Kelimeler arşivi içinde; sonunda "öte" olan, toplam 9 adet kelime bulunmaktadır. Sonu öte ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında öte olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde öte olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
ESKİÇÖTE, YENİÇÖTE
GÜNÖTE, YERÖTE
ENÖTE
HÖTE, KÖTE, ŞÖTE
ÖTE
ÖTE
Konuşanın temel olarak aldığı bir şeyden daha uzak olan yer veya şey, mavera. Bulunulan yere göre karşı yanda olan. Daha fazla, çok. Bir şeyin arkadan gelen bölümü. Dış.
ŞÖTE
Şu yan.
ESKİÇÖTE
Ankara ili, Çubuk ilçesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.
YENİÇÖTE
Ankara ili, Hasayaz bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
YERÖTE
Yer çevresinde dolanan bir uydunun yörüngesi üzerinde yere en uzak nokta, evç.
GÜNÖTE
Yer yörüngesinin Güneş'e en uzak bulunduğu nokta, evç.
HÖTE
Öte, biraz ileri, o taraf.
ENÖTE
Bir gök cisminin yörüngesi boyunca, etrafında dolandığı merkezî cisme en uzak olduğu nokta.
KÖTE
Hayvanların karınlarının altında olan şiş, bir çeşit çıban. Demir.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÖTE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ÇİÇEKLİK
Koparılmış çiçekleri koymaya yarar kap. Eski evlerde süs eşyası konulan raflı duvar oyuğu. Çiçek saksılarını koymaya veya çiçek yetiştirmeye ayrılmış yer. Çiçeğin üzerinde çanak, taç ve öteki organlarının bulunduğu parça.
AZINLIK
Bir toplulukta kendine özgü nitelikler bakımından ayrı ve ötekilerden sayıca az olanlar, azlık, ekalliyet, çoğunluk karşıtı. Bir ülkede ayrı soydan veya inançtan olan ve sayıca az bulunan topluluk, ekalliyet. Bir oylama sırasında sayıca az olma durumu.
ADAPTÖR
Bir aletin çapları birbirinden farklı olan parçalarından birini ötekine geçirebilmek için yararlanılan bağlayıcı. Aygıtın kullanabileceği düzeye göre elektrik akımını ayarlayan alet, uyarlayıcı.
ÇAĞRIŞIM
Bir düşünce, görüntü vb.nin bir başkasını hatırlatması. Davranışlar, düşünceler ve kavramlar arasında yer ve zaman birliğinin etkisiyle kurulan bağlantılar sonucu, bilinç alanına bunlardan birisi girdiğinde ötekini de bilince çekmesi olayı, tedai.
CIRLAYIK
Örümcek kuşugillerden, ormanlık, çalılık yerlerde yaşayan, güzel öten bir kuş (Lanius). Ağustos böceği.
DAYAK
Bir insanı veya bir hayvanı dövme işi, sopa, patak, kötek. Evlerin kapısının açılmaması için kapının arkasına konulan kol, destek, sürgü. Bir şeyin yıkılmaması için dayanan ağaç, destek, payanda.
AKTARMA
Aktarmak işi. Bir yolcunun gideceği yere birkaç araç değiştirerek ulaşması. Bir kimsenin herhangi bir hakkını bir başkasına geçirmesini sağlayan iş, transfer. Alıntı. Bir oyuncunun topu kendi takımından bir başka oyuncuya göndermesi. Bir taşıttan başka bir taşıta geçme. Sürülmemiş tarlayı ilk veya ikinci kez sürme. Para aktarımı. Arıları bir kovandan ötekine geçirme.
AHİRET
Dinî inanışa göre, insanın öldükten sonra dirilip sonsuza dek kalacağı ve Tanrı'ya hesap vereceği yer, öbür dünya, öteki dünya.
BAĞLILAŞIK
Biri ötekine bağlı olarak var olan, biri olmadan öteki düşünülemeyen iki şeyin bu ilişki yönünden durumu.
AŞKIN
Belli bir süreyi aşmış, ötesine geçmiş. Benzerlerinden üstün. Çok, fazla.
DAĞINTI
Karışık, gelişigüzel atılmış öteberi.
ALİ
Yüce, yüksek. "Kurnazca ve haince düzen" anlamında Ali Cengiz oyunu, "çok zorba" anlamında Ali kıran baş kesen, "bir kimse birinden aldığını ötekine, ötekinden aldığını bir başkasına vererek işini yürütmek" anlamında Ali'nin külahını Veli'ye, Veli'nin külahını Ali'ye giydirmek deyimlerinde geçen bir söz.
BUZKIRAN
Donmuş deniz, göl veya ırmaklarda ulaşımı öteki gemilere kolaylaştırmakta kullanılan, buzları kırarak yol açmak için yapılmış gemi.
BAŞKASI
Diğer bir kişi, herhangi bir kimse, diğeri, ötekisi.
BELİT
Kendiliğinden apaçık ve bundan dolayı öteki önermelerin ön dayanağı sayılan temel önerme, mütearife, aksiyom.
AŞIRI
Alışılan veya dayanılabilen dereceden çok daha fazla, taşkın. Gereğinden fazla, çok. Gereğinden fazla olarak, çokça. Bir şeye gereğinden çok fazla bağlanan, önem veren, müfrit, ekstrem. Ötede, ötesinde.
ALMAŞ
İki veya daha çok şeyin sıra ile değiştirilerek kullanılması veya kendiliğinden değişerek çalışması, keşikleme, münavebe. Birinin doğru olması ötekinin yanlışlığını gerektiren iki önermenin oluşturduğu sistem.
BÜTÇE
Devletin, bir kuruluşun, bir aile veya bir kimsenin gelecekteki belirli bir süre için tasarladığı gelir ve giderlerinin tümü. Devlet ve öteki kuruluş veya toplulukların belirli bir dönem içindeki gelir ve giderlerinin oranlama niceliklerini önceden belirleyen, onaylayan ve bu işlemlerin yapılmasına izin veren kanun veya karar.
ÇEVİRMEK
Bir şeyin yönünü değiştirmek. İşlemek, yapmak. Geri göndermek. Çeviri yapmak. Yolundan alıkoymak, yoldan döndürmek. Kâğıt oyunu oynamak. Yönetmek, idare etmek. Bir giyeceği söküp iç yüzünü dışa getirmek. Öteki yüzünü görünür duruma getirmek. Döndürerek hareket ettirmek. Bir durumdan başka duruma geçmek. Bir durumdan başka duruma getirmek, dönüştürmek. Durdurmak. Çevrilemek, tevil etmek. Bir yerin çevresini bir şeyle sarmak, kuşatmak.
ASANSÖR
İnsanları, yükleri bir yapının bir katından ötekine veya yüksek yerlere çıkarıp indiren, elektrikle işleyen araç.