Kelimeler arşivi içinde; başında "öz" olan, toplam 650 adet kelime bulunmaktadır. öz ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu öz ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde öz olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
ÖZDEŞLEŞTİREBİLME, ÖZDEVİMLİLEŞTİRME, ÖZELLEŞTİREBİLMEK, ÖZGÜRLEŞTİREBİLME
ÖZDEVEKUŞUGİLLER, ÖZELLEŞTİREBİLME, ÖZGERÇEKLEŞTİRİM
ÖZDEŞLEŞEBİLMEK, ÖZEKSELLEŞTİRİM, ÖZEKSİZLEŞTİRİM, ÖZELLEŞTİRİLMEK, ÖZGÜRLEŞEBİLMEK, ÖZLEŞTİRMECİLİK, ÖZOFAGOSTOMOZİS
ÖZDEĞERLENDİRİ, ÖZDEŞLEŞEBİLME, ÖZDEŞLEŞTİRMEK, ÖZELLEŞTİRİLME, ÖZENDİREBİLMEK, ÖZERKLEŞTİRMEK, ÖZETLEYEBİLMEK, ÖZGÜNLEŞTİRMEK, ÖZGÜRLEŞEBİLME, ÖZGÜRLEŞTİRMEK, ÖZMENEVİŞLENME, ÖZOFAGOMYOTOMİ, ÖZORTAKDEĞİŞKE, ÖZÜMLEYEBİLMEK
ÖZBİLİNÇLİLİK, ÖZDECİKSELLİK, ÖZDEŞLEŞTİRME, ÖZDEVEKUŞLARI, ÖZEKLENDİRMEK, ÖZELLEŞTİRMEK, ÖZENDİREBİLME, ÖZERKLEŞTİRME, ÖZETLEYEBİLME, ÖZGÜNLEŞTİRME, ÖZGÜRLEŞTİRME, ÖZGÜRLÜKÇÜLÜK, ÖZKİRPİKLİLER, ÖZOFAGOMALASİ, ÖZOFAGOPLASTİ, ÖZTEZLEŞTİRME, ÖZÜMLEYEBİLME, ÖZYAŞAMÖYKÜSÜ
ÖZBENİMSEYİŞ, ÖZBEYYENİKÖY, ÖZDÖNÜŞTÜREÇ, ÖZEÇÖZÜMLEME, ÖZELLEŞTİRME, ÖZENDİRİLMEK, ÖZİLETKENLİK, ÖZİRKİLİMLİK, ÖZLENEBİLMEK, ÖZLEŞTİRMECİ, ÖZLEYEBİLMEK, ÖZNELERARASI, ÖZOFAGOGRAFİ, ÖZOFAGOSKOPİ, ÖZOFAGOSTOMİ, ÖZYÜKÜNLEŞME
ÖZDEĞERLEME, ÖZDEKLENMEK, ÖZDEMSELLİK, ÖZDENETLEME, ÖZDEŞLEŞMEK, ÖZDEŞMEZLİK, ÖZDEŞTİRMEK, ÖZDEVİNİMLİ, ÖZEKDIŞILIK, ÖZEKKAÇLAMA, ÖZENDİRİLME, ÖZENTİCİLİK, ÖZERKLEŞMEK, ÖZFİNANSMAN, ÖZFONKSİYON, ÖZGERİLİMLİ, ÖZGÜNLEŞMEK, ÖZGÜRCESİNE, ÖZGÜRLEŞMEK, ÖZGÜRLÜKSÜZ, ÖZKIZILKAYA, ÖZLENEBİLME, ÖZLEŞTİRMEK, ÖZLEYEBİLME, ÖZMEMELİLER, ÖZNELERÜSTÜ, ÖZOFAGİSMUS, ÖZOFAGOGRAM, ÖZOFAGOTOMİ, ÖZÖĞRENİMLİ, Devamını Oku »»
ÖZALTDEYİM, ÖZBAĞLANIM, ÖZBESLENEN, ÖZDEĞİŞMEZ, ÖZDEKÇİLİK, ÖZDEMLİLİK, ÖZDEŞLEMEK, ÖZDEŞLEŞME, ÖZDEŞTİRME, ÖZDEVİMSEL, ÖZELEŞTİRİ, ÖZELLEŞMEK, ÖZELLİKSİZ, ÖZENDİRMEK, ÖZENGENLİK, ÖZENSİZLİK, ÖZERKLEŞME, ÖZETLENMEK, ÖZFINDIKLI, ÖZGÜLENMEK, ÖZGÜNLEŞME, ÖZGÜRLEŞME, ÖZGÜRLÜKÇÜ, ÖZKÜÇÜLTÜM, ÖZLEŞTİRME, ÖZNELCİLİK, ÖZOFAGİTİS, ÖZOFAGUTUS, ÖZSEVERLİK, ÖZTİTREŞİM, Devamını Oku »»
