Kelimeler arşivi içinde; başında "çalı" olan, toplam 127 adet kelime bulunmaktadır. çalı ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu çalı ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde çalı olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
ÇALIŞTIRICISIZLIK, ÇALIŞTIRILABİLMEK
ÇALIŞTIRILABİLME
ÇALIMLAYABİLMEK, ÇALIŞTIRABİLMEK, ÇALIŞTIRIVERMEK
ÇALIKUŞUGİLLER, ÇALIMLAYABİLME, ÇALIOBAAKÇAKIL, ÇALIŞTIRABİLME, ÇALIŞTIRICILIK, ÇALIŞTIRICISIZ, ÇALIŞTIRIVERME
ÇALILANDIRMAK, ÇALIŞTIRICILI, ÇALIŞTIRILMAK
ÇALILANDIRMA, ÇALINABİLMEK, ÇALINIVERMEK, ÇALIŞABİLMEK, ÇALIŞTIRILIŞ, ÇALIŞTIRILMA, ÇALIŞTIRTMAK
ÇALIBONCUĞU, ÇALIÇITLIĞI, ÇALIÇİTTİĞİ, ÇALIKÇALMAK, ÇALIKLANMAK, ÇALIKOPARAN, ÇALIMLANMAK, ÇALIMSIZLIK, ÇALINABİLME, ÇALINDIRMAK, ÇALINIVERME, ÇALIŞABİLME, ÇALIŞKANLAR, ÇALIŞKANLIK, ÇALIŞTIRICI, ÇALIŞTIRMAK, ÇALIŞTIRTMA, ÇALIŞTURMAK
ÇALIBASMAZ, ÇALICAALAN, ÇALIKAKICI, ÇALIKHASAN, ÇALIKLAMAK, ÇALIMLAMAK, ÇALIMLANIŞ, ÇALIMLANMA, ÇALIMLAYIŞ, ÇALIMLILIK, ÇALIPBİNME, ÇALIŞANLAR, ÇALIŞILMAK, ÇALIŞTIRAN, ÇALIŞTIRIŞ, ÇALIŞTIRMA, ÇALIVERMEK
ÇALIBAHÇE, ÇALIBASAN, ÇALIBURNU, ÇALIKAĞIL, ÇALIKLAMA, ÇALIMLAMA, ÇALIPALMA, ÇALIPIKLI, ÇALIPINAR, ÇALIŞIKLI, ÇALIŞILMA, ÇALIŞMACI, ÇALIVERME, ÇALIYOĞUR
ÇALIDAĞI, ÇALIDERE, ÇALIDİBİ, ÇALIDÜZÜ, ÇALIGAGA, ÇALIKAYA, ÇALIKBEY, ÇALIKLAR, ÇALIKUŞU, ÇALIKÜLÜ, ÇALIMLIK, ÇALIMSIZ, ÇALINMAK, ÇALIŞKAN, ÇALIŞLAR, ÇALIŞMAK, ÇALIŞTAY, ÇALIŞTON, ÇALITEPE, ÇALITMAK, ÇALIYAZI, ÇALIYURT
ÇALICAK, ÇALICIL, ÇALIGAÇ, ÇALIGEÇ, ÇALIKAP, ÇALIKLI, ÇALIKÖY, ÇALIKSI, ÇALILIK, ÇALIMBI, ÇALIMCI, ÇALIMLI, ÇALINIŞ, ÇALINMA, ÇALINTI, ÇALIOBA, ÇALIÖZÜ, ÇALISIZ, ÇALIŞAN, ÇALIŞIK, ÇALIŞIM, ÇALIŞLI, ÇALIŞMA
ÇALICA, ÇALICI, ÇALILI, ÇALIMI
ÇALIH, ÇALIK, ÇALIM, ÇALIN, ÇALIŞ
ÇALI
ÇALI
Böğürtlen, ahududu gibi küçük, dalları dibinden çatallanan ve sapları odunsu bitki. Olmamış meyve. Bir an, bir ara. Delikli taş. Bahçe. Keçileri kovalama ünlemi. Toprak üstü gövdelerinde sekonder kalınlaşmanın ve odunlaşmanın olduğu, boyları 1-3 m kadar olan, çok yıllık bitkiler. Kimileri bir ağaççık kadar iri olurlarsa da, genellikle bodur, gövdesiz, ancak odunsu, kimi kez dikenli, iklim ve toprak koşullarına göre bir çok türleri olan bitki takımı, bk. çalılık. Saban demirini ökçeye tutturan ağaç. (Taşpınar Aksaray Niğde). Bursa ili, Çalı nahiyesine bağlı bir bölge.
