Kelimeler arşivinde; içinde "üste" olan, toplam 85 tane kelime bulunuyor. İçerisinde üste bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu üste ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında üste olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
MÜSTEMLEKELEŞMEK
MÜSTEMLEKELEŞME, MÜSTEMLEKECİLİK, MÜSTEHCENLEŞMEK
MÜSTEHCENLEŞME
MÜSTEŞRİKLİK, KÜSTEKLENMEK, MÜSTEHCENLİK, MÜSTEMLEKECİ
CÜSTELETMEK, MÜSTEŞARLIK, ÜSTEĞMENLİK, ÜSTEMBELLİK, MÜSTEMİRREN, PÜSTEKLEMEK, EŞTERSÜSTEL, RÜSTEMGEDİK, MÜSTEBİTLİK
ÜSTENLEMEK, ÜSTELENMEK, MÜSTEMLEKE, ÜSTENKUPLU, ÜSTENCİLİK, MÜSTENİDEN, ÜSTEMBELİK, ÜSTENCELİK, CÜSTELEMEK
ÜSTELENME, ÜSTELEMEK, MÜSTENİRE, MÜSTENKİF, ÜSTEÇELİK, ÜSTECELİK, RÜSTEMLER, MÜSTEHASE, MÜSTEHCEN, MÜSTEHLİK, MÜSTEKREH, MÜSTELZİM, MÜSTEŞRİK, MÜSTENSİH
ÜSTEKLİK, LEPÜSTEK, MÜSTENİR, KÖRÜSTEN, MÜSTECAP, MÜSTECEL, MÜSTECEP, MÜSTEHAP, MÜSTEŞAR, MÜSTEBAT, MÜSTEBİT, MÜSTECİR, MÜSTEFİT, MÜSTEHZİ, MÜSTENİT, MÜSTERİH, MÜSTESNA, ÜSTETMEK, MÜSTEVLİ, MÜSTEZAT, ÜSTEĞMEN, ÜSTERLİK, ÜSTELEME, ÜSTENMEK
ÜSTENCİ, ÜSTEMAN, ÜSTÜSTE, ÜSTERME, ÜSTENEK, ÜSTEKER, AĞZÜSTE, ÜSTENME, KÜSTERE, ÜSTELİK, MÜSTEVİ, MÜSTEAR
RÜSTEM, ÜSTESİ
ÜSTEM, ÜSTEK, PÜSTE, ÜSTER, ÜSTEL
ÜSTE
ÜSTE
"Fazladan vermek, ödemek" anlamındaki üste vermek, "fiyatı artırmak eklemek, katmak" anlamlarındaki üste vurmak deyimlerinde geçen bir söz. "Başarmak, becermek" anlamındaki üstesinden gelmek deyiminde geçen bir söz.
MÜSTEHCENLEŞME
Müstehcenleşmek durumu.
PÜSTEKLEMEK
İş yapmadan oyalanmak.
MÜSTEHCENLİK
Müstehcen olma durumu.
ÜSTEMBELLİK
Üstelik, fazladan.
MÜSTEMLEKECİLİK
Sömürgecilik.
ÜSTEĞMENLİK
Üsteğmen olma durumu. Üsteğmenin rütbesi. Üsteğmenin görevi.
KÜSTEKLENMEK
Kösteklenmek.
MÜSTEŞRİKLİK
Müsteşrik olma durumu.
MÜSTEMİRREN
Arasız.
CÜSTELETMEK
Aratmak, teftiş ettirmek.
MÜSTEMLEKELEŞME
Sömürgeleşme.
MÜSTEŞARLIK
Müsteşar olma durumu. Müsteşarın görevi veya makamı.
MÜSTEMLEKECİ
Sömürgeci.
MÜSTEMLEKELEŞMEK
Sömürgeleşmek.
MÜSTEHCENLEŞMEK
Müstehcen duruma gelmek.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÜSTE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ÇEKİMSER
Oy vermekten, eğilim göstermekten veya bir şey yapmaktan kaçınan, kararsız, taraf olmayan (kimse), müstenkif.
