ÇİMEN ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "çimen" olan, toplam 14 adet kelime bulunmaktadır. çimen ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu çimen ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde çimen olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

13 harfli kelimeler

ÇİMENTOLANMAK, ÇİMENTOLATMAK

12 harfli kelimeler

ÇİMENTOCULUK, ÇİMENTOLAMAK, ÇİMENTOLANMA, ÇİMENTOLATMA

11 harfli kelimeler

ÇİMENTOLAMA

9 harfli kelimeler

ÇİMENTOCU, ÇİMENTOLU

8 harfli kelimeler

ÇİMENLİK, ÇİMENSİZ

7 harfli kelimeler

ÇİMENLİ, ÇİMENTO

5 harfli kelimeler

ÇİMEN

Bazı kelimelerin anlamları

ÇİMEN

Kendiliğinden yetişmiş çim.

ÇİMENTOLATMAK

Çimento ile sıvatmak, çimento karışımı malzeme ile yaptırmak.

ÇİMENTOLAMA

Çimentolamak işi.

ÇİMENTOCULUK

Çimentocunun yaptığı iş.

ÇİMENTOLATMA

Çimentolatmak işi.

ÇİMENLİ

Çimeni olan.

ÇİMENSİZ

Çimeni olmayan.

ÇİMENTO

Killi kalkerleri özel fırınlarda pişirip ezmekle elde edilen, çamuru çarçabuk katılaşıp sertleşen ve yapılarda harç malzemesi olarak kullanılan kül renginde veya beyaz toz.

ÇİMENTOLANMAK

Çimento sürülmek, çimento ile kaplanmak.

ÇİMENTOLANMA

Çimentolanmak işi.

ÇİMENTOCU

Çimento üreten veya satan kimse.

ÇİMENLİK

Çimeni olan yer.

ÇİMENTOLU

Çimentosu olan.

ÇİMENTOLAMAK

Çimento sürmek, çimento ile sıvamak.

  -   -   -  

Anlamında ÇİMEN bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ÇİMEN geçen kelimeler listesi verilmiştir.

BREŞ

Doğal çimento ile lavlı, kavkılı, kabuklu, kemikli kırıntıların kaynaşmasıyla oluşmuş kütle. Bir yapay mermer türü.

OTLAMAK

Hayvan, dolaşarak yerdeki ot, çimen, yaprak vb.ni yemek, yayılmak. Para ve emek harcamadan başkalarının sırtından geçinmek. Meşgul olmak.

BETON

Çimentonun su yardımıyla kum, çakıl vb. maddelerle karışması sonucu oluşan sert, dayanıklı, bağlayıcı yapı malzemesi. Bu malzemeden yapılmış.

SİLİKAT

Yapı malzemesi olarak kullanılan cam, çimento, tuğla vb. maddelerin birleşiminde bulunan, silisik asidin bazlarla birleşerek oluşturduğu tuz.

KLİNKER

Çimento yapımında fırından ezilmeden çıkan pişirme ürünü.

PUDİNG

Meyve, bisküvi vb. ile yapılmış olan bir tür sütlü tatlı. Çakıl ve taş kırıntılarının kendi kendine çimentolaşmasından oluşmuş kütle.

ASMOLEN

Pişmiş toprak, cüruf ve çimento karışımından yapılmış, ses geçirmez, delikli briket türü.

KÜPEŞTE

Gemide güverte hizasında ıskarmoz bağlarına tutturulan dikmelerin dış yüzlerine kaplanan kaplamaların oluşturduğu siper, borda kaplamalarının en üstü, güverteden yukarı kalan bölüm, korkuluk, parapet. Duvarların üzerine, balkon veya pencerelerin içine çimento ve mozaik karışımı ile yapılmış olan dolgu set, parapet.

KESEK

Bel, çapa veya sabanın topraktan kaldırdığı iri parça. Tezek. Çimen yapmak için üzerindeki otuyla birlikte çıkarılmış çayır parçası.

GOLF

Çimenlerle kaplı, açık, geniş bir alanda, ufak bir topu özel sopalarla ilerleterek belli bir deliğe sokma amaçlı oynanan oyun.