ÖZAKDAMAR, ÖZALTKÜME, ÖZANLATIM, ÖZBARAKLI, ÖZBAŞOĞLU, ÖZBİLEŞEN, ÖZDEMİRCİ, ÖZDENETİM, ÖZDEŞLEME, ÖZDEVİMLİ, ÖZDEVİNİM, ÖZDÜZENCE, ÖZEKAĞACI, ÖZEKÇİLİK, ÖZEKLEMEK, ÖZEKLENİK, ÖZEKLEŞİM, ÖZELÇAĞRI, ÖZELENMEK, ÖZELLEŞME, ÖZELLİKLE, ÖZELLİKLİ, ÖZENDİRME, ÖZENGÜLÜK, ÖZENİLMEK, ÖZENLEYDİ, ÖZENLİLİK, ÖZENSİZCE, ÖZENTİSİZ, ÖZETKİTAP, Devamını Oku »»
ÖZAĞRISI, ÖZAKINCI, ÖZALDATI, ÖZALPMAN, ÖZALPSAN, ÖZANAMAL, ÖZBAYDAR, ÖZBEKKAN, ÖZBİLGİN, ÖZBİRLİK, ÖZCELLİK, ÖZDEKSEL, ÖZDENLİK, ÖZDEŞLİK, ÖZDİLLİK, ÖZDİLMAÇ, ÖZDİNÇER, ÖZDİRENÇ, ÖZDOĞMUŞ, ÖZEFAGUS, ÖZELEMEK, ÖZENİLME, ÖZENLİCE, ÖZENTİCİ, ÖZENTİLİ, ÖZERDİNÇ, ÖZERKLİK, ÖZERKMEN, ÖZETLEME, ÖZGEÇMİŞ, Devamını Oku »»
ÖZAKTUĞ, ÖZALTAN, ÖZALTAY, ÖZALTIN, ÖZALTUĞ, ÖZANLAM, ÖZARKIN, ÖZASLAN, ÖZAYDIN, ÖZAYHAN, ÖZAYTAN, ÖZBAHÇE, ÖZBAŞAK, ÖZBAYAT, ÖZBEKÇE, ÖZBEYLİ, ÖZBİÇİM, ÖZBİLEK, ÖZBİLEN, ÖZBİLGE, ÖZBİLİR, ÖZBİLİŞ, ÖZBİREY, ÖZBÖLGE, ÖZBURUN, ÖZCANAN, ÖZCANLI, ÖZCELİK, ÖZÇALTI, ÖZÇELİK, Devamını Oku »»
ÖZAKAN, ÖZAKAY, ÖZAKIN, ÖZAKMA, ÖZALAN, ÖZARDA, ÖZATAY, ÖZBAĞI, ÖZBALA, ÖZBAŞI, ÖZBATU, ÖZBEÖZ, ÖZBERK, ÖZBOĞA, ÖZBOYU, ÖZCEBE, ÖZCESİ, ÖZDENK, ÖZDERE, ÖZDERİ, ÖZDİNÇ, ÖZDOĞA, ÖZDURU, ÖZEBEK, ÖZEHET, ÖZEKAN, ÖZEKES, ÖZEKLİ, ÖZELGE, ÖZELİK, Devamını Oku »»
ÖZALP, ÖZANT, ÖZARI, ÖZARK, ÖZATA, ÖZBAĞ, ÖZBAL, ÖZBAS, ÖZBAŞ, ÖZBAY, ÖZBEK, ÖZBEL, ÖZBEN, ÖZBEY, ÖZBİL, ÖZBİR, ÖZCAN, ÖZCEL, ÖZCÜM, ÖZÇAM, ÖZÇIN, ÖZDAĞ, ÖZDAL, ÖZDEK, ÖZDEL, ÖZDEM, ÖZDEN, ÖZDEŞ, ÖZDİL, ÖZEBE, Devamını Oku »»
ÖZAK, ÖZAL, ÖZAN, ÖZAY, ÖZBA, ÖZBE, ÖZCE, ÖZEK, ÖZEL, ÖZEN, ÖZER, ÖZET, ÖZGE, ÖZGI, ÖZGÜ, ÖZİL, ÖZİŞ, ÖZKE, ÖZLÜ, ÖZNE, ÖZOK, ÖZOL, ÖZÖN, ÖZSU, ÖZSÜ, ÖZTE, ÖZÜK, ÖZÜM, ÖZÜN, ÖZÜR, Devamını Oku »»
ÖZE, ÖZİ, ÖZÜ
ÖZ
ÖZ
