Kelimeler arşivi içinde; başında "çarpık" olan, toplam 9 adet kelime bulunmaktadır. çarpık ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu çarpık ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde çarpık olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
ÇARPIKLAŞTIRILMAK
ÇARPIKLAŞTIRILMA
ÇARPIKLAŞTIRMAK
ÇARPIKLAŞTIRMA
ÇARPIKLAŞMAK
ÇARPIKLAŞMA
ÇARPIKLIK
ÇARPIKÇA
ÇARPIK
ÇARPIK
Düzgünlüğünü yitirerek eğrilmiş, doğru karşıtı. Gerektiği gibi olmayan, düzgün olmayan. Aksi, ters, huysuz bir biçimde. Kötü.
ÇARPIKLAŞMA
Çarpıklaşmak işi.
ÇARPIKÇA
Biraz çarpık.
ÇARPIKLAŞMAK
Çarpık duruma gelmek.
ÇARPIKLIK
Çarpık olma durumu, eğrilik.
ÇARPIKLAŞTIRILMA
Çarpıklaştırılmak işi.
ÇARPIKLAŞTIRILMAK
Çarpık duruma getirilmek.
ÇARPIKLAŞTIRMA
Çarpıklaştırmak işi.
ÇARPIKLAŞTIRMAK
Çarpık duruma getirmek.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÇARPIK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
YUMRU
Yuvarlak, şişkin şey. Şişkin, kabarık, yuvarlak biçimli. Genellikle derinin içine gömülü, yuvarlak ve sert oluşum, nod. Sap, kök veya dallarda bulunan, yedek besin taşıyan şişkin madde. Eğri büğrü, çarpık, yamru yumru.
YILIK
Çarpık, eğri (ağız). Şaşı (göz).
ÇARPITMAK
Çarpık duruma getirmek. Yanlışa ve kötü duruma götürmek. Gerçek anlamından saptırmak.
ARKIRI
Düz, çamursuz yol. Çarpık, çapraz, aykırı.
ABRAŞ
Alaca benekli. Klorofil azlığından dolayı açık renkte lekeleri olan (bitki yaprağı). Cildin rengini bozup beyaz benekler ve lekeler yapan hastalık. Ters, kaba, görgüsüz (kimse). Deseni ve atkısı bozuk halı. Atın tüysüz yerlerinde görülen uyuza benzer bir hastalık. Çarpık, eğri, düzgün olmayan. Çilli, çopur yüzlü, gözleri açık renk olan (kimse).
ÇALIK
Çarpık. Yüzünde çıban veya yara yeri olan. Yan yan giden. Koyunlarda çiçek hastalığı. Çalgın. Verev kesilmiş. Adı defterden silinmiş. Doğal olmaktan uzaklaşmış, kendi renginden olmayan. Çıban yeri.
LAMELİF
Dolambaçlı. Eğri büğrü, çarpık.
YAMPİRİ
Eğri büğrü, yan yan ve çarpık giden.
BASTIBACAK
Bacakları kısa veya çarpık (kimse). Yaramaz, haylaz (çocuk).
AYRIK
Ayrılmış. Ayrık otu. Düzgün ve uygun olmayan, çarpık. Ayrı tutulan, başkalarına benzemeyen, ayrıcalı, müstesna. Kural dışı.
ANKİLUS
Eğri, bükük, çarpık, kavisli.
DOĞRU
Bir ucundan öbür ucuna kadar yönü değişmeyen, eğri ve çarpık karşıtı. Hiçbir yöne sapmadan, dosdoğru, doğruca. Yakın, yakınlarında. Yanlışsız, eksiksiz bir biçimde. Gerçek, hakikat. Yasa, yöntem ve ahlaka bağlı, dürüst, namuslu. Akla, mantığa, gerçeğe veya kurala uygun. Gerçek, yalan olmayan. Karşı yönünce. İki nokta arasındaki en kısa çizgi.
EĞRİ
Doğru veya düz olmayan, bir noktasında yön değiştiren, çarpık, münhani, doğru karşıtı. Bir olayın şiddetindeki azalış ve çoğalışları gösteren çizgi. Yatay veya düşey olmayan, bütünüyle bir yana eğilmiş bulunan, eğik, mail. Yay gibi kavislenmiş, eğmeçli, mukavves. Doğru veya düz olmayan çizgi, yüzey. Yanlış bir biçimde.
VURUK
Çarpık, çarpılmış.
BADAK
Kısa boylu, ufak yapılı, cüce, bodur, tıknaz. Paytak yürüyen, bacakları çarpık olan: Badağın biri hendeği atlayamadı. Tek husyeli hayvan, iyi burulmamış, dişisine yanaşamayan hayvan. Husye, erkeklik bezi. Orta büyüklükte manda yavrusu, yeni doğmuş manda yavrusu. Fıtık. Dermansız, takatsız, çevik olmayan. Duygusuz, vurdumduymaz. İki çocuk kardeşlik olmak için serçe parmaklarıyla tutuşma. Bir şeyi uzatmak için yapılan ek, ilâve. Yeni kurutulan üzüm arasında kalan yaş taneler. Bardak. Merdiven, merdiven basamağı. Akran, eş, denk. Çelme, güreşte bacak atma. Toprak testi, küçük testi. İyi enenmemiş, erkeklik bezi tek olan hayvan. Erkeklik bezi. Kısa boylu. Niğde ilinde, Kemerhisar bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
BAYDAH
Paytak yürüyen, bacakları çarpık olan. Bayrak.
BASDİBACAK
Paytak yürüyen, bacakları çarpık olan.
PAYTAK
Çarpık, eğri bacaklı. Satranç oyununda piyade taşı.
ÇARPILMAK
Çarpma işine konu olmak. Çarpık duruma gelmek. Bir yankesici tarafından eşyaları el çabukluğuyla çalınmak, soyulmak. Bir şeye ederinden fazla para ödemek. Aldatılmak. Çekiciliğine kapılmak, etkilenmek.
AYDAŞ
Zayıf, cılız. Bacakları çarpık. Yaşına girmemiş çocuk. Aynı ay içinde doğan çocuklar. Anormal doğan çocuk. Şaşı. Gelişmeyen, cılız bebek. Sakat, çirkin kimse.