ZOR ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "zor" olan, toplam 76 adet kelime bulunmaktadır. zor ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu zor ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde zor olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

13 harfli kelimeler

ZORLAYABİLMEK

12 harfli kelimeler

ZORLAŞTIRMAK, ZORLAYABİLME, ZORLAYICILIK

11 harfli kelimeler

ZORLANIMLIK, ZORLAŞTIRMA

10 harfli kelimeler

ZORUZORUNA, ZORLAMASIZ, ZORUMSUMAK, ZORUNLULUK

9 harfli kelimeler

ZORLIGLAN, ZORSINMAH, ZORLAYICI, ZORSUNMAK, ZORTLAMAK, ZORLATMAK, ZORTLAMAZ, ZORLAŞMAK, ZORLANMAK, ZORZORUNA, ZORLAALIM, ZORKUNLUK, ZORAKİYAN, ZORKLAMAK

8 harfli kelimeler

ZORUNLUK, ZORLAYIŞ, ZORLUKLA, ZORBALIK, ZORBATIR, ZORPADAK, ZORUNMAH, ZORPADAN, ZORLAŞMA, ZORRAMAH, ZORLANMA, ZORLANIŞ, ZORSUNMA, ZORLANIM, ZORKLAMA, ZORLAMAK, ZORALMAK

7 harfli kelimeler

ZORAZOR, ZOROBİR, ZORUNAN, ZORTLAK, ZORUNLU, ZORBACA, ZORLAMA, ZORABAT, ZORBANA, ZORGULU, ZORURAK

6 harfli kelimeler

ZORKUÇ, ZORAKİ, ZORLAK, ZORATA, ZORLAR, ZORBEY, ZORBAZ, ZORNUK, ZORNAN, ZORNAK, ZORLUK

5 harfli kelimeler

ZORUN, ZORLA, ZORUK, ZORAL, ZORLU, ZORLO, ZORBA, ZORCA, ZORGU

4 harfli kelimeler

ZORT, ZORO, ZORK

3 harfli kelimeler

ZOR

Bazı kelimelerin anlamları

ZOR

Sıkıntı veya güçlükle yapılan, kolay karşıtı. Yüküm, mecburiyet. Sıkıntı, güçlük, rahatsızlık. "Yapamazsın" anlamında kullanılan bir söz. Güçlükle. Baskı.

ZORUMSUMAK

Zor saymak, zoruna gitmek.

ZORLAYABİLME

Zorlayabilmek işi.

ZORSINMAH

Güç gelmek, isteksiz yapmak.

ZORLAYICILIK

Zorlayıcı olma durumu.

ZORLAYICI

Zorlayan, mücbir.

ZORSUNMAK

Yüksünmek, yapacağı işi ağır bir yük veya angarya olarak kabul etmek.

ZORLANIMLIK

Uygunsuz olmasına karşın belirli bir davranışı yinelemek ve önleme gücünü gösterememe.

ZORLAŞTIRMA

Zorlaştırmak işi.

ZORUNLULUK

Olması gerekme, olduğundan başka olmama, zorunlu olma, mecburluk, mecburiyet, mecburilik, zaruret, ıztırar, zorunluk, zarurilik.

ZORUZORUNA

Binbir güçlükle.

ZORLAYABİLMEK

Zorlamaya gücü yetmek.

ZORTLAMAK

Yersiz konuşmak, davranmak. Birdenbire sıçramak. Öfkeyle ayağa kalkmak. Batırmak. Yapamadığı işleri yaparmış gibi övünmek, abartmak.

ZORLAŞTIRMAK

Zor duruma getirmek, güçleştirmek.

ZORLIGLAN

Zorlukla, zor şekilde.

ZORLAMASIZ

Kolay, içten.

  -   -   -  

Anlamında ZOR bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ZOR geçen kelimeler listesi verilmiştir.

BOYUNDURUK

Çift süren veya arabaya koşulan hayvanların birlikte yürümelerini sağlamak için boyunlarına geçirilen bir tür ağaç çember. Zulüm ve zorbalık baskısı, esaret. Güreşte hasmın başını koltuk altına alıp boynuna kol dolama oyunu. Kapı veya pencere vb. açıklıkların üzerine konulan ağaç, taş veya beton kiriş, lento. Mengenenin üst yanındaki kemer biçimli bölüm.

ARANMAK

Arama işine konu olmak. Kendi kendine bir şeyler aramak. İsteklisi bulunmak. Olumsuz, kötü davranışlarda bulunarak zor duruma düşmek. Eksikliği duyulmak. Şart koşulmak. Kendisine eş ya da sevgili aramak.

ASMAK

Bir şeyi aşağıya sarkacak bir biçimde bir yere iliştirip sarkıtmak. Gitmek zorunda olunan bir yere özürsüz gitmemek. Görevi olan bir işi özürsüz yapmamak. Bir kimseyi boğazından ip vb. geçirip sallandırarak öldürmek, idam etmek. Üzerine takınmak, kuşanmak.

AKILCILIK

Akla dayanan, doğruluğun ölçütünü duyularda değil, düşünmede ve tümdengelimli çıkarmalarda bulan öğretilerin genel adı, usçuluk, akliye, rasyonalizm, deneycilik karşıtı. Akla ve akıl yolu ile varılan yargıya inanma, akla aykırı veya akıl dışı hiçbir şeyi tanımama davranışı ve tutumu, akliye, rasyonalizm. Bilginin evrensellik ve zorunluluğunun deneyden ve deneye dayanan genellemeden değil, yalnızca akıldan çıkartılabileceğini savunan öğreti, rasyonalizm.

