Kelimeler arşivi içinde; sonunda "çatlama" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. Sonu çatlama ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında çatlama olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde çatlama olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
ÇATLAMA
ÇATLAMA
Çatlamak işi. Uygun olmayan kuruma sonucu ağacın boyu yönündeki lif ayrılması. Tohumların dağılması için meyve kabuğunun yarılması, açılma. Dalgaların sığ kıyıya geldikleri zaman dökülüp köpürmesi, çatlak.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÇATLAMA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ÇATLAYABİLMEK
Çatlama imkânı veya olasılığı bulunmak.
KIRILGANLIK
Kırılgan olma durumu. Bir eksen etrafında döndürülen veya sert bir cisimle çizilen boya filminin çatlaması veya dağılması.
ANLANMAK
Hayvanlar toprakta yatıp yuvarlanmak. Çatlamak: Anlı testi ile suya gidilmez. Buğday, arpa gibi tahıllar başak verme durumuna gelmek. Anlaşılmak, fehmolunmak, takdir olunmak.
HATIL
Ağırlığı yatay olarak dağıtmak ve duvarların düşey doğrultudaki çatlamalarını önlemek için yatay olarak boydan boya yerleştirilen ahşap, tuğla veya beton bağlama ögesi.
FÜCÜRME
Tohum çatlama.
TEPSERMEK
Kuruyup çatlamak.
ESNEKLİK
Esnek olma durumu, elastikiyet. Boya veya vernik filminin, pul pul kalkmadan ve çatlamadan boyanan yüzeyin hareketlerine uyum sağlaması.
KAPAKLAMAK
Sebze dipleri sulandıktan sonra çatlamak. Ayak bir yere takılarak yüzüstü düşmek, kapaklanmak. Çelikçomak oyununda 20 sayı elde etmek: Bir defa kapakladık.
BIÇILMAK
Sidik, soğuk su ve havanın etkisiyle deride ince ince yarıklar açılmak, çatlamak.
BIÇIKLAMAK
Korkuyla ya da ateşle (dudak) çatlamak, uçuklamak: Üç günden beri ateşimden dudaklarım bıçıklamış.
ÇATLAYIVERMEK
Çabucak veya ansızın çatlamak.
ÇITIRLANMAK
Dolaşmak, karışmak. Yarılmak, ayrılmak, çatlamak: Soğuktan elimin üstü çıtırlanmaya başladı.
FİSÜR
Anüs çıkışındaki mukozanın genellikle arka kenardan çatlaması veya yırtılması.
FİNDERE
Çatlama.
ÇATLAYIŞ
Çatlama işi.
KARDAŞLANMAK
Ekin kökünden çatlamak.
ÇATLATMAK
Çatlak duruma getirmek. Sabrını taşırmak. Çatlamasına yol açmak. Aklını kaçırmak.
AÇILMA
Açılmak işi. Bir grupta, sıraların jimnastik alıştırmaları için dağınık düzene girmesi. Bir film çekiminde karanlıkta başlayıp gittikçe aydınlanarak görüntülerin belirmesine dayanan noktalama. Çatlama.
KAPTANPAŞAKUZUSU
Dalga tepelerinin çatlamasıyla oluşan, deniz üzerinde dizi hâlinde görünen beyazlık.
ATMAK
Bir cismi bir yöne doğru fırlatmak. Örtmek. Kurşun, gülle, ok vb. şeyleri hedefe fırlatmak. Bir yerden başka bir yere taşımak. Sıkıntı dolayısıyla giyilen bir şeyi çıkarmak. Söylemek. Bir kimsenin ilişiğini kesmek. Uzatmak. Yay ve tokmakla ditmek, kabartmak. Yapılmış kötü bir işi birine yüklemek. Yırtılmak. Bilmeden, kestirerek söylemek. Yalan ya da abartmalı söz söylemek. Yapışık olduğu yerden ayrılmak. Koymak. Bir şeyi yere doğru bırakmak. Geri bırakmak, ertelemek. Kovmak, dışarıya çıkarmak, ilgisini kesip uzaklaştırmak. Terk etmek. Değerini eksiltmek. Götürmek. Çıkarmak, dışarıya vermek. Top, tüfek vb. silahları patlatmak. İçki içmek. İstenilmeyen bir şeyi kendi malı olmaktan çıkarmak. Rastgele bir kenara koymak. Kalp, nabız vurmak, çarpmak. Kullanılması gelenek hâline gelmiş bir şeyi kullanmaktan vazgeçmek. Patlayıcı maddelerle havaya uçurup yıkmak. Yazılı veya banda alınmış bir metinden bazı bölümleri çıkarmak. Göndermek, yollamak. Çatlamak. Sille, tokat vurmak.