Kelimeler arşivinde; içinde "öğe" olan, toplam 106 tane kelime bulunuyor. İçerisinde öğe bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu öğe ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında öğe olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
BÖĞELEKLENMEK
GÖĞERTLEŞMEK
HARMANDÖĞEN, ÖĞECİKLEŞME
BÖĞENLEMEK, BÖĞENNEMEK, DÖĞENSİLİK, EŞÖĞECİKLİ, GÖKGÖĞERTİ, HÖĞELENMEK, ÖĞECİKALTI
BÖĞELEMEK, BÖĞESEMEK, CÖĞELTMEK, ÇÖĞENDELİ, ÇÖĞERTMEK, DANADÖĞEN, GÖĞEBAKAN, GÖĞELEMEK, GÖĞELEMPE, GÖĞERÇİLE, GÖĞERİLİK, GÖĞERTLEK, GÖĞERTMEK, ÖĞENDEREK, SÖĞENDİRE
BÖĞELMEK, BÖĞENMEK, BÖĞETMEK, CÖĞELMEK, ÇÖĞENDER, ÇÖĞERTEN, GÖĞELEME, GÖĞEMCİK, GÖĞENMEK, GÖĞERÇİN, GÖĞERMEK, GÖĞERTME, ÖĞELEMEK, ÖĞENDERE, ÖĞENDİRE, SÖĞELMEK, SÖĞERMEK, TAŞDÖĞEN
BÖĞELEK, BÖĞEMEK, BÖĞENEK, BÖĞENTİ, BÖĞESEK, ÇÖĞENEK, DÖĞECEK, DÖĞELLİ, DÖĞENEK, GÖĞEĞEN, GÖĞELEK, GÖĞELEZ, GÖĞEMİK, GÖĞERCİ, GÖĞERTİ, GÖĞERTÜ, ISILÖĞE, ÖĞERMEK, ÖĞEŞMEK, SÖĞECEN, SÖĞELEK
BÖĞEVİ, GÖĞELİ, GÖĞERİ, GÖĞEZİ, HÖĞEME, ÖĞECİK, ÖĞEREK, ÖĞEREM, ÖĞEYİK
GÖĞEM, BÖĞEK, BÖĞEM, BÖĞEN, BÖĞET, BÖĞEZ, CÖĞEN, ÇÖĞEN, DÖĞEÇ, DÖĞEN, DÖĞER, GÖĞEÇ, GÖĞEF, GÖĞEK, GÖĞEN, GÖĞER, GÖĞEZ, HÖĞEÇ, KÖĞET, ÖĞESE, ÖZÖĞE, SÖĞEN
BÖĞE, GÖĞE, ÖĞEÇ, ÖĞEK, ÖĞEN, ÖĞEŞ, ÖĞEY, ÖĞEZ, SÖĞE
ÖĞE
ÖĞE
Anne. Üvey. Bir veri kümesinin öğesi, örn.bir kütük, tutanak adı verilen belli bir sayıda öğeden oluşur, bir tutanak da başka öğelerden oluşur. Matematiksel bir dizgeyi oluşturan nesnelerden her biri (örn. Bir dizeyin yan ve dik sıralarını oluşturan her bir sayı; bir öbeği oluşturan her bir işler, vb.). Kimyasal yollarla daha yalın özdeklere bozunamayan özdek. Bir kümeyi oluşturan nesnelerin her biri. Bir halkbilim olay ya da ürününün en küçük birimi, bk. örge, anakonu, örge tümgesi, örnek. Tek türdeki atomlardan oluşan ve olağan kimyasal yöntemlerle bozunmayan özdek. Bir kümeyi ya da bir bölüğü oluşturan nesnelerden her biri. Atomsal sayısı eş olan atomların oluşturduğu özdek. Bir dalgalığı oluşturan parçalardan her biri. Bir bileşiği oluşturan daha yalın kesimlerden her birine Yerilen genel ad. Bir bileşiğin yapı taşları ya da bir örüntüyü oluşturan bileşenlerden her biri.
BÖĞENLEMEK
Koyun, keçi baharda bulaşacak şekilde sulu pislik yapmak.
ÖĞECİKALTI
Eksicik, önelcik, ılıncık, ortacık ve benzerleri öğeciklerden küçük olan temel parçacıklarla ilgili.
ÇÖĞENDELİ
Kabartmalı duvar.
ÖĞECİKLEŞME
Bir özdeciğin tüm öğeciklerine ayrılması.
EŞÖĞECİKLİ
İki öğeciği de bir türde olan (özdecik).
GÖKGÖĞERTİ
Bahçede bulunan çeşitli sebzeler: Bu yıl gökgöğertimiz yok.
GÖĞERTLEŞMEK
Ağaç kütükleri ya da tomruklar uzun süre kar ve yağmur altında kalarak yeşermek.
BÖĞESEMEK
Boğaya gelmek, inekler (çiftleşmek için boğa istemek.).
DÖĞENSİLİK
Döven oku.
HÖĞELENMEK
Uçmak.
CÖĞELTMEK
Yukarı kaldırmak.
HARMANDÖĞEN
Iğdır şehri, merkez ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
BÖĞENNEMEK
Hayvan yavrusu ilk çişini yapmak.
