ÖĞE ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "öğe" olan, toplam 20 adet kelime bulunmaktadır. öğe ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu öğe ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde öğe olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

11 harfli kelimeler

ÖĞECİKLEŞME

10 harfli kelimeler

ÖĞECİKALTI

9 harfli kelimeler

ÖĞENDEREK

8 harfli kelimeler

ÖĞELEMEK, ÖĞENDERE, ÖĞENDİRE

7 harfli kelimeler

ÖĞEŞMEK, ÖĞERMEK

6 harfli kelimeler

ÖĞECİK, ÖĞEYİK, ÖĞEREM, ÖĞEREK

5 harfli kelimeler

ÖĞESE

4 harfli kelimeler

ÖĞEN, ÖĞEK, ÖĞEŞ, ÖĞEÇ, ÖĞEY, ÖĞEZ

3 harfli kelimeler

ÖĞE

Bazı kelimelerin anlamları

ÖĞE

Anne. Üvey. Bir veri kümesinin öğesi, örn.bir kütük, tutanak adı verilen belli bir sayıda öğeden oluşur, bir tutanak da başka öğelerden oluşur. Matematiksel bir dizgeyi oluşturan nesnelerden her biri (örn. Bir dizeyin yan ve dik sıralarını oluşturan her bir sayı; bir öbeği oluşturan her bir işler, vb.). Kimyasal yollarla daha yalın özdeklere bozunamayan özdek. Bir kümeyi oluşturan nesnelerin her biri. Bir halkbilim olay ya da ürününün en küçük birimi, bk. örge, anakonu, örge tümgesi, örnek. Tek türdeki atomlardan oluşan ve olağan kimyasal yöntemlerle bozunmayan özdek. Bir kümeyi ya da bir bölüğü oluşturan nesnelerden her biri. Atomsal sayısı eş olan atomların oluşturduğu özdek. Bir dalgalığı oluşturan parçalardan her biri. Bir bileşiği oluşturan daha yalın kesimlerden her birine Yerilen genel ad. Bir bileşiğin yapı taşları ya da bir örüntüyü oluşturan bileşenlerden her biri.

ÖĞEREM

Ondan sonra.

ÖĞEYİK

Üveyik.

ÖĞECİK

Birkaç türü birleşince çeşitli kimyasal bileşikleri, özdecikleri; bir tek türü ise bir kimyasal öğeyi oluşturan, bir çekin ve birkaç eksicikten yapılmış temel tanecik. Bir öğenin kimyasal bağlanımlara giren en temel parçacığı. Bir R örgüsünde (kümeler dolamında) sıfırdan (boş kümeden) ayrımlı ve biçiminde hiçbir öğesi varlamayan öğesi.

ÖĞENDİRE

Hayvanları dürtmekte kullanılan ucu bizli değnek, üvendire. Çift hayvanlarını dürterek yürütmek, sabanda biriken çamur ve pislikleri temizlemekte kullanılan bir ucunda imbal adı verilen çivi, diğer ucunda çekel adı verilen üçgen biçiminde yassı küçük bir temizleme demir yaprağı bulunan uzun deynek. Sığır sürmeye yarayan ucu sivri değnek.

ÖĞECİKALTI

Eksicik, önelcik, ılıncık, ortacık ve benzerleri öğeciklerden küçük olan temel parçacıklarla ilgili.

ÖĞEN

Evin önündeki geniş yer, avlu. Akciğer.

ÖĞEREK

Çiftleşmek isteyen dişi hayvan. Kısrak, beygir sürüsü.

ÖĞENDEREK

Hayvanları dürtmekte kullanılan ucu bizli değnek, üvendire.

ÖĞELEMEK

Hamuru el ile ovalayıp özleştirmek. Avuçlar arasında ovarak ufalamak, ezmek : Peyniri öğeledim., tuzlayıp çölmeğe basacağım.

ÖĞENDERE

Hayvanları dürtmekte kullanılan ucu bizli değnek, üvendire. Ucunda çivi bulunan sopa, üvendire.

ÖĞERMEK

Överek, değer vererek genişçe anlatmak.

ÖĞESE

Avcıların av beklemek için taş yığınlarından yaptıkları pusu, av bekleme yeri.

ÖĞEŞMEK

Zıtlaşmak, düşmanca davranmak.

ÖĞEK

Sürek avında pusuda bekleyen öncü.

ÖĞECİKLEŞME

Bir özdeciğin tüm öğeciklerine ayrılması.

  -   -   -  

Anlamında ÖĞE bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ÖĞE geçen kelimeler listesi verilmiştir.

HAVALANMAK

Temiz hava alması sağlanmak, havası değiştirilmek. Beğenilmeyen davranışlarda bulunmak. Yerinde oturamaz duruma gelmek. Bir şey hava akımıyla yer değiştirmek. Kibirli, gururlu, çalımlı davranışlarda bulunmak. Yerden ayrılıp göğe yükselmek.

