Sonu ÜRKÜT ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "ürküt" olan, toplam 3 adet kelime bulunmaktadır. Sonu ürküt ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında ürküt olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde ürküt olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

6 harfli kelimeler

BÜRKÜT, KÜRKÜT

5 harfli kelimeler

ÜRKÜT

Bazı kelimelerin anlamları

ÜRKÜT

Afyon ili, Karadirek nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri. Ağrı ili, Sarısu nahiyesine bağlı bir bölge.

KÜRKÜT

Kükürt. Yoz deve ile tüylü deveden olan yavru. Halı, kilim tezgâhlarında taraktan dökülen yün kırıntıları. Teke kıllarının dibinden kırkılarak alınan ince tüyler. Dokuma aygıtlarında taraktan dökülen yün kırıntıları.

BÜRKÜT

Kartal.

  -   -   -  

Anlamında ÜRKÜT bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ÜRKÜT geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ŞİŞİNMEK

Surat asmak, dargın durmak. Başkalarına yüksekten bakar gibi bir tavır takınmak, böbürlendiğini davranışlarıyla belli etmek, kabarmak, gururlanmak. Bazı böcekler, saldırıya uğradıklarında bütün uzantı ve eklentilerini, düşmanını korkutup ürkütecek biçimde yayarak genişletmek.

ALKIZITMAK

Yormak, kuvvetten düşürmek, ürkütmek.

HİYNİKTİRMEK

Korkutarak ürkütmek: Bu hayvanı hiyniktirmişsin.

KÖRÜKTÜRMEK

Bir kimseyi başka birinin kötülüğü için kışkırtmak. Yıldırmak, ürkütmek, yürek gücünü sarsmak. Bir hayvan diğerini korkutmak. Bıktırmak, bezdirmek.

HABİREHA

Hayvanları ürkütme ünlemi.

CANAVARLAŞMAK

Canavar gibi davranmak. Korkunç, ürkütücü bir durum almak.

KIŞLAMAK

Kış olmak. Kuş ve kümes hayvanlarını ürkütmek. Kışı bir yerde geçirmek.

ANITMAK

Vurmaya niyet etmek, korkutmak kasdiyle vuracakmış gibi yapmak. Aptal aptal, şaşkın şaşkın bakarak durmak, baka kalmak. Elle kovalamak, ürkütmek: Arıyı anıtma büsbütün azar. Bön bön, aptal aptal bakmak. Anlatabilmek, aklına koymak. İşi özensiz yapmak. İlgisiz davranmak.

HÖLLEMEK

Bağırarak bir şeyin üzerine yürüyüp ürkütmek. Yuvarlamak.

HAYCI

Avlanmak istenen hayvanı veya sürüyü ürkütüp avcıya doğru yönlendiren kimse. Domuz ve kurt avlarında bağırarak hayvanları ürküten kişi.

KIŞKIRTMAK

Kümes hayvanlarını ürkütüp kaçırmak. Bir kimseyi kötü bir iş yapması için harekete geçirmek, tahrik etmek.

ÜRKÜTME

Ürkütmek işi.

HOŞT

Köpekleri ürkütüp kaçırmak için çıkarılan ses.

KIVCI

Sürek avlarında hayvanları ürkütmek için ses çıkaran kimse. Yol gösteren, kılavuz : Yayla yolu muntazam değil bir kıvcı alalım.

FERİKMEK

Ürkütmek (daha çok hayvanlar için kullanılır). Korkudan soluk soluğa kalmak. Tavuğun kümesten soğuması.

EYEF

Kağnı ya da saban oklarını boyunduruğa bağlayan halka biçiminde bükülmüş ince ağaç. Sap, ot, çalı bağlamlarını denk yaparken ipleri sıkıştırmakta kullanılan özellikle çıtlık denilen ağaçtan yapılmış araç. Boyundurukla saban okunun kılıç aracılığıyla birbirine tutturulmasma yarayan ağaç halka. Saban okunun ucundaki demir halka. (Başkışla Karaman Konya). Saban, kızak, araba, pulluk ve düveni boyunduruğa bağlamak için kullanılan, uç kısımları birbiri üzerine oturmuş elips biçiminde ağaç. (Yeşilköy Gelendost, Ortayazı Senirkent Isparta; Ürkütlü, Bucak Burdur; Kemalpaşa İzmir). Kağnı ve arabalara yüklenmiş sapları, düzgün tutmak amacıyla bağlama iplerinin arasına konan, elips biçiminde ağaç. (Beylerli Çardak Denizli).

LABUT

Öküzleri dürtmekte kullanılan üvendirenin ucundaki yassı demir. Balıkları ürkütüp serpilen ağ yönünde gitmelerini sağlamak için üstüne vurarak ses çıkartılan, saplı, madenden yapılmış kap. Er geç, kuşkusuz : Labut bigün elume geçersun. Araba tekerleği demir çenberinin altında bulunan ağaç kasnak. (Tefenni Burdur). Denize vurmak yöntemiyle balıkların ağa doğru yönetilmesini sağlayan bir taşın arkasına ağaç takılmasıyle oluşan araç. (Gerze Sinop).

HELLEMEK

Kuşları ürkütüp kaçırmak. Sallamak: Çocuk ağlıyor salıncağını helleyiver. Yuvarlamak. Özendirmek, isteklendirmek: O bu işi kendiliğinden yapamazdı Ali'nin hellemesi. Öğrenmek, bellemek.

AYH

Ürkütme, kovma bildirir ünlem (kış, hoşt gibi): Kız, şu davalara ayh de, gitsinler.

ALKAZITMAK

Yormak, kuvvetten düşürmek, ürkütmek: Pehlivanı alkazıttın.