Kelimeler arşivi içinde; başında "ödün" olan, toplam 20 adet kelime bulunmaktadır. ödün ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu ödün ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde ödün olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
ÖDÜNÇLEŞMEK, ÖDÜNÇLERİNE, ÖDÜNÇLENMEK
ÖDÜNSÜZLÜK, ÖDÜNÇLEŞME, ÖDÜNÇLENME, ÖDÜNÇLEMEK
ÖDÜNÇLEME, ÖDÜNCÜLÜK, ÖDÜNLEMEK, ÖDÜNLÜLÜK, ÖDÜNSÜZCE
ÖDÜNLEME
ÖDÜNÇÇÜ, ÖDÜNCCE, ÖDÜNSÜZ
ÖDÜNCÜ, ÖDÜNLÜ
ÖDÜNÇ
ÖDÜN
ÖDÜN
Uzlaşmaya varabilmek için hak, istek veya savlarının bir bölümünden, karşı taraf yararına vazgeçme, ödünleme, ivaz, taviz. Bir ülkenin yaptığı anlaşma ile, başka ülke ya da ülkelerin mallarına uygulanacak bildirmelik yönünden tanıdığı ayrıcalık.
ÖDÜNÇLENMEK
Ödünç alıp vermek.
ÖDÜNLÜLÜK
Ödünlü olma durumu, ivazlılık.
ÖDÜNÇLEMEK
Ödünç olarak alınmak. Başka bir dilden söz almak, bütünüyle özümsemek.
ÖDÜNCCE
Ödünç olarak.
ÖDÜNÇÇÜ
Borç para veren kişi.
ÖDÜNÇLEŞME
Ödünçleşmek işi.
ÖDÜNLEME
Ödün. Engellenen ve doyurulmayan dilek, istek ve davranışların yarattığı tedirginliği, onların yerine geçebilecek başka dilek, istek ve davranışlarla giderme.
ÖDÜNÇLENME
Ödünçlenmek işi.
ÖDÜNLEMEK
Ödünle karşılamak, taviz vermek.
ÖDÜNCÜLÜK
Ödüncü olma durumu, tavizcilik, tavizkârlık.
ÖDÜNÇLEME
Ödünçlemek işi, ariyet.
ÖDÜNSÜZLÜK
Ödünsüz olma durumu, ivazsızlık.
ÖDÜNÇLEŞMEK
Karşılıklı ödünç alıp vermek.
ÖDÜNÇLERİNE
Yazıya, koşuğa ayet ya da hadis katmakla anlatımı bezeme: / Zalimlere bir gün dedirir kudret-i Mevlâ / Tallahi lekad aserek-allâhu aleyna. (Ziya Paşa).
ÖDÜNSÜZCE
Ödünsüz bir biçimde, ivazsızca.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÖDÜN geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ARİYETEN
Eğreti olarak, ödünç olarak.
MUKRİZ
Ödünç para veren, borç veren.
İKTİBAS
Ödünç alma. Alıntı. Ödünç alınan şey.
İVAZLI
Ödünlü. Karşılığı olan.
İVAZ
Ödün. Karşılık. Edim.
ÖDÜNLÜ
Ödün niteliğinde olan, ödün vererek yapılan, ivazlı. Ödün veren (kimse).
ARİYET
Ödünçleme. Belli bir taşınır malın kullanımının geri verilmek şartıyla bedelsiz olarak bir kimseye bırakılması.
İSTİARE
Ödünç, borç veya eğreti alma, ödünçleme. Bir şeyi anlatmak için ona benzetilen başka bir şeyin adını eğreti olarak kullanma, eğretileme.
UZLAŞMACILIK
Çıkarlarından, düşüncelerinden ödünler vererek uzlaşma sağlama siyaseti.
TAVİZ
Ödün.
İVAZSIZ
Ödünsüz. Karşılıksız.
KREDİ
Borç ödemede güvenilir olma durumu. Güven, saygınlık, itibar. Ödünç alınan veya verilen mal, para. Belli bir öğrenimin tamamlanması için öğrencilerden istenen her türlü kuramsal ve uygulamalı çalışmalar göz önünde tutularak bir yarıyıl veya bir öğretim yılı okutulan herhangi bir dersin, okul programı bütünlüğü içindeki değerini nicelik olarak gösteren birim.
FAİZ
İşletmek için bir yere ödünç verilen paraya karşılık alınan kâr, getiri, ürem, nema. Kapitalist ekonomide, artık değerin değişikliğe uğramış biçimi olarak paranın fiyatı, kiralanan paranın kira bedeli.
TAVİZCİ
Ödüncü.
İARE
Eğreti, ödünç. Eğreti verme, ödünç verme.
TAHVİL
Devletin veya özel bir kuruluşun ödünç para almak için çıkardığı, değişik dönemlerde belirli oranlarda faiz getiren yazılı senet. Değiştirme, çevirme, döndürme, dönüştürme.
TEFECİ
El altından yüksek faizle ödünç para veren kimse, faizci, murabahacı.
İKRAZ
Borç veya ödünç verme.
ÖDÜNSÜZ
Ödün niteliğinde olmayan, ödün vermeksizin yapılan, ivazsız, tavizsiz. Ödün vermeyen (kimse).
TAVİZCİLİK
Ödüncülük.