DÖKMEK

Sıvı veya tane durumunda olan şeyleri bulundukları kaptan başka bir yere boşaltmak. Bir şeyi yok etmek için atmak. Kullanmak, harcamak, sarf etmek. Maden, mum eriyiği veya çimento, alçı vb.ni kalıba akıtarak biçim vermek, döküm yapmak. Saçmak, serpmek. Çok söylemek. Teninde kızamık, kızıl, suçiçeği hastalıklarında olduğu gibi kırmızı lekeler çıkmak. Üstünde bulunan bir şeyi düşürmek. Bir yere çokça bir şey yığmak, taşımak. Açığa vurmak, söylemek, ortaya koymak. Belli bir yere boşaltmak. Bir işte veya bir konuyu ele alış biçiminde değişiklik yapmak. Sulu hamuru kızgın yağ veya tepsinin içine akıtarak pişirmek. Çok sayıda öğrenciyi sınavda veya bir üst sınıfa geçirmede başarısız saymak. Yakmak, tutuşturmak. Salmak, bırakmak. Bol bol vermek, ödemek, sarf etmek. Akıtmak, düşürmek.

MALALAMAK

Çimento veya alçı sürülmüş bir yüzeyi mala ile düzeltmek.

HARÇ

Harcanan para, masraf. Yapıda tuğla veya taşların örgüsünü sağlamlaştırmak, duvarları sıvamak için kullanılan, toprak, saman, kum, kireç, çimento vb. şeyleri su ile kararak yapılmış olan karışım. Resmî işlerde devlet veznesine ödenen para. Yükseköğrenim öğrencilerinin ödemek zorunda olduğu katkı payı. Bir yemeğin yapılmasında kullanılan ve tat veren maddelerin bütünü. Bahçıvanlıkta değişik nitelikteki toprak vb. maddelerin karıştırılmasıyla hazırlanmış toprak. Giysiler dikilirken kullanılan tamamlayıcı veya süsleyici şeyler.

BRİKET

Linyit ve kömür tozundan basınçla elde edilen yakacak. Linyit, kömür tozu ve katran tortusundan basınçla elde edilen, tuğla biçimli yapı malzemesi. Kum ve çimentonun birleştirilmesiyle elde edilen yapı malzemesi.

MOZAİK

Türlü renklerde, küçük küp biçiminde mermer, taş veya pişmiş toprak parçalarının yan yana getirilmesiyle yapılmış olan resim ve bezeme işi. Bu sıvayla yapılmış olan (döşeme, merdiven vb.). İnce kum, çimento ve küçük mermer parçalarından oluşan karışımla döşeme sıvası. Değişik dillere ve kültürlere sahip insan topluluğu. Tatlı bisküvi parçalarıyla yapılmış olan kakaolu pasta. Bu iş için kullanılan mermer parçaları.

SIVA

Herhangi bir yapıdaki yüzeyleri düzgünleştirmek için kullanılan, yarı akışkan, kum, kireç, çimento karışımı veya toprak harç. Bir yapının duvarlarına sürülen ince harç tabakası.

KARAÇAYIR

Buğdaygillerden, çimen biçiminde veya geniş çayır olarak yetiştirilen bir park bitkisi (Lolium).

ÇAMURLUK

Çamuru çok olan yer. Paçaları çamurdan korumak için giyilen tozluk. Taşıtlarda tekerleklerin üst bölümünü örten parça. Ayakkabıların çamurunu kazımak için yapılarda giriş kapısının önünde, yere çimento veya betonla tutturulan, demirden yapılmış, türlü biçimlerdeki ayakkabı sileceği.

BETONARME

Yapıda gücü, esnekliği artırmak için metal ve çimentodan yararlanma yöntemi, demirli beton. Bu yöntemle yapılmış.

KRAMPON

Futbol ayakkabılarının altındaki, çimende rahat hareket etmeyi sağlayan, deri veya sentetik kabara, tutmalık. Tuğla bacaların sağlamca durması için çevresine sarılan kuşak. İki parçayı sıkıca tutup sıkmaya yarayan metal parçası.