Kelimeler arşivi içinde; başında "çatlama" olan, toplam 2 adet kelime bulunmaktadır. çatlama ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu çatlama ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde çatlama olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
ÇATLAMA
Çatlamak işi. Uygun olmayan kuruma sonucu ağacın boyu yönündeki lif ayrılması. Tohumların dağılması için meyve kabuğunun yarılması, açılma. Dalgaların sığ kıyıya geldikleri zaman dökülüp köpürmesi, çatlak.
ÇATLAMAK
Parçaları ayrılıp dağılmayacak bir biçimde yarılmak. Ses pürüzlü, bozuk çıkmak. Aşırı yemekten, içmekten, yorgunluktan, ağlamaktan ölecek duruma gelmek veya ölmek. Sıkıntı, sevinç, yalnızlık, heyecan, sabırsızlık, kıskançlık vb. ruhsal durumları aşırı derecede duymak. Bir yüzeyde kırışıklar, çizgiler oluşmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÇATLAMA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ÇATLAYIVERMEK
Çabucak veya ansızın çatlamak.
AÇILMA
Açılmak işi. Bir grupta, sıraların jimnastik alıştırmaları için dağınık düzene girmesi. Bir film çekiminde karanlıkta başlayıp gittikçe aydınlanarak görüntülerin belirmesine dayanan noktalama. Çatlama.
ÇATLATMAK
Çatlak duruma getirmek. Sabrını taşırmak. Çatlamasına yol açmak. Aklını kaçırmak.
BIÇILMAK
Sidik, soğuk su ve havanın etkisiyle deride ince ince yarıklar açılmak, çatlamak.
FİSÜR
Anüs çıkışındaki mukozanın genellikle arka kenardan çatlaması veya yırtılması.
KARDAŞLANMAK
Ekin kökünden çatlamak.
HATIL
Ağırlığı yatay olarak dağıtmak ve duvarların düşey doğrultudaki çatlamalarını önlemek için yatay olarak boydan boya yerleştirilen ahşap, tuğla veya beton bağlama ögesi.
TEPSERMEK
Kuruyup çatlamak.
ATMAK
Bir cismi bir yöne doğru fırlatmak. Örtmek. Kurşun, gülle, ok vb. şeyleri hedefe fırlatmak. Bir yerden başka bir yere taşımak. Sıkıntı dolayısıyla giyilen bir şeyi çıkarmak. Söylemek. Bir kimsenin ilişiğini kesmek. Uzatmak. Yay ve tokmakla ditmek, kabartmak. Yapılmış kötü bir işi birine yüklemek. Yırtılmak. Bilmeden, kestirerek söylemek. Yalan ya da abartmalı söz söylemek. Yapışık olduğu yerden ayrılmak. Koymak. Bir şeyi yere doğru bırakmak. Geri bırakmak, ertelemek. Kovmak, dışarıya çıkarmak, ilgisini kesip uzaklaştırmak. Terk etmek. Değerini eksiltmek. Götürmek. Çıkarmak, dışarıya vermek. Top, tüfek vb. silahları patlatmak. İçki içmek. İstenilmeyen bir şeyi kendi malı olmaktan çıkarmak. Rastgele bir kenara koymak. Kalp, nabız vurmak, çarpmak. Kullanılması gelenek hâline gelmiş bir şeyi kullanmaktan vazgeçmek. Patlayıcı maddelerle havaya uçurup yıkmak. Yazılı veya banda alınmış bir metinden bazı bölümleri çıkarmak. Göndermek, yollamak. Çatlamak. Sille, tokat vurmak.
KIRILGANLIK
Kırılgan olma durumu. Bir eksen etrafında döndürülen veya sert bir cisimle çizilen boya filminin çatlaması veya dağılması.
ESNEKLİK
Esnek olma durumu, elastikiyet. Boya veya vernik filminin, pul pul kalkmadan ve çatlamadan boyanan yüzeyin hareketlerine uyum sağlaması.
ANLANMAK
Hayvanlar toprakta yatıp yuvarlanmak. Çatlamak: Anlı testi ile suya gidilmez. Buğday, arpa gibi tahıllar başak verme durumuna gelmek. Anlaşılmak, fehmolunmak, takdir olunmak.
ÇITIRLANMAK
Dolaşmak, karışmak. Yarılmak, ayrılmak, çatlamak: Soğuktan elimin üstü çıtırlanmaya başladı.
ÇATLAYIŞ
Çatlama işi.
ÇATLAYABİLMEK
Çatlama imkânı veya olasılığı bulunmak.
FÜCÜRME
Tohum çatlama.
KAPTANPAŞAKUZUSU
Dalga tepelerinin çatlamasıyla oluşan, deniz üzerinde dizi hâlinde görünen beyazlık.
BIÇIKLAMAK
Korkuyla ya da ateşle (dudak) çatlamak, uçuklamak: Üç günden beri ateşimden dudaklarım bıçıklamış.
KAPAKLAMAK
Sebze dipleri sulandıktan sonra çatlamak. Ayak bir yere takılarak yüzüstü düşmek, kapaklanmak. Çelikçomak oyununda 20 sayı elde etmek: Bir defa kapakladık.
FİNDERE
Çatlama.