Bir kimsenin benliği, kendi manevi varlığı, iç, nefis, derun, varoluş karşıtı. Bitkilerin kök, gövde ve dallarının boydan boya ortasında bulunan, hafif, gevrek ve çoğu yumuşak bölüm. "Kendine, kendi kendini" anlamlarında birleşik kelimeler türeten bir söz. Bir şeyin temel ögesi, künh, zübde. Kan bağı ile bağlı olan, üvey olmayan. İçine, arılığını, saflığını bozacak hiçbir şey karışmamış olan, saf, arı. Bir şeyin en kuvvetli veya kıvamlı bölümü, hülasa, zübde, ekstre. Dere, çay. Sulak, verimli yer. Çıbanların içinde ölmüş dokudan oluşan irinle birlikte çıkan parça. Kendi, zat.
ÖZELLEŞTİREBİLMEK
Özelleştirme imkânı veya olasılığı bulunmak.
ÖZEKSİZLEŞTİRİM
Nüfusun, işleyim ve tecim, etlkinliklerinin, ekin kuruluşlarının, yığılmış bulundukları özeğin dışında yerleşmelerini amaçlayan ve bunu özendiren dizgeli yönelti. bk. işleyimsel özeksizleştirim. Kişilerin, bir kentin özeğinden çevresindeki kesimlere ya da yörekentlere göçüp yerleşmeleri.
ÖZELLEŞTİREBİLME
Özelleştirebilmek işi.
ÖZDEĞERLENDİRİ
Bir kimsenin, türlü öğrenme alanlarındaki ilerleyişini ya da başarısını belli amaçlara göre kendi kendine ölçüp değerlendirmesi.
ÖZDEVEKUŞUGİLLER
(Struthionidae),iyi bilinen türüdür.
ÖZDEVİMLİLEŞTİRME
Bir yordam, süreç ya da donanımı özdevimli kılmayı amaçlayan dönüştürme.
ÖZEKSELLEŞTİRİM
Bir ülkede nüfusun, ekonomik ve toplumsal etkinliklerin, ekin kuruluşlarının tek bir özekte toplanma eğiliminin yaratılması ve güçlendirilmesi yönünde benimsenen dizgeli yönelti.
ÖZOFAGOSTOMOZİS
Nodüler solucan hastalığı.
ÖZDEŞLEŞEBİLMEK
Özdeşleşme imkânı veya olasılığı bulunmak.
ÖZGÜRLEŞTİREBİLME
Özgürleştirebilmek durumu.
ÖZGERÇEKLEŞTİRİM
Kişiliğin bütün yönlerinin dengeli ve uyumlu biçimde gelişmesi.
ÖZLEŞTİRMECİLİK
Bir dili yabancı ögelerden arıtarak arı, katışıksız bir duruma getirmeyi ve kendi imkânlarıyla geliştirmeyi amaçlayan çalışma, tasfiyecilik, pürizm.
ÖZGÜRLEŞEBİLMEK
Özgürleşme imkânı veya olasılığı bulunmak.
ÖZELLEŞTİRİLMEK
Özelleştirme işi yapılmak.
