Sonu ÇIBA ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "çıba" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. Sonu çıba ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında çıba olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde çıba olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

ÇIBA

Zayıf, ince ve küçük.

  -   -   -  

Anlamında ÇIBA bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ÇIBA geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AKARCA

Küçük akarsu. Sürekli işleyen çıban, fistül. Kaplıca. Kemik veremi.

YARA

Keskin bir şeyle veya bir vuruşla vücutta oluşan derin kesik. Dert, üzüntü, acı. Bir şeyin iç veya dış yüzünde herhangi bir etki ile oluşan ve tehlikeli olabilen oyuk, gedik, yarık. Vücutta işlemekte olan çıban.

YUMURCAK

Yaramaz küçük çocuk. Veba hastalığında koltuk altında veya kasıkta çıkan çıban.

AĞIRŞAKLANMAK

Ergenlik döneminde çıbanda veya memede ağırşak biçiminde bir tümsek oluşmak.

ÇIBANLAŞMAK

Çıban durumuna gelmek.

BEZE

Yara veya çıban sebebiyle vücudun herhangi bir yerinde oluşan şişkinlik, gudde. Hamur topağı, pazı. Yumurta akı ve pudra şekeri ile yapılmış olan bir çeşit pasta türü.

ŞARBON

Çeşitli hayvanlarda, özellikle koyun ve sığırlarda görülen, deri veya mukoza yoluyla insana bulaşan, bulaştığı yerde kara bir çıban yapan tehlikeli hastalık, karakabarcık, karayanık, yanıkara.

SİVİLCE

İçinde irin bulunan küçük deri kabarcığı, en küçük çıban.

ÖZ

Bir kimsenin benliği, kendi manevi varlığı, iç, nefis, derun, varoluş karşıtı. Bitkilerin kök, gövde ve dallarının boydan boya ortasında bulunan, hafif, gevrek ve çoğu yumuşak bölüm. "Kendine, kendi kendini" anlamlarında birleşik kelimeler türeten bir söz. Bir şeyin temel ögesi, künh, zübde. Kan bağı ile bağlı olan, üvey olmayan. İçine, arılığını, saflığını bozacak hiçbir şey karışmamış olan, saf, arı. Bir şeyin en kuvvetli veya kıvamlı bölümü, hülasa, zübde, ekstre. Dere, çay. Sulak, verimli yer. Çıbanların içinde ölmüş dokudan oluşan irinle birlikte çıkan parça. Kendi, zat.

DÖKÜNTÜ

Dökülmüş, saçılmış şeyler. Değersiz, bayağı, ayaktakımından olan kimse. Kâğıtçılıkta üretimin herhangi bir safhasında ıskartaya çıkan, genellikle tekrar hamur durumuna getirilen, yaş ve kuru biçimleri olan kâğıt veya karton artığı. Bazı hastalıklarda görülen çıban, leke, uçuk, kızarıklık vb. belirti. Deniz yüzüne yakın, üzerinde dalgaların çatladığı kaya kümesi. Parçalanan taşların yamaç aşağı kayması, yuvarlanması, etekte birikmesiyle oluşan yer. İşe yaramayan, değersiz, kötü, berbat. Bir topluluktan geri kalmış kimseler. Bozuntu.

ŞİRPENÇE

Deri altı hücre dokusunun ve yağ bezlerinin iltihaplanmasından oluşan, genişlediğinde çok tehlikeli olabilen, stafilokokların sebep olduğu bir kan çıbanı, kızılyara, aslanpençesi.

AŞÇIBAŞILIK

Aşçıbaşı olma durumu, aşçıbaşının görevi.

ÇAKMA

Çakmak işi. Taklit olan, sahte. Vurulup çakılarak yapılmış kuyumcu işi. Deri hastalığı, yara, çıban. Bu işte kullanılan kuyumcu kalıbı.

GELİNCİK

Yazın kırlarda, özellikle ekin tarlalarında yetişen, kırmızı ve otsu bitki, gün gülü (Papaver rhoeas). Yılancık, arpacık, çıban vb. Mezgitgillerden, yılan balığına benzer, eti sevilen bir balık (Mustela tricirrata). Sansargillerden, ince uzun yapılı, sivri çeneli, küçük bir hayvan (Mustela nivalis).

CIDAĞI

Atın iki omzunun arası. Derin, işleyen yara, büyük çıban.

TOPLAMAK

Bir araya getirmek. Şişmanlamak, kilo almak. Sayıları veya nicelikleri birbirine ekleyip toplamını bulmak. Dağınıklıktan kurtarmak. Bir araya getirmek, düzene sokmak, düzeltmek. Devşirip kaldırmak. Vergi veya bağışı verecek olanlardan almak. Artırıp biriktirmek. Çıban, yara irinlenmek. Hizmete çağırmak. Devşirmek.

ÇALIK

Çarpık. Yüzünde çıban veya yara yeri olan. Yan yan giden. Koyunlarda çiçek hastalığı. Çalgın. Verev kesilmiş. Adı defterden silinmiş. Doğal olmaktan uzaklaşmış, kendi renginden olmayan. Çıban yeri.

ARPACIK

Göz kapağının kenarında çıkan küçük çıban, it dirseği. Tüfek, tabanca vb. ateşli silahlarda namlunun en ileri bölümünde bulunan ve nişan alırken gezle birlikte göz ile hedef arasında aynı çizgi üzerine getirilen küçük çıkıntı.

APSE

Çıban.

KÖPEKMEMESİ

Koltuk altında çıkan iltihaplı çıban.