Kelimeler arşivinde; içinde "zor" olan, toplam 102 tane kelime bulunuyor. İçerisinde zor bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu zor ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında zor olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
VAZORELAKSASYON
HEMADZORPSİYON, ÖZORTAKDEĞİŞKE
DİNOZORLAŞMAK, ZORLAYABİLMEK
DİNOZORLAŞMA, ZORLAYICILIK, İHTİYOZORLAR, MYZORHYNCHUS, ZORLAŞTIRMAK, ZORLAYABİLME
ZORLAŞTIRMA, MEZORİDAZİN, PTEROZORLAR, REZORPSİYON, REZORSİNİZM, ZAVRATIZORT, ZORLANIMLIK
DİNOZORLAR, ZORLAMASIZ, ZORUNLULUK, MEZOREKTUM, MEZORKİYUM, MİZORİNKUS, REZORSİNOL, ZORUMSUMAK, ZORUZORUNA
ZORLAYICI, ZORSUNMAK, ZORAKİYAN, ZORKLAMAK, ZORKUNLUK, ZORLAALIM, ZORLANMAK, ZORLAŞMAK, ZORLATMAK, ZORLIGLAN, ZORSINMAH, ZORTLAMAK, ZORTLAMAZ, ZORZORUNA
METAZORİ, ZORBALIK, ZORLAMAK, ZORLANMA, ZORLAŞMA, ZORLAYIŞ, ZORSUNMA, ZORUNLUK, DÜZORMAN, ZORALMAK, ZORBATIR, ZORKLAMA, ZORLANIM, ZORLANIŞ, ZORLUKLA, ZORPADAK, ZORPADAN, ZORRAMAH, ZORUNMAH
ZORBACA, ZORGULU, ZORLAMA, ZORUNLU, DİNOZOR, ZAMZORT, ZİMZORT, ZORABAT, ZORAZOR, ZORBANA, ZOROBİR, ZORTLAK, ZORUNAN, ZORURAK
ZORAKİ, ZORLUK, TENZOR, ZİRZOR, ZORATA, ZORBAZ, ZORBEY, ZORKUÇ, ZORLAK, ZORLAR, ZORNAK, ZORNAN, ZORNUK
ZORBA, ZORCA, ZORGU, ZORLA, ZORLU, ZORAL, ZORLO, ZORUK, ZORUN
AZOR, OZOR, ZORK, ZORO, ZORT
ZOR
ZOR
Sıkıntı veya güçlükle yapılan, kolay karşıtı. Yüküm, mecburiyet. Sıkıntı, güçlük, rahatsızlık. "Yapamazsın" anlamında kullanılan bir söz. Güçlükle. Baskı.
DİNOZORLAŞMAK
Dinozor gibi davranmak. Gelişmelere ayak uyduramamak, çağın gerisinde kalmak veya mevcut durum ve düzeni koruyup herhangi bir köklü değişiklik yapmamak.
VAZORELAKSASYON
Damar basıncının azalması.
MEZORİDAZİN
Piperedinli fenotiyazin grubu bir ilaç.
İHTİYOZORLAR
Sürüngenlerden (Reptilia), İkinci Jeoloji Devri'nde yaşamış ve soyu tükenmiş, balığa benzer vücutlu ve denizde yaşayan tipleri içine alan bir takım. En büyük cinsi 10 m kadar olan Ichthyosaurus'dur. (İchtyosauria), Sürüngenlerin (Reptilia) ikinci jeoloji devresinde yaşamış ve soyu tükenmiş olan, balığa benzer vücutlu ve denizde yaşayan tipleri içine alan bir takımı. En büyük cinsi olan ichthyosaurus 10 m boyunda idi.
REZORPSİYON
Emilme.
ZORLAYABİLME
Zorlayabilmek işi.
DİNOZORLAŞMA
Dinozorlaşmak işi.
ZORLAŞTIRMA
Zorlaştırmak işi.
ÖZORTAKDEĞİŞKE
(bağlanım çözümlemesi) Aralarında özilişki bulunan değişken öğeleri arasındaki ortakdeğişke.
ZORLAŞTIRMAK
Zor duruma getirmek, güçleştirmek.
