Kelimeler arşivi içinde; başında "çatmak" olan, toplam 2 adet kelime bulunmaktadır. çatmak ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu çatmak ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde çatmak olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
ÇATMAK
Odun, değnek, kılıç, tüfek vb. uzun şeylerden birkaç tanesini, tepelerinden birbirine çaprazlama dayayarak durdurmak. Bir şeyi yapmak için gerekli parçaları bir araya getirmek. Yazıyla ya da sözle sataşmak. Üzücü, kızdırıcı veya şaşırtıcı olaylarla karşılaşmak. Başa yemeni, çatkı, yazma vb.ni bağlamak. Kereste vb.ni birbirine tutturmak. Yükü hayvana iki yanlı yüklemek. Rastlamak, karşılaşmak. Gemiler birbirine çarpmak.
ÇATMAKAYA
Konya kenti, Seydişehir belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÇATMAK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ERİŞMEK
Varılması zamana, emeğe bağlı olan ya da uzakta bulunan bir amaca varmak, ulaşmak. Zaman gelip çatmak. Bitkiler veya bunların ürünleri olgunlaşmak. Bir yere ulaşmak, varmak.
KAŞKARARTMAK
Kaş çatmak.
DALANMAK
Dalama işine konu olmak. Çatmak, kavga çıkarmak istemek. Azarlanmak, hakarete uğramak. Araştırmak. Bir şey bulaşmış hale gelmek, sarılmak: Dikene dalandım.
IMIKLAMAK
Birisine çatmak, dokunmak.
DALAMAH
Azarlamak, çatmak. Dalamak, insanın tenini kabartmak.
PAYSINMAK
Bir işe önem vererek, istekle ve özenle başlamak. Arkasından koşmak, kovalamak. Av köpekleri bağırarak av peşinden koşmak : Benim köpek çok paysındı ama bir iş yapamadı. Küçümsemek. Bir kimseyi güçsüz görüp üstüne varmak, çatmak. Çekinmek, utanmak, sıkılmak. Haklı, haksız pay ummak, pay istemek, kendine mal etmek istemek. Hiçe sayılmaya boyun eğmek.
ÇATMA
Çatmak işi. Provada geçici olarak bir giysiye iliştirilmiş olan parça. Heykel yapımında çamuru ayakta tutan tel iskelet. Ahşap yapılarda ağaç iskeletin temel parçaları. Semerin ağaç kısmı. Duvarları ağaç gövdesinden birbirine takılarak ve çivisiz olarak yapılmış olan yayla evi, Yörük çadırı. Bir tür döşemelik kumaş.
EVLEMEK
Kağnı arabalarının mazısı yatağından, dingil yuvasından çıkmak. Kağnının iki ana parçasını birleştirmek, çatmak, yivmek. Birbirine eklemek, ucu ucuna getirmek, ulamak.
ÇOĞARTMAK
Odunu ocak veya sobaya çaprazlama koymak, çatmak.
SALKMAK
Çatmak, sataşmak, saldırmak. Aşağı bakmak.
ÇALIKLANMAK
Sinirlenerek sözle çatmak. Herhangi bir şeyin bir tarafından alınmak. (Hayvan) haşarılık etmek.
ARDILMAK
Birisinin sırtına asılmak. Sataşmak, çatmak. Musallat olmak, asılmak, takılmak.
BULAŞMAK
Bir nesne, üzerine sürülen bir şey yüzünden kirlenmek. Hastalık geçmek, sirayet etmek. İstemeden veya rastlantı sonucu bir işe karışmak. İstenilmeyen bir madde bir şeye sürülmek. Çatmak, sataşmak, tedirgin etmek.
OLMAK
Meydana gelmek, varlık kazanmak, vuku bulmak. Hazırlanmak, hazır duruma gelmek. Bir şeyi elde etmek, edinmek. Bir yerde doğmuş, yaşamış olmak. Yitirmek, elinden kaçırmak. Sıfat-fiil eki almış kelimelerle birlikte başlama, bitirme vb. bildiren fiilleri oluşturur. Gerçekleşmek ya da yapılmak. Yol açmak. Sarhoş olmak. Bir şey, birinin mülkiyetine geçmek. Hastalığa yakalanmak, tutulmak. Yetişmek, olgunlaşmak. Bulunmak. Bir görev, makam, san veya nitelik kazanmak. Ek fiilin geniş zamanı olan -dır (-dir) anlamında kullanılan bir söz. Sürdürmek, yürütmek. Herhangi bir durumda bulunmak. Bir ad veya sıfatın belirttiği durumu almak. Yaklaşmak, gelip çatmak. Bir olayla karşılaşmak, başına kötü bir şey gelmek. Bir durumdan başka bir duruma geçmek. Bir kuruluşla, örgütle ilgili bulunmak, mensup olmak. Geçmek, tamamlanmak. Uygun düşmek, yerinde görülmek. Uymak, tam gelmek.
ÇATIVERMEK
Çabucak veya ansızın çatmak.
KIRTARMAK
Üşümek, donmak : Elin ayağın kırtarmış, gel de biraz ısın. Karıştırmak, çatmak.
KÖSTEMEK
Hayvanın ön ayaklarını urganla çatmak, bağlamak. Hayvanın ayağını bir iple kazığa bağlamak. Kösteklenmek, ayağı takılmak.
DARCALANMAK
Ona buna çatmak: Onun adeti böyledir, sağa sola darcalanır durur.
ÇATIŞMAK
Birbirine çatmak ya da çatılmak. Kavga etmek. Karşılıklı vuruşmak. Deve ve köpek çiftleşmek. Söz, iddia veya davranış birbirini tutmamak, birbirini çelmek, mütenakız olmak.
DURTUNMAK
Olay çıkarmaya çalışmak, birisine çatmak.