ALİ

Yüce, yüksek. "Kurnazca ve haince düzen" anlamında Ali Cengiz oyunu, "çok zorba" anlamında Ali kıran baş kesen, "bir kimse birinden aldığını ötekine, ötekinden aldığını bir başkasına vererek işini yürütmek" anlamında Ali'nin külahını Veli'ye, Veli'nin külahını Ali'ye giydirmek deyimlerinde geçen bir söz.

AHLAK

Bir toplum içinde kişilerin uymak zorunda oldukları davranış biçimleri ve kuralları, aktöre, sağtöre. Huylar.

BAÇ

Osmanlı Devleti'nde gümrük vergisi. Zorla alınan para, haraç.

AYAKLANMAK

Çocuk yürümeye başlamak. Hasta iyileşip yürüyebilir duruma gelmek. Ayağa kalkıp gitmeye davranmak. Toplu bir biçimde zor ve şiddet kullanarak devlet güçlerine karşı gelmek, başkaldırmak, isyan etmek. Uyanmak, uyanıp kalkmak.

AÇMAZ

Satranç oyununda şahı koruyan taşlardan birinin yerinden oynatılamaması durumu. Tuluatta karşısındakine bir nükte veya tekerleme söyleme kolaylığını veren söz. İçinden zor çıkılır durum.

ANGARYA

Bir kimseye veya bir topluluğa zorla, ücret vermeden yaptırılan iş, yüklenti. Kölelik düzeninde köylünün derebeyine yaptığı zorunlu ücretsiz hizmet. Usandırıcı, bıktırıcı, zorla yapılmış olan iş. Savaş durumundaki bir devletin, kendi sularındaki yabancı bir devletin ticaret gemilerine el koyarak bunlardan yararlanması. Olağanüstü durumlarda veya sıkıyönetimde devletin vatandaşlara ait taşıtlara el koyması. Bir kişiye görevi dışında yaptırılan iş.

BELALI

Yoran, üzen, can sıkan. Kavgacı, şirret. Yolsuz kadının zorba dostu.

AKABE

Tehlikeli, sarp ve zor geçit.

BAĞLAYICI

Bağlama niteliği olan. Kuruduğu zaman yüzeyde film oluşturan, pigment ve dolgu maddelerini bir arada tutan, boyanın uçucu olmayan bölümü. Bağlamaya ve birleştirmeye yarayan: "Ve" bağlayıcı bir edattır. Uyulması zorunlu.

BURKULMAK

Burkma işine konu olmak. Üzüntü duymak. Kol, parmak vb. birdenbire kendi eklemi üzerinde dönmek, bir zorlanma sonucunda incinmek.

BASKIN

Suç işlediği veya suçluların bulunduğu sanılan bir yere ansızın girme. Benzerleri arasında güç ve önem bakımından başta gelen, başat, hâkim, dominant. Sertlik, zorluk bakımından üstün. Su basması, sel. Ansızın çıkagelme. Kısa süreli, beklenmedik saldırı.

BAĞLAMAK

Bir şeyi bir yere veya bir şeye tutturmak. Birinde bir şeye karşı ilgi, istek uyandırarak o şeye ilgi, yakınlık duymasını sağlamak. Düğümlemek. Uyulması zorunlu olmak. Eklemek, bir araya getirmek, birleştirmek. Başka bir işle uğraşamaz durumda olmak. Anlaşma yapmak. Sona erdirmek, bitirmek, tamamlamak. Gönlünü kazanmak. Geçişi engellemek. Büyü, muska vb.nin aracılığıyla birinin birtakım isteklerini veya yetkinliğini engellemek, yok etmek. Birini söz veya yazı ile bağlamak, taahhüt etmek, angaje etmek. Yaraya ilaç koyup bezle sarmak. Bütün ilgisini bir yerde yoğunlaştırmak. Denk yapmak, paket yapmak.

BUYRUK

Belirli bir davranışta bulunmaya zorlayıcı söz, buyuru, emir, ferman. Egemenlik.

BASKI

Bir eserin basılış biçimi veya durumu. Bası sayısı. Belirli ruhsal etkinlik ve süreçleri, kişinin isteği dışında bilinçaltına itmesi veya bu itilenlerin bilince çıkmasını önleme durumu. Giysinin içine kıvrılıp dikilen kenarı. Bir maddeyi sıkıp ezen alet, pres. Top oyunlarında karşı takım oyuncusunun hareketini ve sonuç almasını engellemek amacıyla uygulanan yakın savunma durumu, pres. Bir eserin tekrarlanarak yapılmış olan baskı işlemlerinden her biri, edisyon. Hak ve özgürlükleri kısıtlayarak zor altında bulundurma durumu, tahakküm.

AĞIRLAŞMAK

Ağır duruma gelmek. Sıkıcı ve bunaltıcı bir durum almak. Güçleşmek, zorlaşmak. Gökyüzü bulutlu ve karanlık, iç karartıcı bir hâl almak. Ağırbaşlı olmak. Yavaşlamak. Yiyecek bozulmaya yüz tutmak. Gebe kadın doğurması yaklaşmak. Hasta tehlikeli duruma gelmek, fenalaşmak. Organ görevini yapamaz duruma gelmek.

BOĞUNTU

Zor soluk alma. Sıkıntı. Bir şeyi değerinden çok yükseğe satma işi, vurgunculuk, ihtikâr.