MYZORHYNCHUS
Anopheles cins altında bulunan birçok türü Asya ve Afrika'da sıtma etkenlerine vektörlük yapan sivirisinekler.
ZORLAYICILIK
Zorlayıcı olma durumu.
ZORLAYABİLMEK
Zorlamaya gücü yetmek.
PTEROZORLAR
Sürüngenlerin, ikinci Jeoloji Devri'nde yaşamış ve soyu tükenmiş olan türlerini içine alan bir takımı. En iyi bilinen cinsi Pterodactylus'dur. (Pterosauria), Sürüngenlerin, ikinci jeoloji devrinde yaşamış ve soyu tükenmiş olan türleri içine yarak alan bir takımı. Tüysüz idiler. Koldan başla vücudun yanı boyunca uzanan bir zar kanadı desteklemekle görevli idi. En iyi bilinen cinsi Pterodactylus'dur.
HEMADZORPSİYON
Eritrositlerin başka hücrelerin yüzeyine yapışması, tutunması. Alyuvarların başka hücrelerin yüzeyine yapışması, tutunması.
Bu bölümde tanımı içerisinde ZOR geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ARANMAK
Arama işine konu olmak. Kendi kendine bir şeyler aramak. İsteklisi bulunmak. Olumsuz, kötü davranışlarda bulunarak zor duruma düşmek. Eksikliği duyulmak. Şart koşulmak. Kendisine eş ya da sevgili aramak.
BELALI
Yoran, üzen, can sıkan. Kavgacı, şirret. Yolsuz kadının zorba dostu.
AKABE
Tehlikeli, sarp ve zor geçit.
ANGARYA
Bir kimseye veya bir topluluğa zorla, ücret vermeden yaptırılan iş, yüklenti. Kölelik düzeninde köylünün derebeyine yaptığı zorunlu ücretsiz hizmet. Usandırıcı, bıktırıcı, zorla yapılmış olan iş. Savaş durumundaki bir devletin, kendi sularındaki yabancı bir devletin ticaret gemilerine el koyarak bunlardan yararlanması. Olağanüstü durumlarda veya sıkıyönetimde devletin vatandaşlara ait taşıtlara el koyması. Bir kişiye görevi dışında yaptırılan iş.
BOĞUNTU
Zor soluk alma. Sıkıntı. Bir şeyi değerinden çok yükseğe satma işi, vurgunculuk, ihtikâr.
AHLAK
Bir toplum içinde kişilerin uymak zorunda oldukları davranış biçimleri ve kuralları, aktöre, sağtöre. Huylar.
AYAKLANMAK
Çocuk yürümeye başlamak. Hasta iyileşip yürüyebilir duruma gelmek. Ayağa kalkıp gitmeye davranmak. Toplu bir biçimde zor ve şiddet kullanarak devlet güçlerine karşı gelmek, başkaldırmak, isyan etmek. Uyanmak, uyanıp kalkmak.
BAÇ
Osmanlı Devleti'nde gümrük vergisi. Zorla alınan para, haraç.
ASMAK
Bir şeyi aşağıya sarkacak bir biçimde bir yere iliştirip sarkıtmak. Gitmek zorunda olunan bir yere özürsüz gitmemek. Görevi olan bir işi özürsüz yapmamak. Bir kimseyi boğazından ip vb. geçirip sallandırarak öldürmek, idam etmek. Üzerine takınmak, kuşanmak.
AÇMAZ
Satranç oyununda şahı koruyan taşlardan birinin yerinden oynatılamaması durumu. Tuluatta karşısındakine bir nükte veya tekerleme söyleme kolaylığını veren söz. İçinden zor çıkılır durum.
BASKI
Bir eserin basılış biçimi veya durumu. Bası sayısı. Belirli ruhsal etkinlik ve süreçleri, kişinin isteği dışında bilinçaltına itmesi veya bu itilenlerin bilince çıkmasını önleme durumu. Giysinin içine kıvrılıp dikilen kenarı. Bir maddeyi sıkıp ezen alet, pres. Top oyunlarında karşı takım oyuncusunun hareketini ve sonuç almasını engellemek amacıyla uygulanan yakın savunma durumu, pres. Bir eserin tekrarlanarak yapılmış olan baskı işlemlerinden her biri, edisyon. Hak ve özgürlükleri kısıtlayarak zor altında bulundurma durumu, tahakküm.
