Kelimeler arşivinde; içinde "ülen" olan, toplam 95 tane kelime bulunuyor. İçerisinde ülen bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu ülen ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında ülen olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
ÜZGÜLENMECİLİK
GÜCÜRGÜLENMEK, GÖRÜNTÜLENMEK, ÖLÇÜLENDİRMEK
DENİZGÖRÜLEN, ÜRÜNDÜLENMEK, GÖRÜNTÜLENME, ÖLÇÜLENDİRME
GESBÜLENMEK, GÜNGÜLENMEK, KÖPRÜLENMEK, KÜNGÜLENMEK, DİLKÜLENMEK, PÜRKÜLENMEK, SÜNGÜLENMEK, ÖNEĞÜLENMEK, SÜRGÜLENMEK, GÖRGÜLENMEK, TÖRPÜLENMEK, MÜRGÜLENMEK, TÜTSÜLENMEK
GÖRGÜLENME, PÜRÜLENMEK, GÜDÜLENMEK, SÖKÜLENMEK, GÜLENGÜBİN, SEKÜLENMEK, ÖLÇÜLENMEK, GÜNÜLENMEK, ÖZGÜLENMEK, KÜRÜLENMEK, ÖĞRÜLENMEK, BÜRÜLENMEK, BÜYÜLENMEK, KÖPRÜLENİŞ, KÖPRÜLENME, KÖTÜLENMEK, SÜNGÜLENME, SÜRGÜLENME, TÖRPÜLENME, TÜTSÜLENME, ÜRGÜLENMEK, BÖCÜLENMEK, BÜCÜLENMEK, ÜNKÜLENMEK, ÜĞRÜLENMEK
ÜTÜLENMEK, ÖKÜLENMEK, BÜYÜLENME, GÜDÜLENME, TÜRBÜLENT, ÖZGÜLENME, KÖTÜLENİŞ, KÖTÜLENME, GÜNÜLENME, GÜLENYAKA, GÖRÜŞÜLEN, SERBÜLENT, BÜYÜLENİŞ, SÜLENBENT, SUTUGÜLEN, SUTÜĞÜLEN, AVİRÜLENT
PÜRÜLENT, SÜLENMEK, TÜLENMEK, GÜLENDER, KÜLENSAL, LÜLENMİŞ, GÜLENNUR, GÜLENKÖY, GÜLENGÜL, GÜLENDAM, ÜTÜLENME, BÜLENGEZ, BÜLENMEK
VİRÜLEN, ÖLÇÜLEN, ÜSKÜLEN, TÜYÜLEN, SÜLENPE, ERGÜLEN, SÜLENKE, GÜCÜLEN, GÜLENAY, GÜLENER, GÜLENSU
TÜLENK, CÜLENK, BÜLENT
TÜLEN, SÜLEN, GÜLEN, KÜLEN
ÜLEN
ÜLEN
Ulan.
DİLKÜLENMEK
Yaltaklanmak, tabasbus etmek.
GÜNGÜLENMEK
Kamaşmak.
DENİZGÖRÜLEN
Kastamonu kenti, Doğanyurt belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.
GÖRÜNTÜLENME
Görüntülenmek işi.
SÜNGÜLENMEK
Süngüleme işi yapılmak.
ÜZGÜLENMECİLİK
Genel olarak kötülemek, üzgülemek ve hor görülmekten haz duymak. Kendisi ya da başkası acı veren işlemlere konu olmadıkça, cinsel istek ve gerilim duyamamak. (Freud) Kişinin yıkıcı ya da yok edici eğilimlerini kendi benliğine yöneltmesi.
GÖRÜNTÜLENMEK
Görüntüleme işine konu olmak.
GESBÜLENMEK
İstemiyerek, zorla: Bu işi gesbülenerek yapacaksın.
KÖPRÜLENMEK
Köprülü duruma gelmek, köprüsü olmak.
GÜCÜRGÜLENMEK
Bir işi isteksiz, gönülsüz yapmak, üşenmek.
ÖLÇÜLENDİRMEK
Ölçme işlemlerini bir düzlem üzerine aktarmak.
ÜRÜNDÜLENMEK
Seçilmek, ihtiyar olunmak.
KÜNGÜLENMEK
Kamaşmak.
