Sonu ÇALKAN ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "çalkan" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. Sonu çalkan ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında çalkan olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde çalkan olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

ÇALKAN

Suyun hızlı akan yeri. Su birikintisi.

  -   -   -  

Anlamında ÇALKAN bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ÇALKAN geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ÇALKANABİLME

Çalkanabilmek işi.

YAYKANMAK

Yıkanmak. Yıkanmak, yunmak. Çalkanmak, kımıldamak.

KÖPÜK

Sabun, deterjan vb.nin suda erimesinden oluşan beyaz kabarcık. Çalkanan, kaynatılan, mayalanan, yukarıdan dökülen sıvıların üzerinde oluşan hava kabarcıkları yığını. Yapay olarak elde edilen, yumuşak ve esnek dolgu gereci. Gaz ve buharların sıvı katmanları ile kuşatılmasından oluşan yığın. Hayvanların, bazı kez de insanların ağzında görülen salyamsı kabarcıklar. Harmanda ekin saplarını çekip dağıtmaya yarayan ucu eğri tarım aracı. Bir iktisadi varlığın cari fiyatının, gelecekte yükseleceği beklentisiyle olması gereken düzeyin çok üzerine çıkması durumu. karşılığı istikrar bozucu spekülasyon. Gaz ve buharların sıvı katmanları ile kuşatılmasından oluşan dizge. Çok küçük boyutlu gaz kabarcıklarının bir sıvı fazda dağılması ile oluşan heterojen karışım. Genellikle bir sıvı içinde, asıltı durumunda bulunan gaz kabarcıklarının oluşturdukları nesne.

KARIŞIK

Ayrı nitelikteki şeylerden oluşmuş. Düzensiz, dağınık, intizamsız. Dolu. Karışmış. Saf olmayan. Halk inancına göre cin ve perilerle ilişkisi olan. Çalkantı, kargaşa, gerginlik içinde olan. Anlaşılması güç olan, açık seçik olmayan, çapraşık.

KAYNAMAK

Bir sıvı, sıcaklığı belli bir dereceyi bulduğunda buhar durumuna geçerek fokurdamak. Mide ekşimek. Kırık, çatlak kemik veya metal parçalar eski durumunu almak, birbirine yapışmak. Yerden çıkmak. Mayalı bir şey kabarıp köpürmek. Çok miktarda bulunmak. Yiyecek, içecek pişmek, haşlanmak. Arada kaybolmak. Gerektiği gibi yapılamamak. Gizli bir iş çevirmek, için için hazırlanmak. Bir yerde huzursuzluk, tedirginlik olmak. Artmak, çoğalmak, yoğunlaşmak. Coşmak, heyecanlanmak. Çalkantı durumunda olmak, dalgalanmak. Yara kapanmak, iyileşmek.

GÖREMEZ

Yeni doğurmuş hayvanın ilk sütü. Merkep sırtındaki tulumda çalkanan çiğ sütten elde edilen yağ. Ekmekle yenen, taze sütle, ekşi sütün yoğurt kıvamındaki karışımı. Ekmeklik ve tohumluk olarak kullanılan, buğday ve arpa karışığı. Ekşimiş süde tazesi katılarak yapılan peynir gibi yiyecek.

KAYGANA

Omlet. Yumurta çalkanarak yapılmış olan bir tatlı türü.

ÇALKANIŞ

Çalkanma işi.

ÇALKANTI

Deniz ve gölde dalgalanma. Coşku. Kalbur yardımıyla ayrılan çer çöp. Çalkanmış şey. Kargaşa ve bunalımın yol açtığı düzensiz, karışık, sıkıntılı durum.

ÇALKANTILI

Çalkantısı olan. Düzensiz, karmakarışık.

ÇALPANMAK

Çalkanmak.

DÖĞENEK

Nasır. Yatağı içinde çalkanarak akan su: Çayın suyu döğenek olur da iyi yemek yedirir. Çok geçilerek çiğnenmiş, yol edilmiş yer.

HEPİLEMEK

Deniz çalkanmak, dalgalanmak.

DURULTUM

Bir aygıtın elektriksel besleme çevrimine konulan bir durultucu ile gerilim çalkantılarını kesme.

ÇALKANMA

Çalkanmak işi.

ÇALKANTISIZ

Çalkantısı olmayan.