Kelimeler arşivi içinde; sonunda "çalgıcı" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. Sonu çalgıcı ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında çalgıcı olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde çalgıcı olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
ÇALGICI
ÇALGICI
Çalgı çalmayı kendine meslek edinmiş kimse.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÇALGICI geçen kelimeler listesi verilmiştir.
SAZENDELİK
Çalgıcılık, saz sanatçılığı.
ŞABAŞ
Düğünde, oyundan sonra davulcunun topladığı parsa. Düğünde çalgıcı ve oyuncular için toplanan para, sevinmelik. Bahşiş (Çayağzı).
TAKSİM
Parçalara bölme, bölüştürme. Bölme. Klasik Türk müziğinde faslın başında ve ortasında çalgıcının doğaçlama yöntemiyle yaptığı müzik. İstanbul'un önemli yerlerinden biri, taksim meydanı İstanbul'un ve Türkiye'nin en meşhur meydanlarından biridir.
UDİ
Ut çalan çalgıcı, utçu.
POÇA
Dümbelek çalan kadın çalgıcı. İpek kuşak. Kalbur. Bohça. İri delikli kalbur. Çok çeşitli renkli, ipek yazma.
KERİZCİ
Çalgıcı. Hile yapan oyuncu.
KONÇERTİNA
Çalgıcı soytarı'nın kullandığı akordiyon gibi körüklü, ama biçimi altıgen ya da sekizgen olan bir çalgı.
ÇALICI
Çalgıcı, saz çalan. Sivas kenti, Doğanşar ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
KINDIMCI
Çalgıcı.
ŞABALAMAK
Çalgıcı, bahşiş almak için, dinleyicilerden birinin önüne gelip çalmak.
PASA
Ardı arkası kesilmeden, durmadan, sürekli olarak. Çardak. Ekmek pazısı konulan, uzun, göz göz tahta tabla. oyundan, güreşten, çalgı çalındıktan sonra toplanan para, bahşiş. Ara vermeden, aralıksız. Ekmek pazısı dizilen ve taşınan tahta tabla. Maden ocaklarında madenlerin arasında çıkan taş, toprak ve benzerleri yabancı nesneler. Çalgıcıların düğünlerde topladıkları para, parsa. Sürekli olarak. Ekmek yapılmak üzere hazırlanan hamur topaklarının içine dizildiği dikdörtgen biçiminde tahta araç. (Senirkent Isparta; Refahiye Erzincan; Bor Niğde). Pantalon ve ceketlere ilik yapmak için kullanılan sert iplik. (Aksaray Niğde).
APDAL
Çingene. Dilenci. Davul, zurna çalan, çalgıcı (çokça çingene). Sünnetçi. Serseri. Çingene gibi göçebe hayatı süren bir kabile. Görgüsüz. Bencil, kıskanç. Çingene, çalgıcı çingene. Alık, sersem.
TOYÇU
Davulcu, çalgıcı.
ZURNACI
Zurna çalan kimse, zurnazen. (Ortaoyunu): Ortaoyunu'nda, curcunada bütün oyuncuların kendilerine özgü ezgilerini çalan çalgıcı. Orta Oyunu'nun curcuna bölümünde, Pişekâr ile Kavuklu'nun alana ilk çıkışlarında özel besteyi çalan çalgıcı.
ÇOBA
Çalgıcıların topladığı para. Omuz. Çorba.
ÇALGICILIK
Çalgıcının yaptığı iş.
BAŞBAĞI
Sığırların boynuzuna bağlanan kısa ip. Büyük baş hayvanların başlarına bağlanan ardıçtan eğilmiş ağaç. Çalıdan yapılan çitlerin üstünü sağlamlaştırmaya yarayan uzunca değnekler. Düğünlerde gelinlere elbise giydirilirken ve başları bağlanırken yenge hanımın çalgıcılara verdiği bahşiş. Düğünlerde gelinin yakınlarının 'başına örtü bağlanmıyor' diyerek oğlan tarafından aldıkları bahşiş. Düğünlerde oğlan tarafının verdiği ziyafet. Havlu, peşkir. İhtiyar kadınların başlarına sardıkları kalın çember. Koca, zevç.