İçinde ÜLEN geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "ülen" olan, toplam 95 tane kelime bulunuyor. İçerisinde ülen bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu ülen ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında ülen olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

14 harfli kelimeler

ÜZGÜLENMECİLİK

13 harfli kelimeler

GÜCÜRGÜLENMEK, GÖRÜNTÜLENMEK, ÖLÇÜLENDİRMEK

12 harfli kelimeler

DENİZGÖRÜLEN, ÜRÜNDÜLENMEK, GÖRÜNTÜLENME, ÖLÇÜLENDİRME

11 harfli kelimeler

GESBÜLENMEK, GÜNGÜLENMEK, KÖPRÜLENMEK, KÜNGÜLENMEK, DİLKÜLENMEK, PÜRKÜLENMEK, SÜNGÜLENMEK, ÖNEĞÜLENMEK, SÜRGÜLENMEK, GÖRGÜLENMEK, TÖRPÜLENMEK, MÜRGÜLENMEK, TÜTSÜLENMEK

10 harfli kelimeler

GÖRGÜLENME, PÜRÜLENMEK, GÜDÜLENMEK, SÖKÜLENMEK, GÜLENGÜBİN, SEKÜLENMEK, ÖLÇÜLENMEK, GÜNÜLENMEK, ÖZGÜLENMEK, KÜRÜLENMEK, ÖĞRÜLENMEK, BÜRÜLENMEK, BÜYÜLENMEK, KÖPRÜLENİŞ, KÖPRÜLENME, KÖTÜLENMEK, SÜNGÜLENME, SÜRGÜLENME, TÖRPÜLENME, TÜTSÜLENME, ÜRGÜLENMEK, BÖCÜLENMEK, BÜCÜLENMEK, ÜNKÜLENMEK, ÜĞRÜLENMEK

9 harfli kelimeler

ÜTÜLENMEK, ÖKÜLENMEK, BÜYÜLENME, GÜDÜLENME, TÜRBÜLENT, ÖZGÜLENME, KÖTÜLENİŞ, KÖTÜLENME, GÜNÜLENME, GÜLENYAKA, GÖRÜŞÜLEN, SERBÜLENT, BÜYÜLENİŞ, SÜLENBENT, SUTUGÜLEN, SUTÜĞÜLEN, AVİRÜLENT

8 harfli kelimeler

PÜRÜLENT, SÜLENMEK, TÜLENMEK, GÜLENDER, KÜLENSAL, LÜLENMİŞ, GÜLENNUR, GÜLENKÖY, GÜLENGÜL, GÜLENDAM, ÜTÜLENME, BÜLENGEZ, BÜLENMEK

7 harfli kelimeler

VİRÜLEN, ÖLÇÜLEN, ÜSKÜLEN, TÜYÜLEN, SÜLENPE, ERGÜLEN, SÜLENKE, GÜCÜLEN, GÜLENAY, GÜLENER, GÜLENSU

6 harfli kelimeler

TÜLENK, CÜLENK, BÜLENT

5 harfli kelimeler

TÜLEN, SÜLEN, GÜLEN, KÜLEN

4 harfli kelimeler

ÜLEN

Bazı kelimelerin anlamları

ÜLEN

Ulan.

DİLKÜLENMEK

Yaltaklanmak, tabasbus etmek.

GESBÜLENMEK

İstemiyerek, zorla: Bu işi gesbülenerek yapacaksın.

ÜZGÜLENMECİLİK

Genel olarak kötülemek, üzgülemek ve hor görülmekten haz duymak. Kendisi ya da başkası acı veren işlemlere konu olmadıkça, cinsel istek ve gerilim duyamamak. (Freud) Kişinin yıkıcı ya da yok edici eğilimlerini kendi benliğine yöneltmesi.

GÖRÜNTÜLENMEK

Görüntüleme işine konu olmak.

PÜRKÜLENMEK

Korkarak ürpermek.

DENİZGÖRÜLEN

Kastamonu kenti, Doğanyurt belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.

ÖLÇÜLENDİRMEK

Ölçme işlemlerini bir düzlem üzerine aktarmak.

SÜNGÜLENMEK

Süngüleme işi yapılmak.

ÖLÇÜLENDİRME

Ölçülendirmek işi.

GÖRÜNTÜLENME

Görüntülenmek işi.

KÜNGÜLENMEK

Kamaşmak.

GÜCÜRGÜLENMEK

Bir işi isteksiz, gönülsüz yapmak, üşenmek.

