İçinde İZAM geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "izam" olan, toplam 26 tane kelime bulunuyor. İçerisinde izam bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu izam ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında izam olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

14 harfli kelimeler

VAKTİZAMANINDA

13 harfli kelimeler

İNTİZAMSIZLIK

12 harfli kelimeler

İNTİZAMSIZCA, İMTİZAMLILIK, İLTİZAMCILIK

11 harfli kelimeler

GAYRİNİZAMİ, İMTİZAMLICA, NİZAMSIZLIK

10 harfli kelimeler

SEYİTNİZAM, BİLİLTİZAM, NİZAMSIZCA, NİZAMETTİN, İNTİZAMSIZ

9 harfli kelimeler

NİZAMNAME, İNTİZAMLI, İLTİZAMCI

8 harfli kelimeler

NİZAMİYE, NİZAMSIZ, İLTİZAMİ, NİZAMLAR

7 harfli kelimeler

NİZAMLI, İNTİZAM, İLTİZAM

6 harfli kelimeler

NİZAMİ

5 harfli kelimeler

NİZAM

4 harfli kelimeler

İZAM

Bazı kelimelerin anlamları

İZAM

Bir kimseyi gönderme, yollama. Olduğundan büyük gösterme, büyütme, abartma.

İNTİZAMSIZLIK

Düzensiz olma durumu, düzensizlik, karışıklık.

İMTİZAMLILIK

İmtizamlı olma durumu.

BİLİLTİZAM

Bile bile, bilerek ve isteyerek.

İLTİZAMCILIK

Kesenekçilik.

İNTİZAMSIZCA

İntizamsız bir biçimde.

NİZAMSIZCA

Nizamsız bir biçimde.

İNTİZAMLI

Düzgün, düzenli bir biçimde.

SEYİTNİZAM

Çorum kenti, Alaca belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.

NİZAMETTİN

Dinin nizamı, düzeni.

NİZAMSIZLIK

Nizamsız olma durumu, düzensizlik, tertipsizlik. Tüzüğe aykırılık.

İMTİZAMLICA

İmtizamlı bir biçimde.

NİZAMNAME

Tüzük.

VAKTİZAMANINDA

Vaktiyle.

İNTİZAMSIZ

Düzensiz, düzeni olmayan, karışık.

GAYRİNİZAMİ

Düzenli olmayan, düzensiz.

  -   -   -  

Anlamında İZAM bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde İZAM geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ARBIŞ

Düzen, intizam: Evin arbışıyla uğraşıyor.

KURAL

Bir sanata, bir bilime, bir düşünce ve davranış sistemine temel olan, yön veren ilke, nizam. Davranışlarımıza yön veren, uyulması gereken ilke.

TERTİPSİZ

Dağınık, düzene konmamış, düzensiz. Düzensiz bir biçimde. Savruk, dağınık, intizamsız (kimse).

KESENEK

Görevlilerin aylıklarından her ay belli oranda kesilip bir sosyal güvenlik kurumuna yatırılan para. Fabrika, çiftlik vb. gelir kaynaklarının gelirini satın alma işi, iltizam.

DÜZENLİ

Düzeni olan, yerli yerinde, kararlı, tertipli, muntazam. Sistemli, nizamlı, metodik.

DÜZEN

Belli yöntem, ilke veya yasalara göre kurulmuş olan durum, uyum, nizam, sistem. Topluca ve gizlice yürütülen herhangi bir plan, dolap, komplo. Dolap, hile. Soyut ve somut nesnelerin bir sıraya, bir hedefe, bir amaca göre sıralanması, konsept. Bez dokuma tezgâhı. Toplumsal bir yapı içinde ögelerin bütüne, bütünün ögelere ve ögelerin birbirlerine göre ilişkileri. Yerleştirme, tertip. Bir devletin belli başlı ilkeleri bakımından yönetimde tuttuğu yol, yönetim biçimi, rejim. Müzik aletlerinde ses ayarı, akort. Bir kimseye, bir kuruluşa karşı toplu olarak alınan gizli karar, dolap, komplo. Alet edevat takımı.

JANDARMA

Yurt içinde genel güvenliği ve kamu düzenini korumakla görevli, yasa ve nizamların koyduğu hükümlerin yürütülmesini ve bunlara dayanan hükûmet emirlerinin yerine getirilmesini sağlayan silahlı askerî kuvvet. Bu kuvvette görevli olan kimse. Açıkgöz.

DÜZENSİZLİK

Düzensiz olma durumu, tertipsizlik, intizamsızlık, nizamsızlık.

DÜZENSİZ

Düzeni olmayan veya düzeni bozuk, karışık, tertipsiz, intizamsız, gayrimuntazam, aritmik. Sistemsiz.

KARIŞIK

Ayrı nitelikteki şeylerden oluşmuş. Düzensiz, dağınık, intizamsız. Dolu. Karışmış. Saf olmayan. Halk inancına göre cin ve perilerle ilişkisi olan. Çalkantı, kargaşa, gerginlik içinde olan. Anlaşılması güç olan, açık seçik olmayan, çapraşık.

ÇAÇO

İntizamsız, budala.

DUTMAK

Tutmak (bk. tutmak). Bekletmek, bakmak. Tutmak, yakalamak. Bir iş yapmak için para karşılığında anlaşmak. Rahatsız etmek, zehirlemek. Tutmak. Sabit kılmak. Farzetmek. Yapmak, amel etmek. Saklamak, muhafaza etmek, gizlemek. İstilâ etmek, zaptetmek, kaplamak. Bir hayvan çiftleştiği erkekten yavruya yüklü kalmak. Kapamak, seddetmek. Elde etmek, iltizam etmek, ihtiyar etmek. Alıkoymak, gitmeğe bırakmamak; mâni olmak. 1. Kullanmak. 1. Saymak, addetmek, kabul etmek. 1. Karşısına koymak.

BEHİR

Nizam, âdet, görenek.

ALICISIZ

İltizama verilememiş kesim. bk. iltizam.

İRREGULAR

İntizamsız, düzensiz.

TÜZÜK

Herhangi bir kurumun veya kuruluşun tutacağı yolu ve uygulayacağı hükümleri sırasıyla gösteren maddelerin hepsi, nizamname, statü.

KESENEKÇİ

Keseneği alan kimse, iltizamcı, kesimci, mültezim.

DÜZENDAŞ

Bir düzende, bir nizamda, aynı seviyede.

DÜZENLİK

Geçim, uyuşma. Rahat, asayiş, barışıklık, dirlik, intizam.

YOLSUZ

Yolu olmayan. Törelere, toplumun görüşüne aykırı davranan. Yavaş giden (taşıt). Kurallara aykırı, uygunsuz, yöntemsiz, düzensiz, yersiz, usulsüz, nizamsız. Parasız, züğürt.