İçinde ÜRLÜK geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "ürlük" olan, toplam 36 tane kelime bulunuyor. İçerisinde ürlük bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu ürlük ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında ürlük olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

13 harfli kelimeler

ÖZGÜRLÜKÇÜLÜK

12 harfli kelimeler

KARİKATÜRLÜK

11 harfli kelimeler

BAŞMÜDÜRLÜK, GÜRLÜKÖLÇER, HOŞGÖRÜRLÜK, ÖZGÜRLÜKSÜZ, KÜLÜSTÜRLÜK

10 harfli kelimeler

DÖVÜLÜRLÜK, ÇÖZÜNÜRLÜK, GÖRÜNÜRLÜK, BÜYÜTÜRLÜK, ÖZGÜRLÜKÇÜ, DÜŞÜNÜRLÜK

9 harfli kelimeler

KÜNKÜRLÜK, KÜNGÜRLÜK, SONGÜRLÜK

8 harfli kelimeler

MÜSÜRLÜK, ÖNGÜRLÜK, PÖTÜRLÜK, PÜSÜRLÜK, TEKÜRLÜK, ZÖHÜRLÜK, ÇÖĞÜRLÜK, BÜYÜRLÜK, YÜRÜRLÜK, ÖZGÜRLÜK, MÜDÜRLÜK, KÖMÜRLÜK, GÜBÜRLÜK, DÜNÜRLÜK, BÜCÜRLÜK

7 harfli kelimeler

ÖĞÜRLÜK, ÖVÜRLÜK

6 harfli kelimeler

HÜRLÜK, GÜRLÜK

5 harfli kelimeler

ÜRLÜK

Bazı kelimelerin anlamları

ÜRLÜK

Başörtüsü.

BÜYÜTÜRLÜK

Aşırılaştırma.

KÜLÜSTÜRLÜK

Külüstür olma durumu.

DÖVÜLÜRLÜK

Özdeğin çekiçle dövülerek ya da merdaneyle ezilerek her yöne doğru boyutlarını genişletebilmesi.

ÖZGÜRLÜKSÜZ

Özgürlüğü olmayan.

ÖZGÜRLÜKÇÜLÜK

Özgürlükçü olma durumu.

ÇÖZÜNÜRLÜK

Bir maddenin başka bir madde içinde çözünme özelliği, resolüsyon. Ekrandaki görüntünün veya yazıcı tarafından basılan şekillerin netliği. Birim nicelikte çözelti ya da çözgen içinde, belli sıcaklık ve basınçla çözülebilen özdek niceliği. Belirli oylum ya da tutardaki bir özgende çözünebilen özdek niceliği. Katı, sıvı ya da gaz çözünenin, belirli koşullarda çözücüsü ile tektürel bir çözelti oluşturabilmesinin sınırı. Bir maddenin belirli bir sıcaklıktaki doygun çözeltisindeki derişimi. Bir çözünenin, bir çözendeki çözünme kertesi. (Genellikle, belirli bir sıcaklıkta yüzde olarak belirtilir.). Bir maddenin çözelti oluşturma kapasitesi. Birbirine komşu iki noktanın ayırt edilebilme gücü. Mikroskobik olarak birbirine komşu iki farklı görüntünün ayırt edilebilme duyarlılığı, rezolüsyon.

KÜNKÜRLÜK

Düşünce, fikir: Efendinin, künkürlüğü doğrudur.

KÜNGÜRLÜK

Uykunun verdiği uyuşukluk: Hüseyin onbaşıyı küngürlük bastı, söyletemeyiz gayri.

HOŞGÖRÜRLÜK

Hoşgörülülük.

KARİKATÜRLÜK

Karikatür olma durumu. Karikatür olma özelliği taşıyan kimse, olay veya şey. Karikatür konusunu oluşturan olay.

GÖRÜNÜRLÜK

Görülebilen bir şeyin niteliği. Yoğun siste görünebilen 15-20 metreden, 50 km'ye değin giden değişik görüş uzaklıkları içki hava duruluğu ölçüsü.

BAŞMÜDÜRLÜK

Başmüdür olma durumu. Başmüdürle yönetilen kuruluş. Başmüdürün yaptığı iş. Başmüdürün çalıştığı daire.

ÖZGÜRLÜKÇÜ

Özgürlük yanlısı olan.

DÜŞÜNÜRLÜK

Düşünür olma durumu.

GÜRLÜKÖLÇER

Seslendirmede ya da ses yayınında gürlüğü denetime, ölçmeye yarayan, gürlüğün gerekenin üstüne çıkmasını ya da altına düşmesini önleyen aygıt.