BÖĞELEMEK
Engel olmak.
BÖĞELEKLENMEK
Sığır böğelek tarafından rahatsız edilmek, ısırılmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÖĞE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
MİRAÇ
Göğe çıkma.
AĞANBEGÜM
Göğe doğru yükselen, yüce hanımefendi.
AĞAN
Yeni doğurmuş bir hayvandan ilk günlerde sağılan, koyu yapışkan süt, ağız. Yerin hava yuvarına girince, sürtünmeden dolayı akkor duruma gelen ve ardından bir ışık çizgisi bırakarak geçen gök cismi, akan yıldız, ağma. Göğe doğru yükselen, yukarı çıkan. Akan yıldız, kayan yıldız.
ALTKÜME
X kümesi için olduğunda olmasını gerektiren A kümesi. Bütün öğeleri belli bir kümenin öğeleri olan küme. K kümesinin, L gibi bir kümenin altküme'si olması, K nın her öğesinin L nin de öğesi olması demektir:. Bir kümeyi oluşturan bireylerin aralarındaki kısa çevrimli ilişkilerin yarattığı alt bağlaşmaların her biri.
UÇMAK
Kuş, kanatlı böcek vb. hareketli kanatları yardımıyla havada düşmeden durmak, havada yol almak. Sıvı, gaz ya da buhar durumuna geçmek. Gerçek hayattan uzaklaşıp düşlere dalmak. Hava yolu ile gitmek. Patlayıcı madde ile parçalanmak. Çok sevinmek. Rüzgâr veya başka bir itici güçle yerinden ayrılıp uzağa gitmek. Çok hızlı gitmek. Cennet. Dinî inanışa göre ruh ölümden sonra göğe yükselmek. Aşırılmak. Uçar gibi dalgalanmak. Yok olmak, ortadan kaybolmak. Yüksek yerden düşmek veya yuvarlanmak. Keyif verici veya uyuşturucu madde aldıktan sonra kendinden geçmek. Rengi solmak. Uçak vb. araçlar özel mekanizma ile yerden yükselmek, havada yol almak. Belirmek.
ADRESLEME
Özdeş türden öğelerden oluşan bir küme içerisinde belli bir öğeyi seçme olanağı sağlayan ve adres ya da erişki denilen verinin fiziksel olarak oluşturulup bu amaçla kullanılması, örn. bir bellek sözcüğünün, bir yazmacın, bir çevre biriminin adreslenmesi.
ALTDOLAM
Bir dolamın işlemlerine kalımlı olan ve O öğesini içeren altkümesi.
AĞANER
Göğe doğru yükselen, değerli erkek.
ALGILAŞTIRMA
Duyumsal öğeleri anlamlı yeni bir bütün olarak örgütleme ya da eski bir algıya yeni bir anlam verme.
SEMAVİ
Gökle ilgili, göğe ilişkin.
ÜST
Bir şeyin yukarı, göğe doğru olan yanı, üzeri, fevk, alt karşıtı. Sınıflamalarda temel olarak alınan bir tipe göre ileri derecede olan. Bir şeyin dış yüzü, yüzey. Bir şeyin görülen yanı, yüzü. Birine göre yüksek aşamada olan kimse, mafevk. Vücut, beden. Öte, arka. Giyecek, giysi. Birkaç şeyden birbirine göre yukarıda olan. Artan, geriye kalan bölüm.
HAVALANMAK
Temiz hava alması sağlanmak, havası değiştirilmek. Beğenilmeyen davranışlarda bulunmak. Yerinde oturamaz duruma gelmek. Bir şey hava akımıyla yer değiştirmek. Kibirli, gururlu, çalımlı davranışlarda bulunmak. Yerden ayrılıp göğe yükselmek.
ABAMA
Bir toplumun, başka bir topluma özgü halkbilim öğe, ürün ya da olaylarını benimsememesi, karşılığı uyum, ödünçleme, benimseyim.
ALTDÜZEY
Bir öğecik eksiciklerinin alt nicem durumları ya da alt erke düzeyleri.
ARINDIRIM
Merkez bankalarının, para sunumunda çeşitli nedenlerle ortaya çıkan değişmelerin ekonomideki olası enflasyonist veya deflasyonist etkilerini önlemek amacıyla yaptıkları açık piyasa işlemleri. Bir ölçme aracının değişik ölçüm boyutlarına ilişkin öğelerden ya da ölçümün çeşitli yanılgılardan ayıklanması.
ÜZERİ
Bir şeyin yukarı, göğe doğru olan yanı. Bazı tamlamalarda zaman bildiren bir söz. Vücut, beden. Artan, geriye kalan bölüm. Bir şeyin dış yüzü, yüzey.
APOKS
Eski demir aletleri döğerek düzeltme.
ANLAMLIK
Bir kelime ailesinde bulunan ortaklaşa anlam öğesi: Vermek, vergi, verim, veri kelimelerinde anlamlık ver-fikridir.
AĞANBÜKE
Göğe doğru yükselen hanım, göğe doğru yükselen güzel.
ALTDAMGA
Bir terimin ya da öğenin sağ altına vurulan damga. Örnek. deki i damgası.