Kelimeler arşivi içinde; sonunda "ödünç" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. Sonu ödünç ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında ödünç olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde ödünç olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
ÖDÜNÇ
ÖDÜNÇ
İleride geri verilmek veya alınmak şartıyla alınan veya verilen (şey).
Bu bölümde tanımı içerisinde ÖDÜNÇ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ÖDÜNÇLEŞME
Ödünçleşmek işi.
ARİYET
Ödünçleme. Belli bir taşınır malın kullanımının geri verilmek şartıyla bedelsiz olarak bir kimseye bırakılması.
MUKRİZ
Ödünç para veren, borç veren.
ARİYETEN
Eğreti olarak, ödünç olarak.
İSTİARE
Ödünç, borç veya eğreti alma, ödünçleme. Bir şeyi anlatmak için ona benzetilen başka bir şeyin adını eğreti olarak kullanma, eğretileme.
TAHVİL
Devletin veya özel bir kuruluşun ödünç para almak için çıkardığı, değişik dönemlerde belirli oranlarda faiz getiren yazılı senet. Değiştirme, çevirme, döndürme, dönüştürme.
YARDIM
Kendi gücünü ve imkânlarını başka birinin iyiliği için kullanma, muavenet. Etki. Bir ülkeye bağış veya ödünç olarak verilen para ve ihtiyaç maddeleri. İşlerin daha etkin ve verimli olabilmesi için sağlanan katkı, destek. Bağış, iane.
İKRAZ
Borç veya ödünç verme.
FAİZ
İşletmek için bir yere ödünç verilen paraya karşılık alınan kâr, getiri, ürem, nema. Kapitalist ekonomide, artık değerin değişikliğe uğramış biçimi olarak paranın fiyatı, kiralanan paranın kira bedeli.
BADAŞIK
Arkadaş, okul arkadaşı, bir arada bulunan, birlikte iş yapan insanlar, ortak. Ödünç, nöbetleşe, yardım ederek, sıra ile, ortaklaşa. Bitişik, yapışık: Benimle bağrın badaşık mı?.
İKTİBAS
Ödünç alma. Alıntı. Ödünç alınan şey.
ÖDÜNÇLEME
Ödünçlemek işi, ariyet.
İARE
Eğreti, ödünç. Eğreti verme, ödünç verme.
BADAŞIKLAMA
Ödünç, nöbetleşe, yardım ederek, sıra ile, ortaklaşa.
AYRE
Emanet, ariyet, ödünç.
ABAMA
Bir toplumun, başka bir topluma özgü halkbilim öğe, ürün ya da olaylarını benimsememesi, karşılığı uyum, ödünçleme, benimseyim.
KREDİ
Borç ödemede güvenilir olma durumu. Güven, saygınlık, itibar. Ödünç alınan veya verilen mal, para. Belli bir öğrenimin tamamlanması için öğrencilerden istenen her türlü kuramsal ve uygulamalı çalışmalar göz önünde tutularak bir yarıyıl veya bir öğretim yılı okutulan herhangi bir dersin, okul programı bütünlüğü içindeki değerini nicelik olarak gösteren birim.
TEFECİ
El altından yüksek faizle ödünç para veren kimse, faizci, murabahacı.
ARATİ
Ödünç, eğreti, emanet.
AYRETİ
Emanet, ariyet, ödünç.