ÖLÇÜLENDİRME
Ölçülendirmek işi.
PÜRKÜLENMEK
Korkarak ürpermek.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÜLEN geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ADAY
Bir görev, bir iş için kendini ileri süren veya başkaları tarafından ileri sürülen kimse. Bir iş için yetiştirilmekte, eğitilmekte olan kimse, namzet.
ANLIK
Kısa süren, bir an içinde olan, enstantane. Bir anda oluşan, gelişen, spontane. Anlama gücü, usa vurma, yargılama, müdrike, entelekt. Duyu ve iradeden ayrı olarak düşünülen bilme yetisi.
AĞBENEKLİLİK
Arpada görülen mantar hastalığı (Pyrenophora).
ARKEGON
Eğrelti otlarında, bütün kara yosunlarında, bazı su yosunlarında ve açık tohumlularda görülen dişilik organı.
ARPALAMA
Atların ayaklarında görülen ve rahat yürümelerini önleyen bir hastalık. Çok arpa yemekten ileri gelen bir hayvan hastalığı.
AFSUNLANMAK
Büyülenmek.
AYIKLAMAK
Bir şeyin içinden, işe yaramayan, gereksiz veya istenmeyen taneleri ayırıp çıkarmak, temizlemek. Bir görevde gereksiz görülenleri işinden ayırmak.
AĞRIMA
Ağrımak işi. Memeli hayvanlarda görülen ara konakçı kenelerin bulaştırdığı ağrıma asalaklarından ileri gelen hastalık.
AL
Kanın rengi, kızıl, kırmızı. Dorunun açığı, kızıla çalan at donu. Aldatma, düzen, tuzak, hile. Yüze sürülen pembe düzgün, allık. Bu renkte olan (at). Alüminyum elementinin simgesi. Bu renkte olan.
ALAZA
Dökülen tohumlarla ertesi yıl kendiliğinden çıkan tahıl, soğan vb.
AMYANT
Kolayca bükülen ve ateşe dayanan liflerden oluşmuş bir ak asbest türü.
AKAR
Kiraya verilerek gelir getiren ev, dükkân, tarla, bağ vb. mülk, akaret. Halı, koltuk, yatak vb. yerlerde ve nemli ortamlarda yaşayan, astıma yol açabilen, insan vücudundan dökülen deri tozlarıyla ve parçacıklarıyla beslenen bir tür canlı. Sıvı, mai, likit.
AFT
Ağız mukozasında görülen ufak, kirli sarı lekeler.
ALELADE
Her zaman görülen, olağan. Bayağı.
AĞIZ
Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.
AV
Karada, denizde, gölde veya akarsularda evcil olmayan hayvanları vurma veya yakalama işi, şikâr. Bir hayvanın bir başka hayvanı yemek için yakalaması. Tuzağa düşürülen, kendisinden yararlanılan kimse. Bu yollarla yakalanan hayvan.
ABRAŞ
Alaca benekli. Klorofil azlığından dolayı açık renkte lekeleri olan (bitki yaprağı). Cildin rengini bozup beyaz benekler ve lekeler yapan hastalık. Ters, kaba, görgüsüz (kimse). Deseni ve atkısı bozuk halı. Atın tüysüz yerlerinde görülen uyuza benzer bir hastalık. Çarpık, eğri, düzgün olmayan. Çilli, çopur yüzlü, gözleri açık renk olan (kimse).
AFSUNLANMA
Büyülenme.
ASTAR
Giyecek, perde, çanta, ayakkabı vb. şeylerde, kumaşın veya derinin iç tarafına geçirilen ince kat. Sıvanacak, boyanacak yerlere boyadan önce sürülen kat. Gemicilikte bir şeyi sağlamlaştırmak için kullanılan bez, halat, ağaç vb.
BAĞINTI
Bir nesneyi başka bir nesne ile uyarlı kılan bağ. İki veya daha fazla değişken arasındaki bağıntı. Görelik. İki ayrı veri grubu arasında bulunan ilişki derecesinin ölçümü, deneştirme, korelasyon. İki veya daha çok nitelik arasında matematik işlemleri yardımı ile kurulan bağlılık veya eşitlik. Organizmanın değişik yapı, özellik ve olaylarında görülen karşılıklı ilgi, bağlılık, korelasyon.