BURKULMAK
Burkma işine konu olmak. Üzüntü duymak. Kol, parmak vb. birdenbire kendi eklemi üzerinde dönmek, bir zorlanma sonucunda incinmek.
BAĞLAYICI
Bağlama niteliği olan. Kuruduğu zaman yüzeyde film oluşturan, pigment ve dolgu maddelerini bir arada tutan, boyanın uçucu olmayan bölümü. Bağlamaya ve birleştirmeye yarayan: "Ve" bağlayıcı bir edattır. Uyulması zorunlu.
AĞIRLAŞMAK
Ağır duruma gelmek. Sıkıcı ve bunaltıcı bir durum almak. Güçleşmek, zorlaşmak. Gökyüzü bulutlu ve karanlık, iç karartıcı bir hâl almak. Ağırbaşlı olmak. Yavaşlamak. Yiyecek bozulmaya yüz tutmak. Gebe kadın doğurması yaklaşmak. Hasta tehlikeli duruma gelmek, fenalaşmak. Organ görevini yapamaz duruma gelmek.
BOYUNDURUK
Çift süren veya arabaya koşulan hayvanların birlikte yürümelerini sağlamak için boyunlarına geçirilen bir tür ağaç çember. Zulüm ve zorbalık baskısı, esaret. Güreşte hasmın başını koltuk altına alıp boynuna kol dolama oyunu. Kapı veya pencere vb. açıklıkların üzerine konulan ağaç, taş veya beton kiriş, lento. Mengenenin üst yanındaki kemer biçimli bölüm.
AKILCILIK
Akla dayanan, doğruluğun ölçütünü duyularda değil, düşünmede ve tümdengelimli çıkarmalarda bulan öğretilerin genel adı, usçuluk, akliye, rasyonalizm, deneycilik karşıtı. Akla ve akıl yolu ile varılan yargıya inanma, akla aykırı veya akıl dışı hiçbir şeyi tanımama davranışı ve tutumu, akliye, rasyonalizm. Bilginin evrensellik ve zorunluluğunun deneyden ve deneye dayanan genellemeden değil, yalnızca akıldan çıkartılabileceğini savunan öğreti, rasyonalizm.
ALİ
Yüce, yüksek. "Kurnazca ve haince düzen" anlamında Ali Cengiz oyunu, "çok zorba" anlamında Ali kıran baş kesen, "bir kimse birinden aldığını ötekine, ötekinden aldığını bir başkasına vererek işini yürütmek" anlamında Ali'nin külahını Veli'ye, Veli'nin külahını Ali'ye giydirmek deyimlerinde geçen bir söz.
BUYRUK
Belirli bir davranışta bulunmaya zorlayıcı söz, buyuru, emir, ferman. Egemenlik.
BASKIN
Suç işlediği veya suçluların bulunduğu sanılan bir yere ansızın girme. Benzerleri arasında güç ve önem bakımından başta gelen, başat, hâkim, dominant. Sertlik, zorluk bakımından üstün. Su basması, sel. Ansızın çıkagelme. Kısa süreli, beklenmedik saldırı.
BAĞLAMAK
Bir şeyi bir yere veya bir şeye tutturmak. Birinde bir şeye karşı ilgi, istek uyandırarak o şeye ilgi, yakınlık duymasını sağlamak. Düğümlemek. Uyulması zorunlu olmak. Eklemek, bir araya getirmek, birleştirmek. Başka bir işle uğraşamaz durumda olmak. Anlaşma yapmak. Sona erdirmek, bitirmek, tamamlamak. Gönlünü kazanmak. Geçişi engellemek. Büyü, muska vb.nin aracılığıyla birinin birtakım isteklerini veya yetkinliğini engellemek, yok etmek. Birini söz veya yazı ile bağlamak, taahhüt etmek, angaje etmek. Yaraya ilaç koyup bezle sarmak. Bütün ilgisini bir yerde yoğunlaştırmak. Denk yapmak, paket yapmak.