ÇALIŞTIRICISIZ
Çalıştırıcısı olmayan, antrenörsüz.
ÇALIŞTIRICILI
Çalıştırıcısı olan, antrenörlü.
ÇALIOBAAKÇAKIL
Çanakkale şehri, Evciler nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
ÇALIŞTIRIVERMEK
Çabucak çalıştırmak.
ÇALIŞTIRILABİLME
Çalıştırılabilmek işi.
ÇALIŞTIRABİLME
Çalıştırabilmek işi.
ÇALIMLAYABİLMEK
Çalımlama imkânı veya olasılığı bulunmak.
ÇALIŞTIRABİLMEK
Çalıştırma imkânı veya olasılığı bulunmak.
ÇALIŞTIRIVERME
Çalıştırıvermek işi.
ÇALIKUŞUGİLLER
(Regulidae),türleri iyi bilinir.
ÇALIŞTIRICILIK
Çalıştırıcının yaptığı iş, antrenörlük.
ÇALIMLAYABİLME
Çalımlayabilmek işi.
ÇALILANDIRMAK
Çorak bir araziyi çalı ekimi yöntemi ile yeşertmek.
ÇALIŞTIRILABİLMEK
Çalıştırılma imkânı veya olasılığı bulunmak.
ÇALIŞTIRICISIZLIK
Çalıştırıcısız olma durumu, antrenörsüzlük.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÇALI geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.
ABANMAK
Eğilerek bir şeyin, bir kimsenin üzerine kapanmak. Bir yere veya bir kimseye yaslanmak, dayanmak. Bir şeyin veya bir kimsenin üzerine çöküp çullanmak. Birine yük olarak onun sırtından geçinmeye çalışmak. Boksta karşılaşma sırasında rakibine yaslanmak. Futbolda topa olanca gücüyle vurmak.
AKOMPANYATÖR
Bir parça çalındığı zaman ses veya bir aletle ona eşlik eden kimse.
AKŞAMCI
Akşamları içki içme alışkanlığında olan kimse. Çalışmalarını daha yoğun olarak akşam saatlerinde yapan kimse.
AHUDUDU
Gülgillerden, böğürtleni andıran, çalı görünümünde, dikenli bir bitki (Rubus idaeus). Bu bitkinin duta benzeyen, kırmızı renkli, sulu ve kokulu yemişi, ağaç çileği, frambuaz.
AĞIRLAMA
Ağırlamak işi, ikram, izaz. Gelin veya güveyi karşılanırken çalınan kıvrak bir hava.
AGİTATO
Canlı ve coşkulu bir biçimde (çalınmak).
AHİLİK
Cömertlik. Kökleri eski Türk törelerine dayanan ve Anadolu'da yüksek bir gelişim gösteren esnaf, zanaatçı, çiftçi vb. bütün çalışma kollarını içine alan ocak.
ADACYO
Yavaş, ağır bir biçimde çalınan beste.
AFİ
Gösteriş, çalım, caka.
AFİLİ
Gösterişli, çalımlı.
AĞALANMAK
Ağa tavrı takınarak çalım yapmak.
AKTİF
Etkin, canlı, hareketli, çalışkan, faal. Bir ticarethanenin, ortaklığın para ile değerlendirilebilen mal ve haklarının tümü. Etkili. Çalışan, çalışmasını sürdüren. Etken.
AÇILIŞ
Açılma işi. Yeni bir yapının, yerin veya kuruluşun çalışmaya başlaması, küşat.
AİLE
Evlilik ve kan bağına dayanan, karı, koca, çocuklar, kardeşler arasındaki ilişkilerin oluşturduğu toplum içindeki en küçük birlik. Eş, karı. Aynı gaye üzerinde anlaşan ve birlikte çalışan kimselerin bütünü. Temel niteliği bir olan dil, hayvan veya bitki topluluğu, familya. Aynı soydan gelen veya aralarında akrabalık ilişkileri bulunan kimselerin tümü. Birlikte oturan hısım ve yakınların tümü.
AKADEMİCİ
Kurallara bağlı resim ve heykel çalışması yapan kişi veya sanatçı.
AJANS
Haber toplama, yayma ve üyelerine dağıtma işiyle uğraşan kuruluş. Bu iş kollarının çalıştığı büro. Radyoda haber bülteni.
AKORDİYON
Üstündeki düğmelere veya tuşlara basarak metal dilcikleri titretme yolu ile çalınan körüklü, elde taşınabilir bir çalgı, akordeon, armonika. Kumaşlarda makine ile yapılmış kırma.
AFFETTUOSO
Bir parça yumuşak ve duygulu bir biçimde çalınarak.
AÇIK
Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.