  -   -   -  

Anlamında ÜRLÜK bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ÜRLÜK geçen kelimeler listesi verilmiştir.

HIYAR

Kabakgillerden, uzun, iri meyveli, sürüngen, bir yıllık otsu bir bitki (Cucumis sativus). Bu bitkinin iri, yeşil ürünü, salatalık. Kaba saba, görgüsüz, budala. Bir şeyi seçmekte veya yapıp yapmamakta özgürlük.

GEÇERLİK

Yürürlükte olma, değerini sürdürme durumu, revaç, valör. Sürümü olma durumu.

CARİ

Geçerli olan, yürürlükte olan. Akan.

BASKISIZ

Hak ve özgürlükleri kısıtlanmamış. Terbiyesiz, ahlaksız. Disiplinsiz.

ÇÖPLÜK

Çöplerin atıldığı veya biriktirildiği yer, çöp tenekesi, küllük, süprüntülük, gübürlük, mezbele, mezbelelik. Çok kirli yer. Her türlü yetkinin sınırsızca kullanıldığı yer.

GEÇERLİ

Yürürlükte olan, uygulanan, meri, muteber. Beğenilen, tutulan.

İZİN

Bir şey yapmak için verilen veya alınan özgürlük, müsaade, ruhsat, icazet, mezuniyet. Bir kimseye çalıştığı yerce verilen tatil.

BEREKET

Bolluk, gürlük, ongunluk, feyiz, feyezan. İyi ki, neyse ki, iyi bir rastlantı sonucunda. Yağmur.

DİREKTÖRLÜK

Yönetmenlik, müdürlük.

BIRAKMAK

Elde bulunan bir şeyi tutmaz olmak. Yanına almamak, yanında götürmemek. Koymak. Bıyık ya da sakal uzatmak. Bir işi başka bir zamana ertelemek. Ölen, ayrılan birinden iş, kişi, nesne vb. şeyler kalmak. Bakılmak, korunmak için vermek. Kötü bir durumda terk etmek. Ayrılmak, terk etmek. Yapışık olan bir şey yapışıklıktan kurtulmak. Özgürlük vermek, hürriyetine kavuşmasını sağlamak. Bulunduğu yeri veya durumu değiştirmemek. Saklamak, artırmak. Sarkıtmak. Bir işin sorumluluğunu, yükümlülüğünü başkasına vermek, görevlendirmek. Uğraşmaz olmak, artık uğraşmamak. Boşamak. Bulunduğu veya dokunduğu yerde bir şey oluşturmak, meydana getirmek. Sınıf geçirmemek, döndürmek. Bir alışkanlıktan veya bir işten vazgeçmek. Bir pazarlıkta, belli bir fiyata vermeyi kabul etmek. Engel olmamak. Unutmak. Sahiplik hakkını başkasına vermek.

GEÇER

Yürürlükte bulunan, geçerliği olan, kullanılan. Geçme özelliği olan. Geçer not. Beğenilen, makbul, mergup.

GÜMRAHLIK

Gümrah olma durumu, bolluk, sıklık, gürlük.

HÜKÜMSÜZ

Yürürlükten çıkarılmış, yürürlükten kaldırılmış, geçersiz, hükmü kalmamış.

CARİYE

Yabancı ülkelerden kaçırılıp özgürlükten yoksun bırakılan, alınıp satılabilen, her konuda efendisinin isteklerine bağlı bulunan genç kadın, halayık.

GEÇERSİZ

Yürürlükten çıkarılmış, hükümsüz.

HÜRRİYET

Özgürlük.

İNFİSAH

Bozulma. Yürürlükten çıkma. Dağılma. Kokuşma.

FEYİZ

Verimlilik, gürlük, ongunluk, bereket. İlerleme, kültürel gelişme, olgunluk. Artma, çoğalma. Manevi haz, mutluluk, iç huzuru.

BASKI

Bir eserin basılış biçimi veya durumu. Bası sayısı. Belirli ruhsal etkinlik ve süreçleri, kişinin isteği dışında bilinçaltına itmesi veya bu itilenlerin bilince çıkmasını önleme durumu. Giysinin içine kıvrılıp dikilen kenarı. Bir maddeyi sıkıp ezen alet, pres. Top oyunlarında karşı takım oyuncusunun hareketini ve sonuç almasını engellemek amacıyla uygulanan yakın savunma durumu, pres. Bir eserin tekrarlanarak yapılmış olan baskı işlemlerinden her biri, edisyon. Hak ve özgürlükleri kısıtlayarak zor altında bulundurma durumu, tahakküm.

İSTİBDAT

Uyruklarına hiçbir hak ve özgürlük tanımayan sınırsız monarşi, despotluk, despotizm.