İçinde ÇALGICI geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "çalgıcı" olan, toplam 2 tane kelime bulunuyor. İçerisinde çalgıcı bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu çalgıcı ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında çalgıcı olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

ÇALGICI

Çalgı çalmayı kendine meslek edinmiş kimse.

ÇALGICILIK

Çalgıcının yaptığı iş.

  -   -   -  

Anlamında ÇALGICI bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ÇALGICI geçen kelimeler listesi verilmiştir.

KERİZCİ

Çalgıcı. Hile yapan oyuncu.

PASA

Ardı arkası kesilmeden, durmadan, sürekli olarak. Çardak. Ekmek pazısı konulan, uzun, göz göz tahta tabla. oyundan, güreşten, çalgı çalındıktan sonra toplanan para, bahşiş. Ara vermeden, aralıksız. Ekmek pazısı dizilen ve taşınan tahta tabla. Maden ocaklarında madenlerin arasında çıkan taş, toprak ve benzerleri yabancı nesneler. Çalgıcıların düğünlerde topladıkları para, parsa. Sürekli olarak. Ekmek yapılmak üzere hazırlanan hamur topaklarının içine dizildiği dikdörtgen biçiminde tahta araç. (Senirkent Isparta; Refahiye Erzincan; Bor Niğde). Pantalon ve ceketlere ilik yapmak için kullanılan sert iplik. (Aksaray Niğde).

KONÇERTİNA

Çalgıcı soytarı'nın kullandığı akordiyon gibi körüklü, ama biçimi altıgen ya da sekizgen olan bir çalgı.

KINDIMCI

Çalgıcı.

UDİ

Ut çalan çalgıcı, utçu.

BAŞBAĞI

Sığırların boynuzuna bağlanan kısa ip. Büyük baş hayvanların başlarına bağlanan ardıçtan eğilmiş ağaç. Çalıdan yapılan çitlerin üstünü sağlamlaştırmaya yarayan uzunca değnekler. Düğünlerde gelinlere elbise giydirilirken ve başları bağlanırken yenge hanımın çalgıcılara verdiği bahşiş. Düğünlerde gelinin yakınlarının 'başına örtü bağlanmıyor' diyerek oğlan tarafından aldıkları bahşiş. Düğünlerde oğlan tarafının verdiği ziyafet. Havlu, peşkir. İhtiyar kadınların başlarına sardıkları kalın çember. Koca, zevç.

ŞABAŞ

Düğünde, oyundan sonra davulcunun topladığı parsa. Düğünde çalgıcı ve oyuncular için toplanan para, sevinmelik. Bahşiş (Çayağzı).

SAZENDELİK

Çalgıcılık, saz sanatçılığı.

APDAL

Çingene. Dilenci. Davul, zurna çalan, çalgıcı (çokça çingene). Sünnetçi. Serseri. Çingene gibi göçebe hayatı süren bir kabile. Görgüsüz. Bencil, kıskanç. Çingene, çalgıcı çingene. Alık, sersem.

ŞABALAMAK

Çalgıcı, bahşiş almak için, dinleyicilerden birinin önüne gelip çalmak.

ÇOBA

Çalgıcıların topladığı para. Omuz. Çorba.

TAKSİM

Parçalara bölme, bölüştürme. Bölme. Klasik Türk müziğinde faslın başında ve ortasında çalgıcının doğaçlama yöntemiyle yaptığı müzik. İstanbul'un önemli yerlerinden biri, taksim meydanı İstanbul'un ve Türkiye'nin en meşhur meydanlarından biridir.

ÇALICI

Çalgıcı, saz çalan. Sivas kenti, Doğanşar ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

ZURNACI

Zurna çalan kimse, zurnazen. (Ortaoyunu): Ortaoyunu'nda, curcunada bütün oyuncuların kendilerine özgü ezgilerini çalan çalgıcı. Orta Oyunu'nun curcuna bölümünde, Pişekâr ile Kavuklu'nun alana ilk çıkışlarında özel besteyi çalan çalgıcı.

TOYÇU

Davulcu, çalgıcı.

POÇA

Dümbelek çalan kadın çalgıcı. İpek kuşak. Kalbur. Bohça. İri delikli kalbur. Çok çeşitli renkli, ipek yazma.