İçinde ÖDÜNÇ geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "ödünç" olan, toplam 9 tane kelime bulunuyor. İçerisinde ödünç bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu ödünç ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında ödünç olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

11 harfli kelimeler

ÖDÜNÇLENMEK, ÖDÜNÇLERİNE, ÖDÜNÇLEŞMEK

10 harfli kelimeler

ÖDÜNÇLEŞME, ÖDÜNÇLEMEK, ÖDÜNÇLENME

9 harfli kelimeler

ÖDÜNÇLEME

7 harfli kelimeler

ÖDÜNÇÇÜ

5 harfli kelimeler

ÖDÜNÇ

Bazı kelimelerin anlamları

ÖDÜNÇ

İleride geri verilmek veya alınmak şartıyla alınan veya verilen (şey).

ÖDÜNÇLEŞMEK

Karşılıklı ödünç alıp vermek.

ÖDÜNÇÇÜ

Borç para veren kişi.

ÖDÜNÇLENME

Ödünçlenmek işi.

ÖDÜNÇLENMEK

Ödünç alıp vermek.

ÖDÜNÇLERİNE

Yazıya, koşuğa ayet ya da hadis katmakla anlatımı bezeme: / Zalimlere bir gün dedirir kudret-i Mevlâ / Tallahi lekad aserek-allâhu aleyna. (Ziya Paşa).

ÖDÜNÇLEŞME

Ödünçleşmek işi.

ÖDÜNÇLEMEK

Ödünç olarak alınmak. Başka bir dilden söz almak, bütünüyle özümsemek.

ÖDÜNÇLEME

Ödünçlemek işi, ariyet.

  -   -   -  

Anlamında ÖDÜNÇ bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ÖDÜNÇ geçen kelimeler listesi verilmiştir.

FAİZ

İşletmek için bir yere ödünç verilen paraya karşılık alınan kâr, getiri, ürem, nema. Kapitalist ekonomide, artık değerin değişikliğe uğramış biçimi olarak paranın fiyatı, kiralanan paranın kira bedeli.

ABAMA

Bir toplumun, başka bir topluma özgü halkbilim öğe, ürün ya da olaylarını benimsememesi, karşılığı uyum, ödünçleme, benimseyim.

İSTİARE

Ödünç, borç veya eğreti alma, ödünçleme. Bir şeyi anlatmak için ona benzetilen başka bir şeyin adını eğreti olarak kullanma, eğretileme.

EĞRET

Belirli bir zaman için başkasından alınan, ödünç eşya. Belirli süre için birinden ödünç alınan nesne.

İKTİBAS

Ödünç alma. Alıntı. Ödünç alınan şey.

TEFECİ

El altından yüksek faizle ödünç para veren kimse, faizci, murabahacı.

ARİYET

Ödünçleme. Belli bir taşınır malın kullanımının geri verilmek şartıyla bedelsiz olarak bir kimseye bırakılması.

BOOKAMATİC

İşlem kartlı ödünç verme için kullanılan terimsel ad. bk. işlem kartlı ödünç verme.

BADAŞIKLAMA

Ödünç, nöbetleşe, yardım ederek, sıra ile, ortaklaşa.

ARATİ

Ödünç, eğreti, emanet.

TAHVİL

Devletin veya özel bir kuruluşun ödünç para almak için çıkardığı, değişik dönemlerde belirli oranlarda faiz getiren yazılı senet. Değiştirme, çevirme, döndürme, dönüştürme.

BADAŞIK

Arkadaş, okul arkadaşı, bir arada bulunan, birlikte iş yapan insanlar, ortak. Ödünç, nöbetleşe, yardım ederek, sıra ile, ortaklaşa. Bitişik, yapışık: Benimle bağrın badaşık mı?.

YARDIM

Kendi gücünü ve imkânlarını başka birinin iyiliği için kullanma, muavenet. Etki. Bir ülkeye bağış veya ödünç olarak verilen para ve ihtiyaç maddeleri. İşlerin daha etkin ve verimli olabilmesi için sağlanan katkı, destek. Bağış, iane.

İKRAZ

Borç veya ödünç verme.

İARE

Eğreti, ödünç. Eğreti verme, ödünç verme.

MUKRİZ

Ödünç para veren, borç veren.

KREDİ

Borç ödemede güvenilir olma durumu. Güven, saygınlık, itibar. Ödünç alınan veya verilen mal, para. Belli bir öğrenimin tamamlanması için öğrencilerden istenen her türlü kuramsal ve uygulamalı çalışmalar göz önünde tutularak bir yarıyıl veya bir öğretim yılı okutulan herhangi bir dersin, okul programı bütünlüğü içindeki değerini nicelik olarak gösteren birim.

AYRETİ

Emanet, ariyet, ödünç.

AYRE

Emanet, ariyet, ödünç.

ARİYETEN

Eğreti olarak, ödünç olarak.