Kelimeler arşivi içinde; başında "üste" olan, toplam 31 adet kelime bulunmaktadır. üste ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu üste ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde üste olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
ÜSTEĞMENLİK, ÜSTEMBELLİK
ÜSTENLEMEK, ÜSTENKUPLU, ÜSTENCİLİK, ÜSTENCELİK, ÜSTELENMEK, ÜSTEMBELİK
ÜSTECELİK, ÜSTEÇELİK, ÜSTELEMEK, ÜSTELENME
ÜSTETMEK, ÜSTERLİK, ÜSTENMEK, ÜSTELEME, ÜSTEKLİK, ÜSTEĞMEN
ÜSTEMAN, ÜSTELİK, ÜSTENCİ, ÜSTENEK, ÜSTEKER, ÜSTENME, ÜSTERME
ÜSTESİ
ÜSTEM, ÜSTEL, ÜSTEK, ÜSTER
ÜSTE
"Fazladan vermek, ödemek" anlamındaki üste vermek, "fiyatı artırmak eklemek, katmak" anlamlarındaki üste vurmak deyimlerinde geçen bir söz. "Başarmak, becermek" anlamındaki üstesinden gelmek deyiminde geçen bir söz.
ÜSTELEMEK
Bir düşünce veya istek üzerinde durmak, direnmek, ısrar etmek, tekit etmek. Bir isteği, bir buyruğu tekrarlamak, tekit etmek. Bir şeyin üstüne eklenmek, katılmak, inzimam etmek. Hastalık yeniden ortaya çıkmak, depreşmek, nüks etmek.
ÜSTELENME
Üstelenmek işi.
ÜSTENCİLİK
Yüklenicilik, müteahhitlik.
ÜSTELENMEK
Üsteleme işine konu olmak.
ÜSTENLEMEK
Ayak diremek, üstüne düşmek. Üstünde durmak, üstelemek.
ÜSTEMBELLİK
Üstelik, fazladan.
ÜSTENKUPLU
Tek kulplu toprak kova.
ÜSTERLİK
Kağnı arabasında, tekerin üstündeki bölüm.
ÜSTECELİK
Giysi.
ÜSTENCELİK
Üstelik, fazladan.
ÜSTEĞMENLİK
Üsteğmen olma durumu. Üsteğmenin rütbesi. Üsteğmenin görevi.
ÜSTENMEK
Bir iş yapmayı üstüne almak, taahhüt etmek.
ÜSTEMBELİK
Üstelik, fazladan.
ÜSTETMEK
Köpek saldırtmak.
ÜSTEÇELİK
Üstelik.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÜSTE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ASILMAK
Asma işi yapılmak veya asma işine konu olmak. Bir şey isterken karşısındakini tedirgin edecek derecede üstelemek, ısrar etmek, ileri gitmek. Bir yere tutunup sarkmak. Sonuna kadar mücadele etmek. Karşı cinsin ilgisini çekmek için rahatsız edici davranışlarda bulunmak. Hızla eline almak. Tutup çekmek. Boynuna ip geçirip sallandırılarak öldürülmek, idam edilmek.
BİNDİRİM
Zam. İlk çekimin son görüntülerinin yavaş yavaş silikleştirilmesi, ikinci çekimin ilk görüntülerinin gittikçe güçlendirilmesinden sonra belli bir noktada iki çekimin görüntülerinin üst üste gelmesi ve en sonunda ikinci çekimin görüntülerinin belirginleşmesi tekniği. Melodiye sadık kalınarak bir parçanın yeniden değişik ritimlerde çalınması.
BİLE
Da, de, dahi. Birlikte. Üstelik.
BOHÇALAMAK
Bir şeyi bohça içine koyup sarmak. Ayakları havada bağdaş kurar gibi toplayarak denize veya havuza atlamak. Güreşte rakibin kol ve ayaklarını üst üste getirerek kımıldayamaz durumda alttan kavrayıp kucaklamak.
BELGELİ
Belgesi olan (kimse). İki yıl üst üste sınıfta kaldığı için okula devam etme hakkını yitirerek belge alan (öğrenci).
ARASIZ
Sürekli olarak, arkası kesilmeden, ara vermeden, müstemirren, vira.
BAŞARILI
Başarı gösteren, muvaffakiyetli. Başarılmış, üstesinden gelinmiş. Başarılı bir biçimde, başarı göstererek.
ÇAKIŞMAK
Birbirine geçip kenetlenmek, takılmak. Doğru, açı, yüzey vb. geometrik biçimler üst üste konulduklarında birbirini bütünüyle örterek eşit olmak. Aynı zaman dilimine denk gelmek. Söz yarışı etmek.
BELGELENMEK
Belgeleme işine konu olmak. İki yıl üst üste aynı sınıfta kalan öğrenci okuldan çıkarılmak.
AYRIK
Ayrılmış. Ayrık otu. Düzgün ve uygun olmayan, çarpık. Ayrı tutulan, başkalarına benzemeyen, ayrıcalı, müstesna. Kural dışı.
BÜST
Vücudun, omuzlarla birlikte göğüsten yukarı bölümü. Heykelcilikte başı, göğsü, bazen de omuzları içine alan sanat ürünü.
BASUR
Kalın bağırsağın alt bölümünde ve anüste toplardamarların genişlemesiyle oluşan varis, hemoroit.
ABRA
Dara. Angarya, yük. Bir değiş tokuşta üste verilen şey. Denge.
ALAYLI
Erlikten yetişmiş, askerî okullarda okumadan başarı gösterip rütbe alan ve yükselen subay. Gerekli okul eğitimini görmeden kendini yetiştirmiş olan (kimse), mektepli karşıtı. Gösterişli, görkemli, debdebeli. Alay edici, küçümseyici, müstehzi.
BECERMEK
Güç görünen bir iş veya duruma çözüm bulmak, üstesinden gelmek. Irzına geçmek, kirletmek. Bir şeyi kullanılmaz duruma getirmek, bozmak, kirletmek. Birini öldürmek.
BAŞKA
Bilinenden ayrı, değişik, farklı, özge. Nitelik yönünden alışılmışın dışında bir üstünlüğü olan. "Ayrıca, üstelik, bir yana" anlamlarında -den başka biçiminde kullanılan bir söz.
ATOM
Birkaç türü birleştiğinde çeşitli molekülleri, bir tek türü ise bir kimyasal ögeyi oluşturan parçacık. Yaprakları üst üste sarılı topak marul. Eski Yunan filozoflarına göre gerçeğin son, artık bölünemez, bozulamaz diye tasarlanan temel ögeleri.
ALAYCI
Alay etme huyu olan (kimse), müstehzi. Alay eden, küçümseyen (tutum).
ALAYCILIK
Alaycı olma durumu, müstehzilik.
ÇEKİMSER
Oy vermekten, eğilim göstermekten veya bir şey yapmaktan kaçınan, kararsız, taraf olmayan (kimse), müstenkif.