Kelimeler arşivi içinde; başında "özet" olan, toplam 10 adet kelime bulunmaktadır. özet ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu özet ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde özet olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
ÖZETLEYEBİLMEK
ÖZETLEYEBİLME
ÖZETLENMEK
ÖZETKİTAP, ÖZETLEMEK, ÖZETLENME, ÖZETLEYİŞ
ÖZETLEME
ÖZETÇE
ÖZET
ÖZET
Bir yazı veya sözün anlamını daha kısa ve özlü biçimde veren yazı veya söz, hülasa, fezleke, ekspoze. Filmin konusunu en kısa biçimde anlatan, bir senaryo çalışmasının ilk basamağı olan metin.
ÖZETLEYEBİLMEK
Özetleme imkânı veya olasılığı bulunmak.
ÖZETLEYİŞ
Özetleme işi. Bir düşünceyi -açıklığını yitirmeden- elden geldiğince kısaltarak anlatma.
ÖZETLEME
Özetlemek işi.
ÖZETÇE
Herhangi bir kitap, yazı ya da raporun en önemli öğelerine değinilerek hazırlanan özet.
ÖZETLEMEK
Bir yazı, konu, söz veya filmin içeriğini daha az sözle anlatmak, özünü vermek, kısaltmak, hülasa etmek.
ÖZETLEYEBİLME
Özetleyebilmek işi.
ÖZETKİTAP
Uzun bir kitabın, özü yitirilmeden kısaltılmış ya da özetlenmiş biçimi.
ÖZETLENME
Özetlenmek işi.
ÖZETLENMEK
Özet durumuna getirilmek, hülasa edilmek.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÖZET geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ERKETE
Gözetleme.
AÇIKTAN
Bir yerin uzağından. Ayrıca, ek olarak. Sıra ve aşama gözetilmeden, dışarıdan atayarak. Önceden belirlenmiş bir bütçeye bağlı kalmaksızın.
BAKMAK
Bakışı bir şey üzerine çevirmek. Yoklamak, incelemek, denemek. Anlamak, farkına varmak. Gözetmek, korumak. İlgilenmek. Yapılabilmesi bir şeye bağlı bulunmak. Beslemek, geçindirmek. Bir şeyin gelişmesi veya iyi bir durumda kalması için emek vermek. Renklerde benzemek, andırmak. Bir iş birinden beklenmek. Hastayı muayene etmek. Bir şeyin yüzü bir yöne doğru olmak. Tedavi etmek için ilgilenmek. Bir işi yapmak, bir işi yapmakla görevli olmak. Aramak. Başka bir şeyle ilgilenmeyip elindeki veya önündeki işle uğraşır olmak. Uğraşmak, meşgul olmak.
ERKETECİLİK
Gözetleyicilik.
EKSTRE
Öz. Hesap özeti. Özüt.
BEKLEMEK
Bir iş oluncaya, biri gelinceye değin bir yerde kalmak, durmak. Karşılaşma ihtimali bulunmak. Süre tanımak, acele etmemek. Bir şeyi, bir kimseyi gözetmek, korumak, muhafaza etmek. Oyalanmak. Aramak, istemek. Ummak.
AYIRMAK
Bölmek. Farklı davranmak, fark gözetmek. Bir bütünden bir parçayı herhangi bir amaçla bir tarafa koymak, saklamak. Seçmek. Bir yeri bir engelle bölmek. Bir şey veya yeri, bir şey veya kimse için kullanmayı belirlemek, tahsis etmek. İki veya daha çok kimse arasındaki anlaşmayı, uzlaşmayı bozmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Nitelik değişikliğini anlamak, fark etmek.
DÜRBÜN
Uzaktaki cisimlerin görüntülerini büyütmeye veya yaklaştırmaya yarayan, objektif ve oküler adlı iki mercekten oluşan optik alet, bakaç. Gözetleme deliği.
CAMCI
Cam ticaretini veya cam takmayı meslek edinmiş kimse. Evin içini pencereden gözetleyen kimse. Camevi.
DİKİZLEMEK
Gözetlemek.
DERSLİK
Öğrencilerin, bir öğretmenin gözetimi altında, anlatma, araştırma, küme çalışması vb. yollarla ve türlü eğitim araç ve gereçlerinden de yararlanarak ders yaptıkları yer, sınıf, dershane. Ders saati süresine uygun.
DİKİZLEME
Gözetleme.
DİKİZ
Gözetleme.
ERKETECİ
Gözetleyici.
ADALET
Yasalarla sahip olunan hakların herkes tarafından kullanılmasının sağlanması, türe. Herkese kendine uygun düşeni, kendi hakkı olanı verme, doğruluk. Bu işi uygulayan, yerine getiren devlet kuruluşları. Hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme.
BAŞMUBASSIR
Gözetmenlerin başı olan kimse.
DİKİZLİK
Gözetleme deliği.
BİLGİLENDİRME
Bilgilendirmek işi. Alt makamın üst makama bir konuda özet olarak verdiği bilgi veya açıklama, brifing.
DİKİZCİ
Gözetleyici.
CAMCILIK
Camcının yaptığı iş. Evin içini pencereden gözetleme.