Kelimeler arşivi içinde; sonunda "çivi" olan, toplam 6 adet kelime bulunmaktadır. Sonu çivi ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında çivi olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde çivi olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
OLUKLUÇİVİ
KAYIÇİVİ, SARIÇİVİ
ÇEKÇİVİ, TELÇİVİ
ÇİVİ
ÇİVİ
İki şeyi birbirine tutturmak, bir nesneyi bir yere sabitlemek için çakılan, ucu sivri, başlı, metal veya ağaçtan yapılmış ufak çubuk, mıh. Kalkan balığının üzerindeki düğmeye benzer kemiksi oluşum.
OLUKLUÇİVİ
Büyük başlı çivi.
SARIÇİVİ
Bakır-çinko alaşımında yapılmış bağlantı aracı.
ÇEKÇİVİ
Arabanın önüne boyunduruk takmağa yarayan demir çivi. (Mudurnu Bolu).
KAYIÇİVİ
Çankırı şehri, Korgun belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yer.
TELÇİVİ
Kalınlığı 2 mm.yi geçmeyen, küçük başlı çivi. Ayakkabı yüzünü kalıba çekerken kullanılan çivi. (Aksaray Niğde.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÇİVİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ÇİVİLENME
Çivilenmek işi.
ÇİVİLENMEK
Çivi ile tutturulmak, mıhlanmak. Bir yerde hareketsiz kalmak.
AZI
Köpek dişlerinden sonra içeriye doğru, alt ve üst çenenin iki yanında beşer tane bulunan ve yiyecekleri öğütmeye yarayan dişlerin ortak adı, azı dişi, öğütücü diş. Öküz arabalarında ön ve arka yastıkları dingile bağlayan ağaç çivi.
ÇEKİÇ
Çivi çakma, madenleri dövme vb. işlerde kullanılan saplı bir el aleti. Yaklaşık 1,20 metre uzunluğundaki madenî tele bağlı ve ağırlığı 7,257 kilogram olan gülle.
ÇAKMAK
Taşa vurulup kıvılcım çıkarılan çelik parçası. Vurarak sokup yerleştirmek. Anlamak, bilmek. Tabanca veya tüfeklerde bulunan tetik düzeni. Sınavda başarısız olmak. Vurmak. Çelik, taş, cam, plastik vb. maddeden yapılmış gaz veya benzinle dolu tutuşturma aleti. İçki içmek. Saplamak. Parıldamak, ışık vermek. Sezinlemek, anlamak, farkına varmak. Kazık çakıp hayvan bağlamak. Kuruduğunda kalın kabuk bağlayan kabarcıklarla beliren ve genellikle yüzde çıkan bir deri hastalığı. Bir şeyi başka bir şeye sürtmek, vurmak veya çarpmak. Çivi ile tutturmak. Kabul etmeyeceği bir şeyi kurnazlıkla kabul etmesini sağlamak.
ÇİVİLETME
Çiviletmek işi.
ÇİVİCİ
Çivi satan kimse. Topu sert olarak karşı alana dikine indiren oyuncu.
ÇATMA
Çatmak işi. Provada geçici olarak bir giysiye iliştirilmiş olan parça. Heykel yapımında çamuru ayakta tutan tel iskelet. Ahşap yapılarda ağaç iskeletin temel parçaları. Semerin ağaç kısmı. Duvarları ağaç gövdesinden birbirine takılarak ve çivisiz olarak yapılmış olan yayla evi, Yörük çadırı. Bir tür döşemelik kumaş.
ÇİVİCİLİK
Çivicinin yaptığı iş.
ÇİVİLEME
Çivilemek işi. Dimdik ve ayaküstü bir durumda (denize atlama). Topu karşı alana dikine indirmeye yarayan sert vuruş.
ÇARMIH
Suçlunun öldürülmek amacıyla çivilendiği haç biçimindeki darağacı. Ana direkleri ve gabya çubuklarını yandan tutan halatlar.
ÇAKILI
Çivi, kazık vb. bir şeyle tutturulmuş. Çakılmış, bir şeye bağlı. Yeri değişmez, sabit.
ÇANDI
Çivisiz, birbirine geçirilme yöntemine göre kesilmiş hazır kereste. Tahta kapak ya da tavan.
ÇİVİSİZ
Çivisi olmayan veya çivilenmemiş olan.
ÇİVİLETMEK
Çivi çaktırmak.
ÇİVİLİ
Çivisi olan. Çeşitli spor oyunlarında giyilen bir ayakkabı türü. Çivi ile bir yere tutturulmuş. Çivi çakılarak yapılmış.
ÇECİK
Madenî kulp, halka, çivi.
BİZLENGİÇ
Ucu çivili değnek.
ÇİVİLEMEK
Bir şeyi bir yere çivi ile tutturmak, mıhlamak. Sabitleştirmek, kesin olarak yerleştirmek. Vurmak, öldürmek. Aynı noktaya sürekli olarak bakmak. Olduğu yerde hareketsiz bırakmak.
BİZLEMEK
Ucu çivili değnekle hayvanı dürtmek.