Kelimeler arşivinde; içinde "özür" olan, toplam 7 tane kelime bulunuyor. İçerisinde özür bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu özür ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında özür olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
ÖZÜRLENMEK, ÖZÜRPARMAK, ÖZÜRSÜZLÜK
ÖZÜRLÜLÜK
ÖZÜRSÜZ
ÖZÜRLÜ
ÖZÜR
ÖZÜR
Bir kusurun hoş görülmesini gerektiren sebep, mazeret. Kusur, defo. Bir kusurun, bir suçun elde olmadan yapıldığını ileri sürme, mazeret. Sakatlık, bozukluk, eksiklik ya da elverişsizlik.
ÖZÜRLÜLÜK
Özürlü olma durumu.
ÖZÜRLÜ
Özrü olan. Engelli. Kusuru olan, defolu.
ÖZÜRSÜZLÜK
Özürsüz olma durumu.
ÖZÜRPARMAK
Araba tekerinde ağaç parmaklar arasında bulunan tek demir parmak. (Yukarıkaşıkara Yalvaç Isparta).
ÖZÜRLENMEK
Sakatlanmak.
ÖZÜRSÜZ
Özrü olmayan. Özrü olmaksızın.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÖZÜR geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ASMAK
Bir şeyi aşağıya sarkacak bir biçimde bir yere iliştirip sarkıtmak. Gitmek zorunda olunan bir yere özürsüz gitmemek. Görevi olan bir işi özürsüz yapmamak. Bir kimseyi boğazından ip vb. geçirip sallandırarak öldürmek, idam etmek. Üzerine takınmak, kuşanmak.
VAYBABAMCI
Kalabalıkta hızla çarptığı kişiye kazayla çarptığını söyleyip özür dilerken karşısındakinin cüzdanını çekip alan kimse.
HEDERLİ
Özürlü, kusurlu.
DEFOLU
Defosu olan, bozuk, özürlü, kusurlu, ayıplı (kumaş, giysi, mal vb.).
MAZERET
Özür. Bahane.
TOLERANS
Hoşgörü. Yüksek dozda verilen herhangi bir ilaca karşı vücudun gösterdiği dayanma gücü. Sürekli aynı dozun kullanılması sonucu bir ilacın etkilerinin giderek azalması durumu. İşlenmiş bir parçanın yapım ölçüsünde olabilecek özür payı.
DAK
Pancar, şeker pancarı. Özür, kusur. Doğu Anadolu Kırmızısı sığırı.
ELİMBAŞ
Teslim olma ve baş eğme. Oyundan özürlü olarak bir an için ayrılmış olma (çocuklar arasında kullanılır).
PARDON
"Özür dilerim, affedersiniz" anlamlarında kullanılan bir söz.
DEFO
Kusur, özür, bozukluk.
ECENEZ
Huysuz. Verilen sözü bozmak için uydurulan özür. Üvendirenin ucundaki demir. Zayıf, cılız, gelişmemiş: Bu buğday çok ecenez, 25 kuruştan fazla etmez.
SAKAT
Vücudunda hasta ya da eksik bir yanı olan, engelli, özürlü. Bozuk veya eksik.
TARZİYE
Yapılan kötü bir davranış için özür dileme, gönül alma.
DIRGIL
Özürlü, sakat kişi. Gereksiz, boş söz. Alacalı, çeşitli renkli. Çam dallarının uçlarında buğday büyüklüğünde olan, sakız gibi kokan ve tazeyken yenilebilen tomurcuklar. Zayıf, kuru, mecalsiz (kimse).
DIRHLI
Özürlü, sakat.
FARZ
Müslümanlıkta, özür olmadıkça yapılması zorunlu, yapılmaması günah sayılan ibadet. Yapmak zorunda kalınan şey, boyun borcu.
İTİZAR
Özür dileme.
CORUK
Manda yavrusu. Kuluçkaya gelmiş tavuk. Gelişmemiş, büyümemiş. Fidan. İnatçı. Oburluğu ile tanınan bir çeşit kuş: Coruk kuşu gibi lâk deyince et, lök deyince su istiyorsun. Bahane, özür. Fıtıklı kişi. Züğürt, para tutmayan. Cahil ve görgüsüz. Yıkılmış, yıkılmaya yüz tutmuş yapı. Hindi. Zayıf, hastalıklı.
HASEK
Ham meyve. Dertli, hastalıklı kişi. Bir çeşit hayvan hastalığı. Zayıf: Hasek koyun davara gitmiyor. Özürlü, zayıf, meyve tanesi (Erzincan Merkez).
KUSUR
Eksiklik, noksan, nakısa. Bilerek veya bilmeyerek bir işi gereği gibi yapmama. Özür. Elverişsiz durum.