ÖZDEŞLEŞTİREBİLME
Özdeşleştirebilmek işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÖZ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ABLA
Bir kimsenin kendisinden büyük olan kız kardeşi. Erkeklerin kız veya kadınlara seslenirken söyledikleri söz. Büyük kız kardeş gibi saygı ve sevgi gösterilen kız veya kadın. Genelev veya randevuevi işletmecisi kadın, çaça, mama (II).
ACABA
Şüphe, kuşku. (a'caba:) Merak, kararsızlık veya kuşku anlatan bir söz, acep.
AÇIKGÖZLÜLÜK
Açıkgöz olanın durumu. Açıkgöze yakışacak davranış.
ABLATYA
Uzunluğu 150, genişliği 4-10 kulaç olan, geniş gözlü bir balık ağı türü.
ACAYİP
Sağduyuya, göreneğe, olağana aykırı, garip, tuhaf, yadırganan, yabansı. Şaşma anlatan bir söz.
ABAJUR
Işığı bir yere toplamak, doğrudan doğruya gözlere vurmasını önlemek için kullanılan, kâğıt, kumaş, maden veya renkli camdan yapılmış lamba siperi. Genellikle üzeri siperli masa lambası veya ayaklı lamba.
AÇIKGÖZLÜK
Açıkgözlülük.
AÇGÖZ
Açgözlü.
ABBAS
"Yola çıkacak veya ölümü yaklaşan kimse" anlamlarındaki Abbas yolcu deyiminde geçen bir söz.
ABULLABUT
Kaba saba ve anlayışsız (kimse). Biçimsiz ve kötü giyinen, giyimine özen göstermeyen (kimse).
ABRAKADABRA
Eski çağlarda bazı hastalıklara iyi geldiğine inanılan büyülü söz. Sihirbazların sıkça kullandığı büyü sözü.
AÇIKGÖZ
Uyanık davranarak çıkar sağlayan, imkânlardan kurnazca yararlanmasını bilen, cingöz, uyanık, kurnaz (kimse).
AÇGÖZLÜ
Mala, yiyeceğe ve içeceğe doymak bilmeyen, açgöz, gözü aç, doymaz, gözü doymaz, tamahkâr, haris, hırslı, tokgözlü karşıtı.
ABRAŞ
Alaca benekli. Klorofil azlığından dolayı açık renkte lekeleri olan (bitki yaprağı). Cildin rengini bozup beyaz benekler ve lekeler yapan hastalık. Ters, kaba, görgüsüz (kimse). Deseni ve atkısı bozuk halı. Atın tüysüz yerlerinde görülen uyuza benzer bir hastalık. Çarpık, eğri, düzgün olmayan. Çilli, çopur yüzlü, gözleri açık renk olan (kimse).
AÇGÖZLÜLÜK
Açgözlü olma durumu, doymazlık, gözü doymazlık, harislik, tamahkârlık, tamah.
ABU
Şaşma ve korku bildiren bir söz.
AÇ
Yemek yemesi gereken, tok karşıtı. Karnı doymamış olarak. Yiyecek bulamayan. Çok istekli, hevesli. Gözü doymaz, haris.
ACI
Bazı maddelerin dilde bıraktığı yakıcı duyu, tatlı karşıtı. Kırıcı, üzücü, incitici, dokunaklı, kötü. Herhangi bir dış etken dolayısıyla duyulan rahatsızlık, ızdırap. Keskin, şiddetli. Çarpıcı, göz alıcı (renk). Tadı bu nitelikte olan. Ölüm, yangın, deprem vb. olayların yarattığı üzüntü, keder, elem.
ABONE
Süreli yayınları, parasını önceden ödeyerek alma işi. Bir şeyi sürekli olarak kullanmak için hizmeti verenle sözleşme yapan kimse, sürdürümcü. Bir yere gitmeyi alışkanlık hâline getiren (kimse).
ACENTE
Bir kuruluşun yaptığı işi onun adına kazanç karşılığında yürüten daha küçük kuruluş. Bu kuruluşun veya şubelerinin başında bulunan kimse. Bir kuruluşa bağlı olmaksızın sözleşmeye dayanarak belirli bir yer ve bölge içinde sürekli olarak ticarethane veya işletmeyi ilgilendiren işlerde aracılık eden, bunları o işletme adına yapan kimse. Banka şubesi. Vapur ortaklığı.