Sonu ÜLEN ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "ülen" olan, toplam 15 adet kelime bulunmaktadır. Sonu ülen ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında ülen olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde ülen olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

12 harfli kelimeler

DENİZGÖRÜLEN

9 harfli kelimeler

GÖRÜŞÜLEN, SUTUGÜLEN, SUTÜĞÜLEN

7 harfli kelimeler

ÖLÇÜLEN, ERGÜLEN, GÜCÜLEN, TÜYÜLEN, ÜSKÜLEN, VİRÜLEN

5 harfli kelimeler

GÜLEN, KÜLEN, SÜLEN, TÜLEN

4 harfli kelimeler

ÜLEN

Bazı kelimelerin anlamları

ÜLEN

Ulan.

KÜLEN

Sulanmayan, verimli ve çakılsız toprak. Gübreli, külrengi toprak. Boz renk (eşek ve benzerleri hayvanlarda).

ERGÜLEN

Hep gülen, güler yüzlü kimse.

ÜSKÜLEN

Büyümemiş, küçük soğan.

GÖRÜŞÜLEN

Bir görüşmede kendileriyle karşılıklı konuşularak bilgi alınan birey ya da birim. bk. yanıtlayıcı.

SUTUGÜLEN

Çağlayan.

TÜLEN

İlk kez çocuk doğuran genç kadın. Bir yaşında kuzulayan keçi.

VİRÜLEN

Patojen, hastalığa neden olabilen.

GÜLEN

Mayıs ayı. Gülümseyen, güler yüzlü. Trabzon ilinde, Dernekpazarı ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.

SÜLEN

Salyangoz. İyi bükülmemiş ip. Şölen, merasim: sülen açmak: şölen yapmak. Ağaç çeşme oluğu. (Gönenköy Isparta).

ÖLÇÜLEN

Bir ölçme işlemine imkân sağlayan fiziksel büyüklük.

TÜYÜLEN

Çağlayan.

SUTÜĞÜLEN

Çağlayan, düden.

GÜCÜLEN

Ancak, güçlükle, zorla.

DENİZGÖRÜLEN

Kastamonu kenti, Doğanyurt belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.

  -   -   -  

Anlamında ÜLEN bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ÜLEN geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ADAY

Bir görev, bir iş için kendini ileri süren veya başkaları tarafından ileri sürülen kimse. Bir iş için yetiştirilmekte, eğitilmekte olan kimse, namzet.

AFSUNLANMA

Büyülenme.

AĞRIMA

Ağrımak işi. Memeli hayvanlarda görülen ara konakçı kenelerin bulaştırdığı ağrıma asalaklarından ileri gelen hastalık.

AĞIZ

Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.

ALELADE

Her zaman görülen, olağan. Bayağı.

AKAR

Kiraya verilerek gelir getiren ev, dükkân, tarla, bağ vb. mülk, akaret. Halı, koltuk, yatak vb. yerlerde ve nemli ortamlarda yaşayan, astıma yol açabilen, insan vücudundan dökülen deri tozlarıyla ve parçacıklarıyla beslenen bir tür canlı. Sıvı, mai, likit.

ANLIK

Kısa süren, bir an içinde olan, enstantane. Bir anda oluşan, gelişen, spontane. Anlama gücü, usa vurma, yargılama, müdrike, entelekt. Duyu ve iradeden ayrı olarak düşünülen bilme yetisi.

AFSUNLANMAK

Büyülenmek.

ABRAŞ

Alaca benekli. Klorofil azlığından dolayı açık renkte lekeleri olan (bitki yaprağı). Cildin rengini bozup beyaz benekler ve lekeler yapan hastalık. Ters, kaba, görgüsüz (kimse). Deseni ve atkısı bozuk halı. Atın tüysüz yerlerinde görülen uyuza benzer bir hastalık. Çarpık, eğri, düzgün olmayan. Çilli, çopur yüzlü, gözleri açık renk olan (kimse).

AFT

Ağız mukozasında görülen ufak, kirli sarı lekeler.

AV

Karada, denizde, gölde veya akarsularda evcil olmayan hayvanları vurma veya yakalama işi, şikâr. Bir hayvanın bir başka hayvanı yemek için yakalaması. Tuzağa düşürülen, kendisinden yararlanılan kimse. Bu yollarla yakalanan hayvan.

AYIKLAMAK

Bir şeyin içinden, işe yaramayan, gereksiz veya istenmeyen taneleri ayırıp çıkarmak, temizlemek. Bir görevde gereksiz görülenleri işinden ayırmak.

AL

Kanın rengi, kızıl, kırmızı. Dorunun açığı, kızıla çalan at donu. Aldatma, düzen, tuzak, hile. Yüze sürülen pembe düzgün, allık. Bu renkte olan (at). Alüminyum elementinin simgesi. Bu renkte olan.

ASTAR

Giyecek, perde, çanta, ayakkabı vb. şeylerde, kumaşın veya derinin iç tarafına geçirilen ince kat. Sıvanacak, boyanacak yerlere boyadan önce sürülen kat. Gemicilikte bir şeyi sağlamlaştırmak için kullanılan bez, halat, ağaç vb.

ARKEGON

Eğrelti otlarında, bütün kara yosunlarında, bazı su yosunlarında ve açık tohumlularda görülen dişilik organı.

ARPALAMA

Atların ayaklarında görülen ve rahat yürümelerini önleyen bir hastalık. Çok arpa yemekten ileri gelen bir hayvan hastalığı.

AĞBENEKLİLİK

Arpada görülen mantar hastalığı (Pyrenophora).

ALAZA

Dökülen tohumlarla ertesi yıl kendiliğinden çıkan tahıl, soğan vb.

BAĞINTI

Bir nesneyi başka bir nesne ile uyarlı kılan bağ. İki veya daha fazla değişken arasındaki bağıntı. Görelik. İki ayrı veri grubu arasında bulunan ilişki derecesinin ölçümü, deneştirme, korelasyon. İki veya daha çok nitelik arasında matematik işlemleri yardımı ile kurulan bağlılık veya eşitlik. Organizmanın değişik yapı, özellik ve olaylarında görülen karşılıklı ilgi, bağlılık, korelasyon.

AMYANT

Kolayca bükülen ve ateşe dayanan liflerden oluşmuş bir ak asbest türü.