ÜRÜNDÜLENMEK

Seçilmek, ihtiyar olunmak.

KÖPRÜLENMEK

Köprülü duruma gelmek, köprüsü olmak.

GÜNGÜLENMEK

Kamaşmak.

  -   -   -  

Anlamında ÜLEN bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ÜLEN geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AFT

Ağız mukozasında görülen ufak, kirli sarı lekeler.

AĞRIMA

Ağrımak işi. Memeli hayvanlarda görülen ara konakçı kenelerin bulaştırdığı ağrıma asalaklarından ileri gelen hastalık.

AFSUNLANMAK

Büyülenmek.

ABRAŞ

Alaca benekli. Klorofil azlığından dolayı açık renkte lekeleri olan (bitki yaprağı). Cildin rengini bozup beyaz benekler ve lekeler yapan hastalık. Ters, kaba, görgüsüz (kimse). Deseni ve atkısı bozuk halı. Atın tüysüz yerlerinde görülen uyuza benzer bir hastalık. Çarpık, eğri, düzgün olmayan. Çilli, çopur yüzlü, gözleri açık renk olan (kimse).

ASTAR

Giyecek, perde, çanta, ayakkabı vb. şeylerde, kumaşın veya derinin iç tarafına geçirilen ince kat. Sıvanacak, boyanacak yerlere boyadan önce sürülen kat. Gemicilikte bir şeyi sağlamlaştırmak için kullanılan bez, halat, ağaç vb.

AV

Karada, denizde, gölde veya akarsularda evcil olmayan hayvanları vurma veya yakalama işi, şikâr. Bir hayvanın bir başka hayvanı yemek için yakalaması. Tuzağa düşürülen, kendisinden yararlanılan kimse. Bu yollarla yakalanan hayvan.

BAĞINTI

Bir nesneyi başka bir nesne ile uyarlı kılan bağ. İki veya daha fazla değişken arasındaki bağıntı. Görelik. İki ayrı veri grubu arasında bulunan ilişki derecesinin ölçümü, deneştirme, korelasyon. İki veya daha çok nitelik arasında matematik işlemleri yardımı ile kurulan bağlılık veya eşitlik. Organizmanın değişik yapı, özellik ve olaylarında görülen karşılıklı ilgi, bağlılık, korelasyon.

AFSUNLANMA

Büyülenme.

ARKEGON

Eğrelti otlarında, bütün kara yosunlarında, bazı su yosunlarında ve açık tohumlularda görülen dişilik organı.

AL

Kanın rengi, kızıl, kırmızı. Dorunun açığı, kızıla çalan at donu. Aldatma, düzen, tuzak, hile. Yüze sürülen pembe düzgün, allık. Bu renkte olan (at). Alüminyum elementinin simgesi. Bu renkte olan.

AĞBENEKLİLİK

Arpada görülen mantar hastalığı (Pyrenophora).

AMYANT

Kolayca bükülen ve ateşe dayanan liflerden oluşmuş bir ak asbest türü.

AKAR

Kiraya verilerek gelir getiren ev, dükkân, tarla, bağ vb. mülk, akaret. Halı, koltuk, yatak vb. yerlerde ve nemli ortamlarda yaşayan, astıma yol açabilen, insan vücudundan dökülen deri tozlarıyla ve parçacıklarıyla beslenen bir tür canlı. Sıvı, mai, likit.

ALAZA

Dökülen tohumlarla ertesi yıl kendiliğinden çıkan tahıl, soğan vb.

AYIKLAMAK

Bir şeyin içinden, işe yaramayan, gereksiz veya istenmeyen taneleri ayırıp çıkarmak, temizlemek. Bir görevde gereksiz görülenleri işinden ayırmak.

ALELADE

Her zaman görülen, olağan. Bayağı.

ARPALAMA

Atların ayaklarında görülen ve rahat yürümelerini önleyen bir hastalık. Çok arpa yemekten ileri gelen bir hayvan hastalığı.

AĞIZ

Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.

ADAY

Bir görev, bir iş için kendini ileri süren veya başkaları tarafından ileri sürülen kimse. Bir iş için yetiştirilmekte, eğitilmekte olan kimse, namzet.

ANLIK

Kısa süren, bir an içinde olan, enstantane. Bir anda oluşan, gelişen, spontane. Anlama gücü, usa vurma, yargılama, müdrike, entelekt. Duyu ve iradeden ayrı olarak düşünülen bilme yetisi.