Kelimeler arşivi içinde; sonunda "ümit" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. Sonu ümit ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında ümit olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde ümit olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
ÜMİT
Umut.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÜMİT geçen kelimeler listesi verilmiştir.
UMUTLU
Umudu olan, umut besleyen, ümitli, ümitvar.
GÜT
Ümit, emel, gaye.
GÜVMEK
Ümit etmek: Hasanın bugün geleceğini güvüyordum. Emin olmak, içi rahat etmek. Dayanmak, beklemek. sabretmek.
DAMAS
Ümit: Ben bu işten damasımı kestim.
AYDINMAK
Sövmek, kötü kötü söylenmek. Darılmak. Nankörlük etmek. Kendi kendine söylenmek. Şikâyet etmek. Ummak, ümit etmek.
DAPCINMAK
Boşuboşuna ümitlenmek.
TAVLAMAK
İşlenilecek bir nesneye gereken ısıyı veya nemi sağlamak, tav vermek. Karşı cinsin gönlünü çelmek, kandırıp elde etmek. Yolsuz ve kolay kazanç umudu vererek dolandırmak. Ümit vererek kandırmak, kendine bağlamak, aldatmak.
EMİCEK
Meme başı, yapma meme, emzik. Arı kurdunun saklı bulunduğu mumlu korunacak. Ballıbaba denilen bir çeşit bitki. Meme emme zamanı geçtiği halde, emmeye devam eden kuzu ve oğlakların ağzına takılan ince ağaçtan yapılmış burunsalık. Ümit. Gelir kaynağı, fayda sağlayan mülk. Besin, gıda, azık.
UMUTLANDIRMA
Umutlandırmak işi, ümitlendirme.
GÜMAN
Umut. Ümit. İnanç. Kanaat. İstek, heves. Neşe.
UMUTSUZ
Umudu olmayan, hiç umudu kalmayan, ümitsiz, nevmit. Düzeleceği veya iyileşeceği sanılmayan, ümitsiz.
NEREYE
Hangi yere? "Bu kadar insan bir anda nereye kaybolabilir." -A. Ümit.
UMUT
Ummaktan doğan duygu, ümit. Olması beklenilen veya olacağı düşünülen şey, ümit. Bu duyguyu veren kimse veya şey, ümit.
DİNKESE
Çaresiz, ümitsiz, zor bir durumda olan.
EMENMEK
Boş yere yorulmak, emek ver mek, uğraşmak, didinmek. Çok fazla emek vermek, çalışmak. Gayret etmek. Gidip gelmek, geri dönmek: Bu işim olsa da bir kere daha köye emenmesem. Dikkat etmek, özenmek. Ümit edip de olmamak. Zahmet çekmek, emek çekmek.
EMENDİRMEK
Yormak, zahmet vermek. Boş yere ümitlendirmek, aldatmak. Emek çektirmek, zahmet vermek, zahmete sokmak, yormak.
UMUTLANDIRMAK
Umut vermek, umutlanmasına yol açmak, ümitlendirmek.
UMUTLANMA
Umutlanmak durumu, ümitlenme.
UMUTLANMAK
Bir şeyin olmasını inançla beklemek, ümitlenmek.
UMUTSUZLUK
Umutsuz olma durumu, ümitsizlik, meyusiyet.