Kelimeler arşivi içinde; sonunda "özür" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. Sonu özür ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında özür olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde özür olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
ÖZÜR
Bir kusurun hoş görülmesini gerektiren sebep, mazeret. Kusur, defo. Bir kusurun, bir suçun elde olmadan yapıldığını ileri sürme, mazeret. Sakatlık, bozukluk, eksiklik ya da elverişsizlik.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÖZÜR geçen kelimeler listesi verilmiştir.
DEFOLU
Defosu olan, bozuk, özürlü, kusurlu, ayıplı (kumaş, giysi, mal vb.).
TOLERANS
Hoşgörü. Yüksek dozda verilen herhangi bir ilaca karşı vücudun gösterdiği dayanma gücü. Sürekli aynı dozun kullanılması sonucu bir ilacın etkilerinin giderek azalması durumu. İşlenmiş bir parçanın yapım ölçüsünde olabilecek özür payı.
DEFO
Kusur, özür, bozukluk.
MAZERET
Özür. Bahane.
ASMAK
Bir şeyi aşağıya sarkacak bir biçimde bir yere iliştirip sarkıtmak. Gitmek zorunda olunan bir yere özürsüz gitmemek. Görevi olan bir işi özürsüz yapmamak. Bir kimseyi boğazından ip vb. geçirip sallandırarak öldürmek, idam etmek. Üzerine takınmak, kuşanmak.
CORUK
Manda yavrusu. Kuluçkaya gelmiş tavuk. Gelişmemiş, büyümemiş. Fidan. İnatçı. Oburluğu ile tanınan bir çeşit kuş: Coruk kuşu gibi lâk deyince et, lök deyince su istiyorsun. Bahane, özür. Fıtıklı kişi. Züğürt, para tutmayan. Cahil ve görgüsüz. Yıkılmış, yıkılmaya yüz tutmuş yapı. Hindi. Zayıf, hastalıklı.
KUSUR
Eksiklik, noksan, nakısa. Bilerek veya bilmeyerek bir işi gereği gibi yapmama. Özür. Elverişsiz durum.
DIRHLI
Özürlü, sakat.
ELİMBAŞ
Teslim olma ve baş eğme. Oyundan özürlü olarak bir an için ayrılmış olma (çocuklar arasında kullanılır).
ECENEZ
Huysuz. Verilen sözü bozmak için uydurulan özür. Üvendirenin ucundaki demir. Zayıf, cılız, gelişmemiş: Bu buğday çok ecenez, 25 kuruştan fazla etmez.
SAKAT
Vücudunda hasta ya da eksik bir yanı olan, engelli, özürlü. Bozuk veya eksik.
TARZİYE
Yapılan kötü bir davranış için özür dileme, gönül alma.
DAK
Pancar, şeker pancarı. Özür, kusur. Doğu Anadolu Kırmızısı sığırı.
FARZ
Müslümanlıkta, özür olmadıkça yapılması zorunlu, yapılmaması günah sayılan ibadet. Yapmak zorunda kalınan şey, boyun borcu.
VAYBABAMCI
Kalabalıkta hızla çarptığı kişiye kazayla çarptığını söyleyip özür dilerken karşısındakinin cüzdanını çekip alan kimse.
DIRGIL
Özürlü, sakat kişi. Gereksiz, boş söz. Alacalı, çeşitli renkli. Çam dallarının uçlarında buğday büyüklüğünde olan, sakız gibi kokan ve tazeyken yenilebilen tomurcuklar. Zayıf, kuru, mecalsiz (kimse).
HASEK
Ham meyve. Dertli, hastalıklı kişi. Bir çeşit hayvan hastalığı. Zayıf: Hasek koyun davara gitmiyor. Özürlü, zayıf, meyve tanesi (Erzincan Merkez).
İTİZAR
Özür dileme.
HEDERLİ
Özürlü, kusurlu.
PARDON
"Özür dilerim, affedersiniz" anlamlarında kullanılan bir söz.