ALTDÜZEY

Bir öğecik eksiciklerinin alt nicem durumları ya da alt erke düzeyleri.

AĞANER

Göğe doğru yükselen, değerli erkek.

ABAMA

Bir toplumun, başka bir topluma özgü halkbilim öğe, ürün ya da olaylarını benimsememesi, karşılığı uyum, ödünçleme, benimseyim.

ALTDOLAM

Bir dolamın işlemlerine kalımlı olan ve O öğesini içeren altkümesi.

AĞANBÜKE

Göğe doğru yükselen hanım, göğe doğru yükselen güzel.

AĞAN

Yeni doğurmuş bir hayvandan ilk günlerde sağılan, koyu yapışkan süt, ağız. Yerin hava yuvarına girince, sürtünmeden dolayı akkor duruma gelen ve ardından bir ışık çizgisi bırakarak geçen gök cismi, akan yıldız, ağma. Göğe doğru yükselen, yukarı çıkan. Akan yıldız, kayan yıldız.

UÇMAK

Kuş, kanatlı böcek vb. hareketli kanatları yardımıyla havada düşmeden durmak, havada yol almak. Sıvı, gaz ya da buhar durumuna geçmek. Gerçek hayattan uzaklaşıp düşlere dalmak. Hava yolu ile gitmek. Patlayıcı madde ile parçalanmak. Çok sevinmek. Rüzgâr veya başka bir itici güçle yerinden ayrılıp uzağa gitmek. Çok hızlı gitmek. Cennet. Dinî inanışa göre ruh ölümden sonra göğe yükselmek. Aşırılmak. Uçar gibi dalgalanmak. Yok olmak, ortadan kaybolmak. Yüksek yerden düşmek veya yuvarlanmak. Keyif verici veya uyuşturucu madde aldıktan sonra kendinden geçmek. Rengi solmak. Uçak vb. araçlar özel mekanizma ile yerden yükselmek, havada yol almak. Belirmek.

SEMAVİ

Gökle ilgili, göğe ilişkin.

ALGILAŞTIRMA

Duyumsal öğeleri anlamlı yeni bir bütün olarak örgütleme ya da eski bir algıya yeni bir anlam verme.

ADRESLEME

Özdeş türden öğelerden oluşan bir küme içerisinde belli bir öğeyi seçme olanağı sağlayan ve adres ya da erişki denilen verinin fiziksel olarak oluşturulup bu amaçla kullanılması, örn. bir bellek sözcüğünün, bir yazmacın, bir çevre biriminin adreslenmesi.

ALTKÜME

X kümesi için olduğunda olmasını gerektiren A kümesi. Bütün öğeleri belli bir kümenin öğeleri olan küme. K kümesinin, L gibi bir kümenin altküme'si olması, K nın her öğesinin L nin de öğesi olması demektir:. Bir kümeyi oluşturan bireylerin aralarındaki kısa çevrimli ilişkilerin yarattığı alt bağlaşmaların her biri.

ÜZERİ

Bir şeyin yukarı, göğe doğru olan yanı. Bazı tamlamalarda zaman bildiren bir söz. Vücut, beden. Artan, geriye kalan bölüm. Bir şeyin dış yüzü, yüzey.

APOKS

Eski demir aletleri döğerek düzeltme.

MİRAÇ

Göğe çıkma.

ÜST

Bir şeyin yukarı, göğe doğru olan yanı, üzeri, fevk, alt karşıtı. Sınıflamalarda temel olarak alınan bir tipe göre ileri derecede olan. Bir şeyin dış yüzü, yüzey. Bir şeyin görülen yanı, yüzü. Birine göre yüksek aşamada olan kimse, mafevk. Vücut, beden. Öte, arka. Giyecek, giysi. Birkaç şeyden birbirine göre yukarıda olan. Artan, geriye kalan bölüm.

ARINDIRIM

Merkez bankalarının, para sunumunda çeşitli nedenlerle ortaya çıkan değişmelerin ekonomideki olası enflasyonist veya deflasyonist etkilerini önlemek amacıyla yaptıkları açık piyasa işlemleri. Bir ölçme aracının değişik ölçüm boyutlarına ilişkin öğelerden ya da ölçümün çeşitli yanılgılardan ayıklanması.

ALTDAMGA

Bir terimin ya da öğenin sağ altına vurulan damga. Örnek. deki i damgası.

AĞANBEGÜM

Göğe doğru yükselen, yüce hanımefendi.

ANLAMLIK

Bir kelime ailesinde bulunan ortaklaşa anlam öğesi: Vermek, vergi, verim, veri kelimelerinde anlamlık ver-fikridir.