BAŞARILI
Başarı gösteren, muvaffakiyetli. Başarılmış, üstesinden gelinmiş. Başarılı bir biçimde, başarı göstererek.
BECERMEK
Güç görünen bir iş veya duruma çözüm bulmak, üstesinden gelmek. Irzına geçmek, kirletmek. Bir şeyi kullanılmaz duruma getirmek, bozmak, kirletmek. Birini öldürmek.
ABRA
Dara. Angarya, yük. Bir değiş tokuşta üste verilen şey. Denge.
ATOM
Birkaç türü birleştiğinde çeşitli molekülleri, bir tek türü ise bir kimyasal ögeyi oluşturan parçacık. Yaprakları üst üste sarılı topak marul. Eski Yunan filozoflarına göre gerçeğin son, artık bölünemez, bozulamaz diye tasarlanan temel ögeleri.
BELGELİ
Belgesi olan (kimse). İki yıl üst üste sınıfta kaldığı için okula devam etme hakkını yitirerek belge alan (öğrenci).
ÇAKIŞMAK
Birbirine geçip kenetlenmek, takılmak. Doğru, açı, yüzey vb. geometrik biçimler üst üste konulduklarında birbirini bütünüyle örterek eşit olmak. Aynı zaman dilimine denk gelmek. Söz yarışı etmek.
ALAYCI
Alay etme huyu olan (kimse), müstehzi. Alay eden, küçümseyen (tutum).
BELGELENMEK
Belgeleme işine konu olmak. İki yıl üst üste aynı sınıfta kalan öğrenci okuldan çıkarılmak.
BASUR
Kalın bağırsağın alt bölümünde ve anüste toplardamarların genişlemesiyle oluşan varis, hemoroit.
AYRIK
Ayrılmış. Ayrık otu. Düzgün ve uygun olmayan, çarpık. Ayrı tutulan, başkalarına benzemeyen, ayrıcalı, müstesna. Kural dışı.
BAŞKA
Bilinenden ayrı, değişik, farklı, özge. Nitelik yönünden alışılmışın dışında bir üstünlüğü olan. "Ayrıca, üstelik, bir yana" anlamlarında -den başka biçiminde kullanılan bir söz.
BOHÇALAMAK
Bir şeyi bohça içine koyup sarmak. Ayakları havada bağdaş kurar gibi toplayarak denize veya havuza atlamak. Güreşte rakibin kol ve ayaklarını üst üste getirerek kımıldayamaz durumda alttan kavrayıp kucaklamak.
BÜST
Vücudun, omuzlarla birlikte göğüsten yukarı bölümü. Heykelcilikte başı, göğsü, bazen de omuzları içine alan sanat ürünü.
ALAYLI
Erlikten yetişmiş, askerî okullarda okumadan başarı gösterip rütbe alan ve yükselen subay. Gerekli okul eğitimini görmeden kendini yetiştirmiş olan (kimse), mektepli karşıtı. Gösterişli, görkemli, debdebeli. Alay edici, küçümseyici, müstehzi.
ASILMAK
Asma işi yapılmak veya asma işine konu olmak. Bir şey isterken karşısındakini tedirgin edecek derecede üstelemek, ısrar etmek, ileri gitmek. Bir yere tutunup sarkmak. Sonuna kadar mücadele etmek. Karşı cinsin ilgisini çekmek için rahatsız edici davranışlarda bulunmak. Hızla eline almak. Tutup çekmek. Boynuna ip geçirip sallandırılarak öldürülmek, idam edilmek.
ALAYCILIK
Alaycı olma durumu, müstehzilik.
BİNDİRİM
Zam. İlk çekimin son görüntülerinin yavaş yavaş silikleştirilmesi, ikinci çekimin ilk görüntülerinin gittikçe güçlendirilmesinden sonra belli bir noktada iki çekimin görüntülerinin üst üste gelmesi ve en sonunda ikinci çekimin görüntülerinin belirginleşmesi tekniği. Melodiye sadık kalınarak bir parçanın yeniden değişik ritimlerde çalınması.
BİLE
Da, de, dahi. Birlikte. Üstelik.
ARASIZ
Sürekli olarak, arkası kesilmeden, ara vermeden, müstemirren, vira.