Kelimeler arşivi içinde; sonunda "zotu" olan, toplam 8 adet kelime bulunmaktadır. Sonu zotu ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında zotu olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde zotu olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
SERKİZOTU
SEMİZOTU, SAKIZOTU
AĞIZOTU, UYUZOTU
GAZOTU, LAZOTU
ZOTU
ZOTU
İriyarı, kalın, kaba.
SERKİZOTU
Mor çiçekli bir çeşit ot.
LAZOTU
Mısır.
SEMİZOTU
Semizotugillerden, etli ve mayhoş yaprakları sebze olarak yenilen otsu bir bitki, semizot (Portulaca oleracea).
SAKIZOTU
Büyük ve tüylü yapraklı, kökünden sakız alınan bir bitki.
UYUZOTU
Eski hekimlikte uyuza karşı kullanılan ve yurdumuzda sıkça rastlanan çiçekli bitki; şeytanotu, keçiotu, kumotu.
GAZOTU
Baldıran otu.
AĞIZOTU
Topları ateşlemek için falyaya konulan ve barutun patlamasına sebep olan madde.
Bu bölümde tanımı içerisinde ZOTU geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ÇEMİLLE
Semizotu.
YEMLEME
Yemlemek işi. Bir kimseyi elde edecek, kandıracak biçimde davranma. Tuzağa ya da oltaya takılan yem. Ağızotu.
CİMİLLE
Semizotu.
BARANA
Fasulye sırığı ve üzüm çubuklarını dayamaya yarayan çatal ağaç, kazık. İnce döşeme. Demir tırmık. Baklava biçimi mayın. Deve hamudunun ön ve arka kısmı (semercilikte). Lop yumurtanın üzerine sarımsaklı yoğurt dökülerek yapılan bir yemek. Salata, ot yemeği. Ispanak, semizotu gibi sebzelerin pirinçle pişirilen yemeği. Kuru üzüm, nohut ve boyun eti ile yapılan yemek (kuru üzüm üzerine ayva da konulur). Grup, takım, kafile, kalabalık, göç, küçük kervan, aile fertleri. Toplantı, parti, fırka, dernek. Bahçe duvarı, çit, avlu duvarları üzerine konulan çalı çırpı, harçsız yapılan duvar, tarla sınırı, tarlaların alt yanına çekilen taş set, siper. Topluluk. Büyük demir tırmık.
CİMİLE
Tütünün alt yaprağı. Semizotu.
GİLİK
Deve, keçi, koyun ve benzerleri Hayvanların pisliği. Çam, meşe, ardıç ve benzerleri ağaçların meyveleri. Dikenli ardıç. Tarlalarda çitlerin tutturulduğu bir çeşit orman ağacı. Çekirdek. Semizotu. Saçta pişirilen küçük ekmek, çörek. Ufak halka biçiminde simit. Kesme şekeri. Çatı arasında meydana gelen örümcek ağı. Kılık. Küçük. Haşhaştan alınan ham afyon topakları. Yumruk kadar (yağ için): Bir gilik yağ yedim. Halka: Al sana gilik şeker vereyim. Bulgurdan yapılan etli köfte çöreği. Yufka ekmeğin üstüne yağ sürülerek sac üstünde pişirilen katmer. Mayalanmış hamurdan yapılan sac ekmeği. Çekirdek: Zeytin giliği. Pelit tohumu. Küçük ekmek.
AMONYAKLAŞTIRMA
Azot içeren organik birleşiklerden azotun amonyum iyonu hâlinde ayrılması olayı, amonifikasyon.
CİBİLLE
Semizotu.
AKPAS
Lahana, turp, şalgam, karnabahar vb. bitkilerin kök dışındaki bütün bölgelerine yerleşebilen, özellikle semizotugillerde karşılaşılan yosunumsu mantar (Albugo candida).
AZOTLAMA
Azotlamak işi. Azotlu besin almayan bitki veya hayvanların dokularındaki serbest azotu belirleme.
BALDIRIKIZ
Semizotu.
AZOTÖLÇER
Bir organik maddede bulunan azotun gaz hacmini ayarlamaya yarayan aygıt, azotometre.
AZOBACTER
Azobacteriaceae ailesinde olan ve atmosferik azotu kullanan bakteri grubu.
EREKLEME
Yabani semizotu.
ÇEMİLLİ
Semizotu.
YEM
Hayvan yiyeceği. Birini aldatabilmek için hazırlanmış düzen, kullanılan kimse veya şey. Rüşvet. Kumarda ütülecek kimseye oyunun başında bilinçli olarak kazandırılan para. Kuş ve balık tutmak için tuzağa bırakılan, oltaya takılan yiyecek veya yiyecek görüntüsündeki nesne. Ağızotu.
BARANI
Fasulye sırığı ve üzüm çubuklarını dayamaya yarayan çatal ağaç, kazık. Ispanak, semizotu gibi sebzelerin pirinçle pişirilen yemeği. Bahçe duvarı, çit, avlu duvarları üzerine konulan çalı çırpı, harçsız yapılan duvar, tarla sınırı, tarlaların alt yanına çekilen taş set, siper.
FALYA
Topları ateşlemek için ağızotunun konulduğu delik. Altına etme.
BADANAK
Husye, erkeklik bezi. Semizotuna benzer bir çeşit ot.
YEMLEMEK
Hayvana yem vermek, beslemek. Toplara ağızotu koymak. Yem takmak. Bir kimseyi kandıracak biçimde davranmak.