırma, bir tarafı tutma. Kesenek. Gerekli bulma.

SEYİTNİZAM

Çorum kenti, Alaca belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.

BİLİLTİZAM

Bile bile, bilerek ve isteyerek.

  -   -   -  

Anlamında İZAM bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde İZAM geçen kelimeler listesi verilmiştir.

KESENEK

Görevlilerin aylıklarından her ay belli oranda kesilip bir sosyal güvenlik kurumuna yatırılan para. Fabrika, çiftlik vb. gelir kaynaklarının gelirini satın alma işi, iltizam.

DUTMAK

Tutmak (bk. tutmak). Bekletmek, bakmak. Tutmak, yakalamak. Bir iş yapmak için para karşılığında anlaşmak. Rahatsız etmek, zehirlemek. Tutmak. Sabit kılmak. Farzetmek. Yapmak, amel etmek. Saklamak, muhafaza etmek, gizlemek. İstilâ etmek, zaptetmek, kaplamak. Bir hayvan çiftleştiği erkekten yavruya yüklü kalmak. Kapamak, seddetmek. Elde etmek, iltizam etmek, ihtiyar etmek. Alıkoymak, gitmeğe bırakmamak; mâni olmak. 1. Kullanmak. 1. Saymak, addetmek, kabul etmek. 1. Karşısına koymak.

KARIŞIK

Ayrı nitelikteki şeylerden oluşmuş. Düzensiz, dağınık, intizamsız. Dolu. Karışmış. Saf olmayan. Halk inancına göre cin ve perilerle ilişkisi olan. Çalkantı, kargaşa, gerginlik içinde olan. Anlaşılması güç olan, açık seçik olmayan, çapraşık.

DÜZENLİK

Geçim, uyuşma. Rahat, asayiş, barışıklık, dirlik, intizam.

ARBIŞ

Düzen, intizam: Evin arbışıyla uğraşıyor.

TÜZÜK

Herhangi bir kurumun veya kuruluşun tutacağı yolu ve uygulayacağı hükümleri sırasıyla gösteren maddelerin hepsi, nizamname, statü.

ÇAÇO

İntizamsız, budala.

ALICISIZ

İltizama verilememiş kesim. bk. iltizam.

YOLSUZ

Yolu olmayan. Törelere, toplumun görüşüne aykırı davranan. Yavaş giden (taşıt). Kurallara aykırı, uygunsuz, yöntemsiz, düzensiz, yersiz, usulsüz, nizamsız. Parasız, züğürt.

NİZAMSIZLIK

Nizamsız olma durumu, düzensizlik, tertipsizlik. Tüzüğe aykırılık.

BEHİR

Nizam, âdet, görenek.

DÜZENDAŞ

Bir düzende, bir nizamda, aynı seviyede.

DÜZENSİZ

Düzeni olmayan veya düzeni bozuk, karışık, tertipsiz, intizamsız, gayrimuntazam, aritmik. Sistemsiz.

DÜZENLİ

Düzeni olan, yerli yerinde, kararlı, tertipli, muntazam. Sistemli, nizamlı, metodik.

DÜZEN

Belli yöntem, ilke veya yasalara göre kurulmuş olan durum, uyum, nizam, sistem. Topluca ve gizlice yürütülen herhangi bir plan, dolap, komplo. Dolap, hile. Soyut ve somut nesnelerin bir sıraya, bir hedefe, bir amaca göre sıralanması, konsept. Bez dokuma tezgâhı. Toplumsal bir yapı içinde ögelerin bütüne, bütünün ögelere ve ögelerin birbirlerine göre ilişkileri. Yerleştirme, tertip. Bir devletin belli başlı ilkeleri bakımından yönetimde tuttuğu yol, yönetim biçimi, rejim. Müzik aletlerinde ses ayarı, akort. Bir kimseye, bir kuruluşa karşı toplu olarak alınan gizli karar, dolap, komplo. Alet edevat takımı.

DÜZENSİZLİK

Düzensiz olma durumu, tertipsizlik, intizamsızlık, nizamsızlık.

KURAL

Bir sanata, bir bilime, bir düşünce ve davranış sistemine temel olan, yön veren ilke, nizam. Davranışlarımıza yön veren, uyulması gereken ilke.

TERTİPSİZ

Dağınık, düzene konmamış, düzensiz. Düzensiz bir biçimde. Savruk, dağınık, intizamsız (kimse).

JANDARMA

Yurt içinde genel güvenliği ve kamu düzenini korumakla görevli, yasa ve nizamların koyduğu hükümlerin yürütülmesini ve bunlara dayanan hükûmet emirlerinin yerine getirilmesini sağlayan silahlı askerî kuvvet. Bu kuvvette görevli olan kimse. Açıkgöz.

KESENEKÇİ

Keseneği alan kimse, iltizamcı, kesimci, mültezim.