ÜSTE ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "üste" olan, toplam 31 adet kelime bulunmaktadır. üste ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu üste ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde üste olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

11 harfli kelimeler

ÜSTEĞMENLİK, ÜSTEMBELLİK

10 harfli kelimeler

ÜSTENLEMEK, ÜSTENKUPLU, ÜSTENCİLİK, ÜSTENCELİK, ÜSTELENMEK, ÜSTEMBELİK

9 harfli kelimeler

ÜSTECELİK, ÜSTEÇELİK, ÜSTELEMEK, ÜSTELENME

8 harfli kelimeler

ÜSTETMEK, ÜSTERLİK, ÜSTENMEK, ÜSTELEME, ÜSTEKLİK, ÜSTEĞMEN

7 harfli kelimeler

ÜSTEMAN, ÜSTELİK, ÜSTENCİ, ÜSTENEK, ÜSTEKER, ÜSTENME, ÜSTERME

6 harfli kelimeler

ÜSTESİ

5 harfli kelimeler

ÜSTEM, ÜSTEL, ÜSTEK, ÜSTER

Bazı kelimelerin anlamları

ÜSTE

"Fazladan vermek, ödemek" anlamındaki üste vermek, "fiyatı artırmak eklemek, katmak" anlamlarındaki üste vurmak deyimlerinde geçen bir söz. "Başarmak, becermek" anlamındaki üstesinden gelmek deyiminde geçen bir söz.

ÜSTELEMEK

Bir düşünce veya istek üzerinde durmak, direnmek, ısrar etmek, tekit etmek. Bir isteği, bir buyruğu tekrarlamak, tekit etmek. Bir şeyin üstüne eklenmek, katılmak, inzimam etmek. Hastalık yeniden ortaya çıkmak, depreşmek, nüks etmek.

ÜSTELENME

Üstelenmek işi.

ÜSTENCİLİK

Yüklenicilik, müteahhitlik.

ÜSTELENMEK

Üsteleme işine konu olmak.

ÜSTENLEMEK

Ayak diremek, üstüne düşmek. Üstünde durmak, üstelemek.

ÜSTEMBELLİK

Üstelik, fazladan.

ÜSTENKUPLU

Tek kulplu toprak kova.

ÜSTERLİK

Kağnı arabasında, tekerin üstündeki bölüm.

ÜSTECELİK

Giysi.

ÜSTENCELİK

Üstelik, fazladan.

ÜSTEĞMENLİK

Üsteğmen olma durumu. Üsteğmenin rütbesi. Üsteğmenin görevi.

ÜSTENMEK

Bir iş yapmayı üstüne almak, taahhüt etmek.

ÜSTEMBELİK

Üstelik, fazladan.

ÜSTETMEK

Köpek saldırtmak.

ÜSTEÇELİK

Üstelik.

  -   -   -  

Anlamında ÜSTE bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ÜSTE geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ASILMAK

Asma işi yapılmak veya asma işine konu olmak. Bir şey isterken karşısındakini tedirgin edecek derecede üstelemek, ısrar etmek, ileri gitmek. Bir yere tutunup sarkmak. Sonuna kadar mücadele etmek. Karşı cinsin ilgisini çekmek için rahatsız edici davranışlarda bulunmak. Hızla eline almak. Tutup çekmek. Boynuna ip geçirip sallandırılarak öldürülmek, idam edilmek.

BİNDİRİM

Zam. İlk çekimin son görüntülerinin yavaş yavaş silikleştirilmesi, ikinci çekimin ilk görüntülerinin gittikçe güçlendirilmesinden sonra belli bir noktada iki çekimin görüntülerinin üst üste gelmesi ve en sonunda ikinci çekimin görüntülerinin belirginleşmesi tekniği. Melodiye sadık kalınarak bir parçanın yeniden değişik ritimlerde çalınması.

BİLE

Da, de, dahi. Birlikte. Üstelik.

BOHÇALAMAK

Bir şeyi bohça içine koyup sarmak. Ayakları havada bağdaş kurar gibi toplayarak denize veya havuza atlamak. Güreşte rakibin kol ve ayaklarını üst üste getirerek kımıldayamaz durumda alttan kavrayıp kucaklamak.

BELGELİ

Belgesi olan (kimse). İki yıl üst üste sınıfta kaldığı için okula devam etme hakkını yitirerek belge alan (öğrenci).

ARASIZ

Sürekli olarak, arkası kesilmeden, ara vermeden, müstemirren, vira.

BAŞARILI

Başarı gösteren, muvaffakiyetli. Başarılmış, üstesinden gelinmiş. Başarılı bir biçimde, başarı göstererek.

ÇAKIŞMAK

Birbirine geçip kenetlenmek, takılmak. Doğru, açı, yüzey vb. geometrik biçimler üst üste konulduklarında birbirini bütünüyle örterek eşit olmak. Aynı zaman dilimine denk gelmek. Söz yarışı etmek.

BELGELENMEK

Belgeleme işine konu olmak. İki yıl üst üste aynı sınıfta kalan öğrenci okuldan çıkarılmak.

AYRIK

Ayrılmış. Ayrık otu. Düzgün ve uygun olmayan, çarpık. Ayrı tutulan, başkalarına benzemeyen, ayrıcalı, müstesna. Kural dışı.

BÜST

Vücudun, omuzlarla birlikte göğüsten yukarı bölümü. Heykelcilikte başı, göğsü, bazen de omuzları içine alan sanat ürünü.

BASUR

Kalın bağırsağın alt bölümünde ve anüste toplardamarların genişlemesiyle oluşan varis, hemoroit.

ABRA

Dara. Angarya, yük. Bir değiş tokuşta üste verilen şey. Denge.

ALAYLI

Erlikten yetişmiş, askerî okullarda okumadan başarı gösterip rütbe alan ve yükselen subay. Gerekli okul eğitimini görmeden kendini yetiştirmiş olan (kimse), mektepli karşıtı. Gösterişli, görkemli, debdebeli. Alay edici, küçümseyici, müstehzi.

BECERMEK

Güç görünen bir iş veya duruma çözüm bulmak, üstesinden gelmek. Irzına geçmek, kirletmek. Bir şeyi kullanılmaz duruma getirmek, bozmak, kirletmek. Birini öldürmek.

BAŞKA

Bilinenden ayrı, değişik, farklı, özge. Nitelik yönünden alışılmışın dışında bir üstünlüğü olan. "Ayrıca, üstelik, bir yana" anlamlarında -den başka biçiminde kullanılan bir söz.

ATOM

Birkaç türü birleştiğinde çeşitli molekülleri, bir tek türü ise bir kimyasal ögeyi oluşturan parçacık. Yaprakları üst üste sarılı topak marul. Eski Yunan filozoflarına göre gerçeğin son, artık bölünemez, bozulamaz diye tasarlanan temel ögeleri.

ALAYCI

Alay etme huyu olan (kimse), müstehzi. Alay eden, küçümseyen (tutum).

ALAYCILIK

Alaycı olma durumu, müstehzilik.

ÇEKİMSER

Oy vermekten, eğilim göstermekten veya bir şey yapmaktan kaçınan, kararsız, taraf olmayan (kimse), müstenkif.