Sonu ÖĞE ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "öğe" olan, toplam 6 adet kelime bulunmaktadır. Sonu öğe ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında öğe olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde öğe olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

ÖĞE

Anne. Üvey. Bir veri kümesinin öğesi, örn.bir kütük, tutanak adı verilen belli bir sayıda öğeden oluşur, bir tutanak da başka öğelerden oluşur. Matematiksel bir dizgeyi oluşturan nesnelerden her biri (örn. Bir dizeyin yan ve dik sıralarını oluşturan her bir sayı; bir öbeği oluşturan her bir işler, vb.). Kimyasal yollarla daha yalın özdeklere bozunamayan özdek. Bir kümeyi oluşturan nesnelerin her biri. Bir halkbilim olay ya da ürününün en küçük birimi, bk. örge, anakonu, örge tümgesi, örnek. Tek türdeki atomlardan oluşan ve olağan kimyasal yöntemlerle bozunmayan özdek. Bir kümeyi ya da bir bölüğü oluşturan nesnelerden her biri. Atomsal sayısı eş olan atomların oluşturduğu özdek. Bir dalgalığı oluşturan parçalardan her biri. Bir bileşiği oluşturan daha yalın kesimlerden her birine Yerilen genel ad. Bir bileşiğin yapı taşları ya da bir örüntüyü oluşturan bileşenlerden her biri.

ISILÖĞE

Küçük akımları ölçmede, kullanılan, bir ısılçift ile ısıtıcı ince telin oluşturduğu düzen.

BÖĞE

İri ve zehirli örümcek. Geceleri ışığa gelen ağulu böcek. Bataklıkta yaşayan, zehirli bir böcek. Suyun önüne çekilen set, bent.

GÖĞE

Tavuk, horoz ve kuşların başlarında bulunan yuvarlak tüy yığını. Kaba ve hafif taş. Yirmi altı çift kürekle çekilen eski savaş gemilerinin bir türü. Altı mavna, üstü kalyon olan ve yirmi altı çift kürekle çekilen eski bir harp gemisi.

ÖZÖĞE

Bir şeyin aslı, özü.

SÖĞE

Büyük kazık. Ocağın iç yanı, odunların dayandığı duvar. Alt çene: Söğe kemiği. Palavra. Kapı ve pencerenin yerleştiği kasa, çerçeve. Gömleğin göğsü. (Yenikent Aksaray Niğde). Kürsi ayağının kol yerinden yukarıda olan parçası. Kapının üzerinde döndüğü, üst ve alt çerçevelere geçirilen mihver.

  -   -   -  

Anlamında ÖĞE bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ÖĞE geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ARINDIRIM

Merkez bankalarının, para sunumunda çeşitli nedenlerle ortaya çıkan değişmelerin ekonomideki olası enflasyonist veya deflasyonist etkilerini önlemek amacıyla yaptıkları açık piyasa işlemleri. Bir ölçme aracının değişik ölçüm boyutlarına ilişkin öğelerden ya da ölçümün çeşitli yanılgılardan ayıklanması.

MİRAÇ

Göğe çıkma.

ALTDOLAM

Bir dolamın işlemlerine kalımlı olan ve O öğesini içeren altkümesi.

ÜZERİ

Bir şeyin yukarı, göğe doğru olan yanı. Bazı tamlamalarda zaman bildiren bir söz. Vücut, beden. Artan, geriye kalan bölüm. Bir şeyin dış yüzü, yüzey.

HAVALANMAK

Temiz hava alması sağlanmak, havası değiştirilmek. Beğenilmeyen davranışlarda bulunmak. Yerinde oturamaz duruma gelmek. Bir şey hava akımıyla yer değiştirmek. Kibirli, gururlu, çalımlı davranışlarda bulunmak. Yerden ayrılıp göğe yükselmek.

AĞAN

Yeni doğurmuş bir hayvandan ilk günlerde sağılan, koyu yapışkan süt, ağız. Yerin hava yuvarına girince, sürtünmeden dolayı akkor duruma gelen ve ardından bir ışık çizgisi bırakarak geçen gök cismi, akan yıldız, ağma. Göğe doğru yükselen, yukarı çıkan. Akan yıldız, kayan yıldız.

AĞANBEGÜM

Göğe doğru yükselen, yüce hanımefendi.

ABAMA

Bir toplumun, başka bir topluma özgü halkbilim öğe, ürün ya da olaylarını benimsememesi, karşılığı uyum, ödünçleme, benimseyim.

SEMAVİ

Gökle ilgili, göğe ilişkin.

ALTKÜME

X kümesi için olduğunda olmasını gerektiren A kümesi. Bütün öğeleri belli bir kümenin öğeleri olan küme. K kümesinin, L gibi bir kümenin altküme'si olması, K nın her öğesinin L nin de öğesi olması demektir:. Bir kümeyi oluşturan bireylerin aralarındaki kısa çevrimli ilişkilerin yarattığı alt bağlaşmaların her biri.

APOKS

Eski demir aletleri döğerek düzeltme.

ÜST

Bir şeyin yukarı, göğe doğru olan yanı, üzeri, fevk, alt karşıtı. Sınıflamalarda temel olarak alınan bir tipe göre ileri derecede olan. Bir şeyin dış yüzü, yüzey. Bir şeyin görülen yanı, yüzü. Birine göre yüksek aşamada olan kimse, mafevk. Vücut, beden. Öte, arka. Giyecek, giysi. Birkaç şeyden birbirine göre yukarıda olan. Artan, geriye kalan bölüm.

UÇMAK

Kuş, kanatlı böcek vb. hareketli kanatları yardımıyla havada düşmeden durmak, havada yol almak. Sıvı, gaz ya da buhar durumuna geçmek. Gerçek hayattan uzaklaşıp düşlere dalmak. Hava yolu ile gitmek. Patlayıcı madde ile parçalanmak. Çok sevinmek. Rüzgâr veya başka bir itici güçle yerinden ayrılıp uzağa gitmek. Çok hızlı gitmek. Cennet. Dinî inanışa göre ruh ölümden sonra göğe yükselmek. Aşırılmak. Uçar gibi dalgalanmak. Yok olmak, ortadan kaybolmak. Yüksek yerden düşmek veya yuvarlanmak. Keyif verici veya uyuşturucu madde aldıktan sonra kendinden geçmek. Rengi solmak. Uçak vb. araçlar özel mekanizma ile yerden yükselmek, havada yol almak. Belirmek.

ANLAMLIK

Bir kelime ailesinde bulunan ortaklaşa anlam öğesi: Vermek, vergi, verim, veri kelimelerinde anlamlık ver-fikridir.

ALGILAŞTIRMA

Duyumsal öğeleri anlamlı yeni bir bütün olarak örgütleme ya da eski bir algıya yeni bir anlam verme.

ALTDÜZEY

Bir öğecik eksiciklerinin alt nicem durumları ya da alt erke düzeyleri.

ALTDAMGA

Bir terimin ya da öğenin sağ altına vurulan damga. Örnek. deki i damgası.

AĞANER

Göğe doğru yükselen, değerli erkek.

ADRESLEME

Özdeş türden öğelerden oluşan bir küme içerisinde belli bir öğeyi seçme olanağı sağlayan ve adres ya da erişki denilen verinin fiziksel olarak oluşturulup bu amaçla kullanılması, örn. bir bellek sözcüğünün, bir yazmacın, bir çevre biriminin adreslenmesi.

AĞANBÜKE

Göğe doğru yükselen hanım, göğe doğru yükselen güzel.