Kelimeler arşivinde; içinde "çalkan" olan, toplam 10 tane kelime bulunuyor. İçerisinde çalkan bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu çalkan ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında çalkan olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
ÇALKANABİLMEK
ÇALKANABİLME
ÇALKANTISIZ
ÇALKANTILI
ÇALKANMAK, ÇALKANDİL
ÇALKANIŞ, ÇALKANMA, ÇALKANTI
ÇALKAN
ÇALKAN
Suyun hızlı akan yeri. Su birikintisi.
ÇALKANMAK
Çalkama işine konu olmak. Haber, söylenti herkesin ağzında dolaşmak. Deniz, göl dalgalanmak. Coşkunluk, hareketlilik içinde bulunmak.
ÇALKANTISIZ
Çalkantısı olmayan.
ÇALKANIŞ
Çalkanma işi.
ÇALKANABİLMEK
Çalkalanma imkânı veya olasılığı bulunmak.
ÇALKANMA
Çalkanmak işi.
ÇALKANTI
Deniz ve gölde dalgalanma. Coşku. Kalbur yardımıyla ayrılan çer çöp. Çalkanmış şey. Kargaşa ve bunalımın yol açtığı düzensiz, karışık, sıkıntılı durum.
ÇALKANABİLME
Çalkanabilmek işi.
ÇALKANDİL
Balıkesir şehrinde, Durak nahiyesine bağlı bir bölge.
ÇALKANTILI
Çalkantısı olan. Düzensiz, karmakarışık.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÇALKAN geçen kelimeler listesi verilmiştir.
YAYKANMAK
Yıkanmak. Yıkanmak, yunmak. Çalkanmak, kımıldamak.
KARIŞIK
Ayrı nitelikteki şeylerden oluşmuş. Düzensiz, dağınık, intizamsız. Dolu. Karışmış. Saf olmayan. Halk inancına göre cin ve perilerle ilişkisi olan. Çalkantı, kargaşa, gerginlik içinde olan. Anlaşılması güç olan, açık seçik olmayan, çapraşık.
KÖPÜK
Sabun, deterjan vb.nin suda erimesinden oluşan beyaz kabarcık. Çalkanan, kaynatılan, mayalanan, yukarıdan dökülen sıvıların üzerinde oluşan hava kabarcıkları yığını. Yapay olarak elde edilen, yumuşak ve esnek dolgu gereci. Gaz ve buharların sıvı katmanları ile kuşatılmasından oluşan yığın. Hayvanların, bazı kez de insanların ağzında görülen salyamsı kabarcıklar. Harmanda ekin saplarını çekip dağıtmaya yarayan ucu eğri tarım aracı. Bir iktisadi varlığın cari fiyatının, gelecekte yükseleceği beklentisiyle olması gereken düzeyin çok üzerine çıkması durumu. karşılığı istikrar bozucu spekülasyon. Gaz ve buharların sıvı katmanları ile kuşatılmasından oluşan dizge. Çok küçük boyutlu gaz kabarcıklarının bir sıvı fazda dağılması ile oluşan heterojen karışım. Genellikle bir sıvı içinde, asıltı durumunda bulunan gaz kabarcıklarının oluşturdukları nesne.
DURULTUM
Bir aygıtın elektriksel besleme çevrimine konulan bir durultucu ile gerilim çalkantılarını kesme.
HEPİLEMEK
Deniz çalkanmak, dalgalanmak.
DÖĞENEK
Nasır. Yatağı içinde çalkanarak akan su: Çayın suyu döğenek olur da iyi yemek yedirir. Çok geçilerek çiğnenmiş, yol edilmiş yer.
ÇALPANMAK
Çalkanmak.
GÖREMEZ
Yeni doğurmuş hayvanın ilk sütü. Merkep sırtındaki tulumda çalkanan çiğ sütten elde edilen yağ. Ekmekle yenen, taze sütle, ekşi sütün yoğurt kıvamındaki karışımı. Ekmeklik ve tohumluk olarak kullanılan, buğday ve arpa karışığı. Ekşimiş süde tazesi katılarak yapılan peynir gibi yiyecek.
KAYGANA
Omlet. Yumurta çalkanarak yapılmış olan bir tatlı türü.
KAYNAMAK
Bir sıvı, sıcaklığı belli bir dereceyi bulduğunda buhar durumuna geçerek fokurdamak. Mide ekşimek. Kırık, çatlak kemik veya metal parçalar eski durumunu almak, birbirine yapışmak. Yerden çıkmak. Mayalı bir şey kabarıp köpürmek. Çok miktarda bulunmak. Yiyecek, içecek pişmek, haşlanmak. Arada kaybolmak. Gerektiği gibi yapılamamak. Gizli bir iş çevirmek, için için hazırlanmak. Bir yerde huzursuzluk, tedirginlik olmak. Artmak, çoğalmak, yoğunlaşmak. Coşmak, heyecanlanmak. Çalkantı durumunda olmak, dalgalanmak. Yara kapanmak, iyileşmek.